ÖĞRETMENİME MEKTUP



ÖĞRETMENİME…
 
     Sevgili öğretmenim…
 
     Yıllar öncesi…Okula başladığım ilk gün..
Eylül ayının birinci haftası.Soğuk bir sonbahar sabahı.Yapraklar usul usul dökülüyor dallardan.Adeta bir matem havası yayılıyor etrafa..Sararmış yaprakların dallarından ayrılmaya başladığını hissedercesine annemden ayrılacağımı hissetmek içime bir kor gibi düşüyor…Geniş bir sokağı döndükten sonra Arnavut kaldırımı ve ardından büyük bahçeli bir bina görüyorum, korkum daha da artıyor…Kapıda bir görevliyle karşılaşıyoruz… Her ne kadar onun da elinin sıcaklığını saçlarımda hissetsem bile korkuma galip gelebilmiş değilim…
     Ağlıyorum ,ağlıyorum,ağlıyorum…Annem beni susturmak için çaba sarf ediyor ama nafile…O anda yanımıza birisi yaklaşıyor..Sıcacık elleriyle ,gülümseyen bir yüz ifadesiyle  yanımıza gelen mavi gözlü güzel bir kadın  beni yanağımdan öpüyor…İnsanların hayatında bazı anlar vardır , unutulmaz ve daima hatırlandığında tebessüm ettirir.Sizinle ilk tanışmamız böyle başlamıştı öğretmenim…
 
     Bana isminiz gibi dokunmuştunuz o gün…Yani ipek gibi…
     Sonrası ...Okulun ilk günleri...Ağlayarak geldiğim okul artık bana keyif veriyor…Yeni arkadaşlar ediniyorum.Hep beraber şiirler okuyor ,şarkılar söylüyor,oyunlar oynuyorduk.Ama gözümde bir kişi vardı.İpek öğretmenim. Yani siz…Nedense sizin gibi oynamak,sizin gibi gülmek,sizin gibi şarkı söylemek istiyordum…Kısacası siz olmak istiyordum…
 
     Size öğretmenler günündeki ilk hediyem bir demet papatya idi. Siz her zamanki gibi bana sarıldınız,yanağımı öptünüz ve ‘Teşekkür Ederim.’ dediniz.Bir öğrenci bunun karşılığında ne isteyebilirdi ki.Bütün dünyalar benim olmuştu o an.Yalnız hatırlıyorum da size çiçek verdiğim gün bile bana bir şey öğretmiştiniz.Papatyanın temiz bir kalp anlamına geldiğini sizden öğrendim.
 
    Her güzel şeyin başlangıcı olduğu gibi bir de sonu vardı.Aradan koca bir 5 yıl geçmiş arkadaşlarımdan ve öğretmenimden  ayrılma vakti gelmişti.Bu benim için çok zor bir durumdu.Anne şefkatiyle yaklaşan öğretmenimizden sadece göz yaşı dökerek ayrılmak ona olan borcumuzu ödemek için yeterli olacak mıydı?
 
   Ayrılık vakti gelmişti. Öğretmenimiz bizlere sarıldı ve şöyle dedi:
‘Sizlere söylediğim en güzel hediyeyi bana getireceğinize inanıyorum’ demişti ve bunları söylerken gözleri dolmuştu. Ama bu gözyaşları acının ya da üzüntünün değil umudun gözyaşlarıydı…
 
   Sevgili öğretmenim;
 Aradan yıllar geçti. Okula başladığım ilk gün…
Eylül ayının birinci haftası… Soğuk bir sonbahar sabahı…Yapraklar usul usul dökülüyor dallardan…
Ama artık bir matem havası yok. Sadece heyecan ve mutluluk…
Çünkü birazdan yeni öğrencilerimle tanışacağım…
Onlarla şiirler okuyacağım ,şarkılar söyleyeceğim, oyunlar oynayacağım,kısacası siz olacağım.
Umarım bizlere ektiğiniz sevgi tohumlarının meyvesini bizler de öğrencilerimizden alır ve bu mesleğin hakkını veririz.
 
   Mektubumun yavaş yavaş sonuna geliyorum…Yalnız mektubumu okuyamayacağınızı bilmek beni oldukça üzüyor.Bizden istediğiniz hediyeyi olan altın bileziğimiz yani öğretmenlik mesleğini onurla taşıyacağıma söz veriyorum…
 
   Sevgili öğretmenim;
Ölümün gözün siyahı ve beyazı kadar bize yakın olduğunu da sizden öğrenmiştim…Nur içinde yatın…Mekanınız cennet olsun!..

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=