BİYOLOJİ YAZILARI-1

DÜNYA YALNIZ BİZİM DEĞİL

EĞER BİR CANLI ACI ÇEKİYORSA, BU ACIYI DİKKATE ALMAYI REDDEDECEK AHLAKİ BİR AÇIKLAMA OLAMAZ. CANLININ DOĞASI NE OLURSA OLSUN, EŞİTLİK PRENSİBİ DER Kİ BİRİNİN ACISI BAŞKA BİR CANLININ ACISIYLA EŞDEĞER TUTULABİLİR. IRKÇILAR, KENDİ IRKININ MENFAATLERİ BAŞKA IRKIN MENFAATLERİYLE ÇAKIŞTIĞINDA KENDİ IRKININ MENFAATLERİNİ KAYIRARAK BU PRENSİBİ İHLAL EDİYORLAR. BENZER ŞEKİLDE, TÜR AYRIMCILARI, KENDİ TÜRÜNÜN MENFAATLERİNİN DİĞER TÜRLERİN MENFAATLERİNDEN DAHA ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORLAR. HER 2 DURUMDADA KALIP AYNI. İNSANLIK AİLESİNDE, SAYGI AHLAKİ ZORUNLULUK OLMASINA RAĞMEN (HER İNSAN BİR KİMSEDİR, BİR "ŞEY" DEĞİL), BİR GÜÇ DENGESİZLİĞİ OLDUĞUNDA AHLAKİ SAYGISIZLIKLAR GÖREBİLİYORUZ. GÜÇLÜ OLANIN GÜÇSÜZ OLANA SANKİ BİR "ŞEY"MİŞ GİBİ DAVRANMASI GİBİ. TECAVÜZCÜ BUNU KURBANINA YAPIYOR. ÇOCUK TACİZCİSİ BUNU ÇOCUKLARA YAPIYOR. EFENDİ, KÖLESİNE. BU VE BENZERİ DURUMLARDA, GÜÇLÜ İNSANLAR GÜÇSÜZ İNSANLARI SÖMÜRÜYOR. AYNI ŞEKİLDE, İNSANLAR HAYVANLARADA BU ŞEKİLDE DAVRANIYOR OLABİLİR Mİ? ŞÜPHESİZ Kİ FARKLILIKLAR VAR, ZİRA İNSANLAR VE HAYVANLAR TAM OLARAK AYNI DEĞİLLER. YİNE DE BENZERLİKLER VAR. TAMAM, BU HAYVANLAR İNSANLARLA AYNI İSTEKLERİ PAYLAŞMIYORLAR; TAMAM, BİZ İNSANLARIN ANLADIĞI HER ŞEYİ ANLAMIYORLAR. BUNA RAĞMEN, BAZI İSTEKLERİMİZ ONLARDA DA VAR VE ANLADIĞIMIZ ŞEYLERİN BAZILARINI ANLAYABİLİYORLAR. YEMEK VE SU, BARINAK VE ARKADAŞLIK HAREKET SERBESTLİĞİ VE ACIYA MARUZ KALMAMAK. BU İSTEKLER İNSANLARDA DA İNSAN OLMAYANLARDA DA VAR. ANLAMA AÇISINDAN İSE: İNSANLAR GİBİ, DİĞER HAYVANLAR DA YAŞADIKLARI VE GEZİNDİKLERİ DÜNYAYI ANLIYORLAR AKSİ TAKDİRDE, HAYATTA KALAMAZLARDI. YANİ TÜM FARKLILIKLARIN ALTINDA AYNILIK VAR. BİZİM GİBİ BU HAYVANLAR DA GİZEMİ VE FARKINDALIK MERAKINI OLUŞTURUYOR. BİZİM GİBİ, DÜNYADA TEK BAŞLARINA DEĞİLLER, VE BUNUN FARKINDALAR. BİZİM GİBİ, SADECE KENDİLERİNE AİT OLAN HAYATIN MERKEZİNDELER. TÜM BU YÖNLERDE, İNSANLAR "AYNI DURUMDALAR" ASLANLARLA VE İNEKLERLE, TAVUKLAR VE HİNDİLERLE. BU HAYVANLAR NE HAK EDİYORLAR, VE BU HAYVANLARA NASIL DAVRANILMASI GEREKİYOR? BU SORULAR, ONLARLA PSİKOLOJİK YÖNDEN AKRANLIĞIMIZI FARK EDİNCE CEVAPLANMASI GEREKEN SORULAR. "THE OURTERMOST HOUSE" İSİMLİ KİTABINDA, YAZAR HENRY BESTON ŞÖYLE YAZIYOR: "HAYVANLAR İÇİN BAŞKA, DAHA AKILLICA VE BELKİ DE MİSTİK BİR ANLAYIŞA İHTİYACIMIZ VAR. EVRENSEL DOĞAYI UNUTUP GELİŞMİŞ HÜNERLELE YAŞAYAN UYGAR İNSANLAR CANLILARA KENDİ PENCERESİNDEN BAKIYOR VE ÇARPIK BİR RESİM GÖRÜYOR. HAYVANLARI HOR GÖRÜYORUZ; YETERSİZLİKLERİNDEN DOLAYI, TRAJİK KADERLERİNDEN DOLAYI. BU BAKIMDAN BİZ HATA YAPIYORUZ, BÜYÜK BİR HATA. HAYVANLARI ÖLÇMEK İNSANLARA KALMAMALI. BİZİM DÜNYAMIZDAN DAHA ERİŞKİN VE DAHA TAM BİR DÜNYADA ÖZGÜRCE GEZEBİLİRLER, BİZİM KAYBETTİĞİMİZ YA DA HİÇ SAHİP OLMADIĞIMIZ HİSLERLE VE BİZİM HİÇBİR ZAMAN DUYAMAYACAĞIMIZ SESLERLE BERABER. ONLAR KARDEŞLERİMİZ DEĞİL; ONLAR DAHA AŞAĞI DA DEĞİL; ONLAR BAŞKA TOPLUMLAR, BİZİMLE BİRLİKTE AYNI YER VE ZAMAN AĞINDA BULUNMUŞ OLAN DÜNYANIN GÖRKEMİNİN VE EZİYETİNİN MAHKUMLARI."

HİNTLİ ADAM VE AKREP


Hintli bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar.

Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar.

Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama Hintli adam söyle der: "Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var. Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?"

Sevmekten vazgeçmeyin,iyiliğinizden vazgeçmeyin; etrafınızdaki akrepler sizi soksalar da...

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ ?


Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini…

 

• Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…

 

• Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…

 

• Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu.. 

 

• Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…

 

• Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..

 

• Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…

 

• Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…

 

• Bütün bunların, 1500 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu...

 



MİDEDE ÜREYEN KURBAĞALAR

Avusturalya'da yaşayan Rheobatrachus Silus türü kurbağaların kullandığı olağanüstü üreme yöntemi, Allah'ın canlıları ne denli üstün tasarımlarla yarattığının bir örneğidir. Dişi Rheobatrachuslar, döllendikten sonra kendi yumurtalarını yutarlar. Ama bu yumurtalarla beslenmek için değil, onları korumak için.. Yumurtalardan çıkan iribaşlar midede kaldıkları 6 hafta boyunca sürekli gelişir. Peki iribaşlar nasıl olmaktadır da uzun zaman sindirilmeden midede kalabilmektedir?

 

Yavrusunu ağzından dünyaya getiren Rheobatracbus kurbağası<span> </span>

Bunun için kusursuz bir sistem yaratılmıştır. Öncelikle anne kurbağalar, bu 6 haftalık üreme mevsiminde yemeyi, içmeyi keser. Bu sayede mideleri sadece yavrulara tahsis edilmiş olur. Ancak bir diğer tehlike, midenin düzenli olarak salgıladığı hidroklorik asit ve pepsindir. Bu salgıların normalde yavruları çok kısa sürede parçalayıp öldürmesi gerekir. Ancak buna karşı çok özel bir tedbir alınmıştır. Anne karnındaki sıvılar, yumurta kapsüllerinden, daha sonra da iribaşlardan salgılanan "prostaglandin E2" adlı salgıyla etkisiz hale getirilir. Böylece yavrular bir asit havuzu içinde yüzmelerine rağmen güvenli bir biçimde büyür.

Peki ama bu iribaşlar annelerinin midesinde neyle beslenir? Bu soruna karşı da özel bir çözüm yaratılmıştır. Bu türe ait yumurtalar, diğer kurbağa türlerinin yumurtalarına göre oldukça büyüktür. Bunun nedeni ise, yumurtaların içine yavruyu beslemek için protein yönünden çok zengin bir yumurta sarısı tabakası yerleştirilmiş olmasıdır. Bu yumurta sarısı, yavruları 6 hafta boyunca beslemek için yeterlidir.Doğum anı da kusursuzca tasarlanmıştır. Yavrular mideden çıkıp dış dünyaya adım atarken, annenin yemek borusu, aynen doğum sırasındaki vagina gibi genişler. Yavrular dışarı çıktıktan sonra ise anne yemek yemeye başlar ve mide eski haline döner.

Rheobatrachus Silus türü kurbağaların bu olağanüstü üreme yöntemi, evrim teorisini çok açık bir biçimde geçersiz kılmaktadır. Çünkü bu üreme sistemi, tamamen "indirgenemez komplekslik" özelliğine sahiptir. Sistemin başarılı olabilmesi ve dolayısıyla kurbağanın üreyebilmesi için, bütün aşamaların eksiksiz olması şarttır. Annenin yumurtaları yutacak ve 6 hafta boyunca da başka hiçbir şey yemeyecek bir içgüdüye sahip olması zorunludur. Yumurtalar da, mide asitlerini etkisiz hale getiren sıvıyı salgılamalıdır. Öte yandan, yumurtalara yavruların 6 hafta boyunca beslenmesini sağlayacak büyük bir yumurta sarısı tabakası eklenmesi ya da doğum anında annenin yemek borusunun genişlemesi de şarttır. Bunların hepsi aynı anda gerçekleşmezse, üreme gerçekleşmeyecek ve kurbağanın soyu tükenecektir.

Dolayısıyla bu sistem evrim teorisinin iddia ettiği gibi aşama aşama ortaya çıkmış olamaz. Dünya üzerindeki ilk Rheobatrachus Silus türü kurbağa, bu kusursuz sisteme sahip olarak var olmuştur. Bu ise elbette bu kurbağaların Allah tarafından bir anda ve kusursuzca yaratıldıklarını göstermektedir. Bu yazı boyunca incelediğimiz tüm canlılar da yine aynı gerçeği ispatlamaktadır. Tüm doğaya hakim olan üstün bir yaratılış vardır. Allah, her canlıyı son derece kompleks sistemlerle yaratmıştır ve böylelikle de bu canlıları inceleyen insanlara Kendi gücünü ve ilmini sergilemektedir. Bir ayette Allah'ın kusursuz yaratışı şöyle haber verilir.

"O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." (Haşr Suresi, 24)

 


Kendini yemek olarak feda eden anne

BOULENGERULA TAITANUS

Hem karada hem de suda yaşayabilen Boulengerula taitanus sürüngen türünün dişileri yavrularını kendi derisiyle besliyor.

 

 

 

'Nature' dergisinin son sayısında yayımlanan araştırmaya göre, Boulengerula taitanus adı verilen tropikal etobur sürüngenin dişileri, yetişkinliğe erene kadar yavrularına kendi derilerini ikram ediyor.  Bilim adamlarına göre bu durum hayvanlar aleminde şimdiye dek görülmemiş bir olay. Çünkü 20-30 santimetre boyundaki yavrular, annelerinin dış deri hücrelerini kemirmeye elverişli özel dişlerle dünyaya geliyor.  Yavru büyüyor, anne küçülüyor  Londra'daki Tabiat Tarihi Müzesi'nden Mark Wilkinson başkanlığındaki araştırma ekibi, kemirilen epitel dokunun lipide (yağ) dönüştüğünü tespit etti. Yağ hücreleri, minik yavruların hızla büyümesini sağlıyor.  Laboratuvar şartlarında yapılan gözlemlere göre, yavrular bir hafta içinde yüzde 11 büyürken, annenin vücut kütlesi yüzde 14 azaldı.  Tek yiyecekleri anneleri  Yavruların midesinde neler olduğunu da inceleyen araştırmacılar, annelerinin derisinin yavruların tek besin kaynağı olduğu sonucuna vardı.

 

 

Bu tür davranışlara bir  çok örnek verilebilir.Bunlar ise evrim teorisinin geçersizliğini ispat ederken, tüm evrenin üstün bir Yaratıcı tarafından yaratıldığı ve her bir canlının Yaratıcısı olan Allah’ın ilhamı ile davrandığı gerçeğini ortaya çıkarır.

kaynak: www.Cnnturk.com

 


 

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=