TİREBOLU ANADOLU LİSESİ
ANASAYFA
PDF NOTLAR
DERS NOTLARI-2 (GENEL)
YGS-LYS KONU ANLATIMI
BİLİMSEL ÇALIŞMA
BİYOLOJİ ALANLARI
BESİNLER
CANLILIK VE HÜCRE
YÖNETİCİ MOLEKÜLLER
SINIFLANDIRMA
EKOLOJİ
DAVRANIŞ-EVRİM
ÜREME-GELİŞME
DOKULAR
SİNİR SİSTEMİ
SİNİR SİSTEMİ (EK BİLGİLER)
ENDOKRİN SİSTEM
DESTEK-HAREKET
SİNDİRİM SİSTEMİ
TAŞIMA-DOLAŞIM
SOLUNUM SİSTEMİ
BOŞALTIM SİSTEMİ
SOLUNUM
FOTOSENTEZ
KALITIM
ALTERNATİF NOTLAR-1
ALTERNATİF NOTLAR-2
ALTERNATİF NOTLAR-3
ALTERNATİF NOTLAR-4
YGS-LYS DİĞER DERSLER
TRAFİK VE İLKYARDIM
SAĞLIK BİLGİSİ
SAĞLIKLI YAŞAM
REHBERLİK SERVİSİ
SINAVLARA HAZIRLIK
İLERİ BİYOLOJİ
CAMPBELL BİYOLOJİ -1
CEVAPLI TEST SORULARI
TEST-1(BİLİM)
TEST-2(BİLİM)
TEST-3(BİLİM)
TEST-1(BESİNLER)
TEST-2(BESİNLER)
TEST-1(HÜCRE)
TEST-2(HÜCRE)
TEST-3(HÜCRE)
TEST-4(HÜCRE)
TEST-5(HÜCRE)
TEST-1(HÜCREBÖLÜNMELERİ)
TEST-2(HÜCREBÖLÜNMELERİ)
TEST-3(HÜCREBÖLÜNMELERİ)
TEST-1(SINIFLANDIRMA)
TEST-2(SINIFLANDIRMA)
TEST-3(SINIFLANDIRMA)
TEST-4(SINIFLANDIRMA)
TEST-1(EKOLOJİ)
TEST-2(EKOLOJİ)
TEST-3(EKOLOJİ)
TEST-1(DAVRANIŞEVRİM)
TEST-2(DAVRANIŞEVRİM)
TEST-1(ÜREMEGELİŞME)
TEST-2 (ÜREME-GELİŞME)
TEST-1(DOKULAR)
TEST-2(DOKULAR)
TEST-1(SİNİRSİSTEMİ)
TEST-2 (SİNİR SİSTEMİ)
TEST-1(DUYU ORGANLARI)
TEST-1(ENDOKRİNSİSTEM)
TEST-2(ENDOKRİN SİSTEM)
TEST-1(DESTEKHAREKET)
TEST-2(DESTEKHAREKET)
TEST-1(SİNDİRİMSİSTEMİ)
TEST-2 (SİNDİRİM SİSTEMİ)
TEST-1(TAŞIMADOLAŞIM)
TEST-2(TAŞIMADOLAŞIM)
TEST-3(TAŞIMADOLAŞIM)
TEST-4(TAŞIMADOLAŞIM)
TEST-5(TAŞIMADOLAŞIM)
TEST-1(SOLUNUMSİSTEMİ)
TEST-1(BOŞALTIMSİSTEMİ)
TEST-2(BOŞALTIMSİSTEMİ)
TEST-1(SOLUNUM)
TEST-2 (SOLUNUM)
TEST-3 (SOLUNUM)
TEST-1(FOTOSENTEZ)
TEST-2(FOTOSENTEZ)
TEST-3(FOTOSENTEZ)
TEST-1(NÜKLEİKASİTLER)
TEST-2(NÜKLEİKASİTLER)
TEST-3(NÜKLEİKASİTLER)
TEST-1(KALITIM)
TEST-2 (KALITIM)
TEST-3 (KALITIM)
TEST-4 (KALITIM)
TEST-5 (KALITIM)
YGS BİYOLOJİ DENEMELERİ
LYS BİYOLOJİ DENEME-1
LYS BİYOLOJİ DENEME-2
LYS BİYOLOJİ DENEME-3
LYS BİYOLOJİ DENEME-4
LYS BİYOLOJİ DENEME-5
LYS BİYOLOJİ DENEME-6
LYS BİYOLOJİ DENEME-7
LYS BİYOLOJİ DENEME-8
YGS-LYS TEST
BİYOTEST
ÇIKMIŞ SINAV SORULARI
YAPRAK TESTLER
BLİMSEL ÇALIŞMA
BESİNLER YAPRAK TEST
EKOLOJİ YAPRAK TEST
BOŞALTIM SİSTEMİ TEST
BİYOLOJİ DENEME
DERS VİDEOLARI
DERS VİDEO(BİYOLOJİ)
DERS VİDEO (SBS)
DERS VİDEO (YGS-LYS)
DERS VİDEO(AÖF)
DERS VİDEO(KPSS)
ÇALIŞMA SORULARI
DERSE HAZIRLIK
BİLİM (TEST)
SİNİR SİSTEMİ(TEST)
DESTEK-HAREKET(TEST)
SİNDİRİM SİSTEMLERİ
HORMONAL SİSTEM(TEST)
BOŞALTIM SİSTEMLERİ(TEST)
SOLUNUM SİSTEMLERİ
TAŞIMA-DOLAŞIM SİSTEMİ
ÜREME-GELİŞME (TEST)
KALITIM (TEST)
BİYOLOJİ TESTLERİ-1
YAZILIYA HAZIRLIK
HAZIRLIK-1(9.SINIF)
HAZIRLIK-2 (9.SINIF)
HAZIRLIK-3 (9.SINIF)
HAZIRLIK-4 (9.SINIF)
HAZIRLIK-5 (9.SINIF)
HAZIRLIK-1(10.SINIF)
HAZIRLIK-2 (10.SINIF)
HAZIRLIK-1 (11.SINIF)
HAZIRLIK-1(12.SINIF)
SAĞLIK BİLGİSİ DERSİ
BİYOLOJİ ARŞİVİMİZ
BİYOGRAFİ-1
BİYOGRAFİ-2
BİYOLOJİ ATLASI
BİYOLOJİ LABORATUVARI
BİYOLOJİ LİNKLERİ
BİYOMAKALE
BİYOLOJİ SİTELERİ
BİYOLOJİ ZÜMRESİ-PLAN
BİYOLOJİ ZÜMRESİ
BİYOVİDEO
ZTV BİYOLOJİ
BİLGİ BANKASI
BİLİYOR MUSUNUZ?
İLGİNÇ BİLGİLER
MERAK ETTİKLERİMİZ
NEDEN
PROJE ÖRNEKLERİ
SAĞLIK-VİDEO
SESLİ ÖĞREN
SORULAR-CEVAPLAR
BİYOANİMASYON-MİKROSKOP
ANİMASYONLAR-1
ANİMASYONLAR-2
MİKROSKOP GÖRÜNTÜLERİ
SLAYT ARŞİVİ
BİYOLOJİ SLAYTLARI
BİYOLOJİ SLAYTLARI-1
BİYOLOJİ SLAYTLARI-2
BİYOLOJİ SLAYTLARI-3
BİYOLOJİ SLAYTLARI-4
BİYOLOJİ SLAYTLARI-5
BİYOLOJİ SLAYTLARI-6
BİYOLOJİ SLAYTLARI-7
BİYOLOJİ SLAYTLARI-8
BİYOLOJİ SLAYTLARI-9
BİYOLOJİ SLAYTLARI-10
BİYOLOJİ SLAYTLARI-11
BİYOLOJİ SLAYTLARI-12
SLAYT ARŞİVİ (TIP)
SLAYT ARŞİVİ (GENEL)
BESİNLER (SUNU ARŞİVİ)
SLAYT ARŞİVİ (KARIŞIK)
SLAYT ARŞİVİ(GEZİ)
BELGESEL KUŞAĞI
BELGESEL ARŞİVİ
BELGESEL ARŞİVİ-1
BELGESEL ARŞİVİ-2
BELGESEL GÜNLÜĞÜ
BELGESELTUBE-1
BELGESELTUBE-2
FACEBOOK BELGESELLERİ-1
KARIŞIK BELGESELLER-1
KARIŞIK BELGESELLER-2
BİLİM ARŞİVİMİZ
AĞAÇLAR
BİLİM-HABER ARŞİVİ
BİYOARŞİV
BİYOKİMYA ARŞİVİ
BOTANİK ARŞİVİ
BİYOTEKNOLOJİ ARŞİVİ
DERGİ ARŞİVİ
DÖKÜMAN ARŞİVİ
E-BİYOLOJİ ARŞİVİ
EKOLOJİ ARŞİVİ
EKOLOJİ MAGAZİN ARŞİVİ
BİYOFORUM
FOTOALBÜM-1
FOTOĞRAF ARŞİVİ
GONCA ARŞİVİ
GENETİK ARŞİVİ
HABER ARŞİVİ
HASTALIKLAR ARŞİVİ
HİDROBİYOLOJİ ARŞİVİ
KÜRESEL ISINMA ARŞİVİ
MERCEK ARŞİVİ
MİKROBİYOLOJİ ARŞİVİ
NATİONALGEOGRAPHİCARŞİVİ
NÖROLOJİ ARŞİVİ
OLİMPİYAT ARŞİVİ
ÖDEV ARŞİVİ
ÖDEV-TEZ ARŞİVİ
POPÜLER BİLGİ ARŞİVİ
REHBERLİK ARŞİVİ
SAĞLIK ARŞİVİ
SIZINTI ARŞİVİ
SUNU ARŞİVİ(PPT)
SUNU ARŞİVİ (PDF)
ŞİFALI BİTKİLER
TIP ARŞİVİ
ZOOLOJİ ARŞİVİ
BİLİŞİM ARŞİVİ
BİLİŞİM ARŞİVİ-1
BİLİŞİM ARŞİVİ-2
BİYOLOJİ YAZILARI
BİYOLOJİ YAZILARI-1
GENEL KÜLTÜR ARŞİVİMİZ
10 HARİKA
ANİMASYONLAR
AÖF
BAHÇIVAN
BEĞENİLEN SAYFALAR
COĞRAFYA
ÇİZGİ DİZİLER
DİVAN EDEBİYATI
EDEBİ BİLGİLER ARŞİVİ
EDEBİYAT
E-OKUL MEBBİS ARŞİVİ
FELSEFE ARŞİVİ
FELSEFE KULÜBÜ
FOBİLERİMİZ
GENEL KÜLTÜR
HEREDOT CEVDET
HİKAYE ARŞİVİ
İLKYARDIM ARŞİVİ
İNGİLİZCE
İZM-LOJİ
KİŞİSEL GELİŞİM VİDEOLARI
KİTAP ARŞİVİ
KİTAP
KÖŞE YAZARLARI
KÜLTÜR VİDEO ARŞİVİ
MERAKLISINA
MEVZUAT ARŞİVİ
NECİP FAZIL KISAKÜREK
ÖĞRETMEN
PROTOKOL
PSİKOLOJİ
REHBERLİK
RENKLERİN DÜNYASI
SERTİFİKA
SÖZLÜK
SÖZLÜK (OSMANLICA)
ŞİİR DİNLETİLERİ
TEMİZ HAVA SAHASI
ÜLKE-BAŞKENT
VİKİPEDİ
YARIŞMA
YEMEKLERİMİZ
DİNİ BİLGİLER ARŞİVİ
40 HADİS
AYET-HADİS DERYASI
AYETLER
BEDDUA
DİNİ BİLGİLER ARŞİVİ-1
DİNİ BİLGİLER ARŞİVİ-2
DİNİ BİLGİLER ARŞİVİ-3
DUA
DUALAR
EVLİYALAR
HADİS SOHBETLERİ
İBRET
İSLAM
İTAAT
KUR'AN-I KERİM ZİYAFETİ
KUTSAL EMANETLER
MP3 DOSYALAR
NAMAZ
PEYGAMBERİMİZ (S.A.V)
SEVAPLAR VE GÜNAHLAR
SUALLER-CEVAPLAR
SÜLEYMANİYE DERSLERİ
TASAVVUF
TECVİT DERSLERİ
TEFSİR DERSLERİ
TARİH ARŞİVİ
İLBER ORTAYLI İLE TARİH
MİNYATÜRLER
PORTRELER
SARAYLAR
TARİHTE İLKLER
TARİH GÜNLÜĞÜ-1
TARİH ÖĞRENİYORUM
TARİH (SLAYT)
TARİH VİDEO ARŞİV
MÜZİK ARŞİVİ
ARAPÇA MÜZİK DİNLE
DURSUN ALİ ERZİNCANLI
EDİP AKBAYRAM
ENSTRÜMANTAL MÜZİK
İLAHİLER
KLASİK MÜZİK
MP3 DİNLE
MUSTAFA DEMİRCİ
MÜZİK ARŞİVİM
OZANLARIMIZ
ŞARKI SÖZLERİ
ŞARKI VİDEOLARI
TÜRKÇE KLİP
TÜRKÇE POP
TÜRK SANAT MÜZİĞİ
TÜRKÜLERİMİZ
SİNEMA SALONLARIMIZ
VİZYONDAKİ FİLMLER
SİNEMA İZLE(YENİFİLMLER1)
SİNEMA İZLE (YENİFİLMLER2)
SİNEMA SALONU-1
SİNEMA SALONU-2
SİNEMA SALONU-3
SİNEMA SALONU-4
SİNEMA-TÜRKÇE DUBLAJ
SİNEMA-FİLMİNİ İZLE
SİNEMA-FİLMFULLİZLE
SİNEMA-EZGİ FİLM
SİNEMADA FİLM İZLE
SİNEMA-EN SON FİLM
SİNEMA-FİLMDEYİZ
SİNEMA SİTELERİ
KENDİMİZİ SINAYALIM
SORULARLA COĞRAFYA
SORULARLA DİN KÜLTÜRÜ
SORULARLA EDEBİYAT
SORULARLA EKONOMİ
SORULARLA FEN BİLGİSİ
SORULARLA GENEL KÜLTÜR-1
SORULARLA GENEL KÜLTÜR-2
SORULARLA GÜNCEL BİLGİ
SORULARLA KELİME BİLGİSİ
SORULARLA KÜLTÜR
SORULARLA MÜZİK
SORULARLA POLİTİKA
SORULARLA SAĞLIK
SORULARLA SİNEMA
SORULARLA SPOR
SORULARLA TARİH
SORULARLA TARİH-2
SORULARLA KPSS-1
SORULARLA KPSS-2
SORU-TEST-1
SORU- TEST (GENEL KÜLTÜR)
PROTOKOL SONAVI HAZIRLIK
UZMAN TV ARŞİVİMİZ
UZMAN TV-BEBEK SAĞLIĞI
UZMAN TV-ÇOCUK SAĞLIĞI
UZMAN TV-DOĞUM SONRASI
UZMAN TV-EBEVEYN REHBERİ
UZMAN TV-HAMİLELİK
UZMAN TV-OTOMOTİV
UZMAN TV-SAĞLIK
UZMAN TV-TEKNOLOJİ
UZMAN TV-VİDEOARŞİV(1)
UZMAN TV-VİDEOARŞİV(2)
CNNTÜRKVİDEO-
FOTO-RESİM-VİDEO
3D FOTOĞRAFLAR
RESİM-VİDEO
FOTOĞRAFLAR-1
FOTOĞRAFLAR-2
O ''AN''
UZAY FOTOĞRAFLARI
İBRETLİ SÖZLER
KARIŞIK PAYLAŞIM ARŞİVİ
ATASÖZLERİ
DEYİMLER
ETKİLEYİCİ SÖZLER
GÜNÜN SÖZÜ
GÜZEL SÖZLER-1
GÜZEL SÖZLER-2
MANİDAR SÖZLER
RESİMLİ PAYLAŞIMLAR-1
RESİMLİ PAYLAŞIMLAR-2
RESİMLİ PAYLAŞIMLAR-3
SÖZLÜ PAYLAŞIMLAR
RESİMLİ PAYLAŞIMLAR-4
KİTAP TANITIMLARI
KİTAP TANITIMI-1
KİTAP LİSTESİ (ÖRNEK)
KİTAP LİSTESİ (HARF SIRASI)
YENİ ÇIKANLAR
EĞLENCE
ÇOCUKLAR İÇİN
DUVAR YAZILARI
EĞİTİCİ OYUNLAR
EĞLENCE DÜNYASI
FIKRA
İĞRENÇ ÖTESİ ESPİRİLER:))
DOST SİTELER
BİYOLOJİ DÜNYASI
BİYOLOJİ KONGRESİ
BİYOLOJİ LİSESİ
CANLIBİLİMİ
RESİMLİ BİYOLOJİ SÖZLÜĞÜ
BİYOLOJİ SÖZLÜĞÜ(GENEL)
A
B
HAYVANLAR ALEMİ (RESİMLİ)
MUHTELİF YAZILAR
ÖĞRETMENİME MEKTUP
DİL ÖĞRENİYORUM
ARAPÇA ÖĞRENİYORUM
DERSİMİZ İNGİLİZCE-1
RESİMLİ İNGİLİZCE
OSMANLICA ÖĞRENİYORUM
OSMANLICA (FACEBOOK)
GÜNCEL HABER ARŞİVİ
HABERCİ-1
HABERCİ-2
HABERCİ-3
HABERCİ-4
HABER SİTELERİ
LİNK ARŞİVİ
GEREKLİ LİNKLER
LİNK REHBERİ-1
LİNK REHBERİ-2
SİTE İÇERİK SAYFASI
SİTE İÇİNDE SİTE-1
SİTE İÇİNDE SİTE-2
SİTE REHBERİ-1
SİTE REHBERİ-2
SİTE TEHBERİ-3
AÖF TARİH BÖLÜMÜ
3.DÖNEM
AÖF İNGİLİZCE-1
AÖF İNGİLİZCE-2
SINAV KÜLTÜR
İNTERNET SİTEMİZ
ATATÜRK KÖŞESİ
BİLGİ YARIŞMASI-1
BİLGİ YARIŞMASI-2
BİLİYOR MUYDUNUZ?
BORSA-EKONOMİ
CANLI TV
DUYURULAR
E KİTAP
FORUM
İLETİŞİM
İSTİKLAL MARŞI
OKULLAR
OTOMOBİL DÜNYASI
ÖĞRETMENLER İÇİN
SESLİ OKU
SİTE İÇİ ARAMA
SİTE KÜNYESİ
SPOR
TAKVİM YAPRAĞI
AÖF TARİH BÖLÜMÜ VİDEO ANLATIM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
AÖF DERSLERİ


CAMPBELL BİYOLOJİ -1
Right Click to Save Logo



BÖLÜM-1


GİRİŞ:
CANLILIK ÖĞRETİSİNİN ON TEMASI

CANLILIĞIN BİR ÇOK DÜZEYDE KEŞFEDİLMESİ:
  • Her düzeydeki biyolojik organizasyon belirgin özelliklere sahiptir.
  • Hücreler bir organizmanın yapısal ve işlevsel birimleridir.
  • Canlılığın devamlılığı, DNA şeklindeki kalıtsal bilgiye dayanır.
  • Biyolojik organizasyonun her düzeyinde yapı ile işlev birbiriyle bağlantılıdır.
  • Organizmalar sürekli olarak çevreleri ile etkileşen açık sistemlerdir.
  • Canlı sistemlerdeki dinamik denge ,düzenleyici mekanizmalarla sağlanır.


EVRİM -AYNILIK-ÇEŞİTLİLİK:
  • Çeşitlilik ve aynılık yeryüzündeki canlılığın iki ayrı yüzüdür.
  • Evrim teması biyolojinin çekirdeğidir.

BİLİMSEL SÜREÇ:

  • Bilim,tekrarlanabilen gözlemleri ve test edilebilen hipotezleri içeren bir sorgulama sürecidir.
  • Bilim ve teknoloji toplumsal işlevlerdir.
BÖLÜM TEKRARI:BİYOLOJİK KAVRAMLARI BİRLEŞTİREN TEMALARIN KULLANILIŞI:
  • Canlılığın öğretisi olan biyoloji insan ruhunda köklenir.
  • İnsanlar evde hayvan besler,bitki yetiştirir.
  • Arka bahçelerine koydukları yuvalara kuşları davet eder,hayvanat bahçelerini ve doğal koruma alanlarını gezmeye giderler.
  • İnsanlar her çeşit hayat formuna karşı yakınlık duyma ve merak etme eğilimindedirler.
  • Biyoloji,bu insani eğilimin bilimsel uzantısı ve serüven düşkünü zihinlerin bilimidir.
  • Bu biliz bizi bizzat ya da bir başkasının yerine ormanlara , çöllere , denizlere ve diğer ortamlara gitmeye zorlar.
  • Bu çevrelerde yaşayan canlılarla onların fiziksel ortamları , ekosistemler olarak adlandırılan karmaşık ağlar şeklinde,iç içe örülmüştür.
  • Canlılığı araştırmak bizi,organizma olarak adlandırılan canlı varlıkların nasıl işlev gördüklerini daha yakından incelemek için ,laboratuvarlara yöneltir.
  • Biyoloji bizi,canlılığın temel birimleri olan hücrelerin mikroskobik dünyasına ve hücreleri kuran moleküllerin submikroskobik ortamına sürükler.
  • Zihinsel gezimiz bizi,geçmiş zamanlara da götürür ;çünkü biyoloji sadece günümüzde yaşayan canlılarla değil ,geçmişi hemen hemen 4 milyar öncesine uzanan eski hayat formlarının tarihçesiyle ilgilenir.
  • Bu bölümün amacı ; sizi bu çok yönlü bilimle tanıştırmaktır.
  • Şu anda biyolojinin en heyecanlı dönemiyle karşı karşıyasınız.
  • Tarihteki en büyük ve en donanımlı bilim adamları topluluğu,bir zamanlar çözümsüz gibi görünen biyolojik bilinmezleri çözümlemeye başlıyor.
  • Bizler tek bir hücrenin nasıl bir bitki yada hayvan haline geldiğini ,insan zekasının nasıl çalıştığını ,bitkilerin güneş enerjisini kimyasal enerjiye nasıl dönüştürdüklerini ormanlar yada mercan adalrı gibi biyolojik komunitelerde organizmaların nasıl etkileşim ağları oluşturduklarını ve yeryüzündeki çok çeşitli canlıların ilk mikroorganizmalardan nasıl geliştiklerini anlamaya şimdi daha yakınız.
  • Modern biyoloji hem önemli hem de heyecan vericidir.
  • Genetik ve hücre biyolojisi tıp ve tarımda devrim niteliği taşır.
  • Moleküler biyoloji,antropolojiye yeni olanaklar sağlamakta ve ilk insanların ortaya çıkışını ve yayılışını incelemede bize yardımcı olmaktadır.
  • Nörobilim ve evrimsel biyoloji psikoloji ve sosyolojiyi yeniden şekillendirmektedir.
  • Burada sıralananlar , biyolojinin kültürümüzün kumaşını nasıl dokuduğunu  gösteren örneklerin sadece birkaçıdır.
  • İçinde bulunduğumuz dönem,aynı zamanda biyoloji öğrenmenin en zor olduğu dönemdir.
  • Modern biyolojiyi çok heyecan verici kılan buluş patlaması aynı zamanda  profosyonel biyologlar için bile korkutucu olmaktadır.
  • O halde, biyolojiyi yeni öğrenmeye başlayan öğrenciler bu bilgi ve buluş selinde boğulmamak için ,başlarını suyun üstünde tutmayı nasıl ümit edebilirler?
  • Bunun anahtarı biyolojinin tümüne yayılan birleştirici temaların ayırdına varmaktır.
  • Bu temalar herhangi bir ders kitabında sunulan özel bilgilerin çoğunun kullanılmaz hale geleceği onlarca yıl sonra bile uygulanabilecektir.
  • Bu bölüm canlılık öğretisindeki kapsamlı ve kalıcı temaların bazılarını sunmaktadır.
  • Yukarıda verilen liste bu on temayı özetlemektedir.

Acem lalesi

CANLILIĞIN BİR ÇOK DÜZEYDE KEŞFEDİLMESİ:
  • Biyologlar canlılığı moleküllerden küresel boyuta kadar uzanan birçok farklı düzeyde araştırırlar.
  • Bu ilk tema bir çok biyolojik düzeyi bütünsel bir canlılık görüntüsü içine yerleştirmede sizlere yardımcı olacaktır.
     
Paul Serena: Paleontolog (Fosil uzmanı)
Joanne Chory: Bitki biyoloğu
George Langford:Hücre biyoloğu
Flossie Wong- Staal: HIV araştırıcısı



Her düzeydeki biyolojik organizasyon belirgin özelliklere sahiptir.
  • Canlılığın temel özelliği,yüksek düzeydeki düzendir.
  • Bu düzeni bir yaprağın içindeki karmaşık damarların ya da bir kuşun renkli tüylerinin motiflerinde görebilirsiniz.
  • Biyolojik düzen çıplak gözle görünmeyen düezeyler de dahil ,her düzeyde vardır.
Organizasyon Hiyerarşisi:
  • Biyolojik organizayon ,yapısal düzeylerin hiyerarşisine dayanır.
  • Bu hiyerarşide her düzey kendi altındaki düzeyler üzerine kurulur.
  • Her türlü maddenin yapıtaşları olan ve en alt düeyde bulunan atomlar,karmaşık biyolojik moleküller halinde düzenlenirler.
  • Canlılığı kuran moleküllerin birçoğu organel adı verilen küçük yapıların içinde bir araya gelirler.
  • Organeller ise hücrelerin bileşenleridir.
  • Hücreler organizmaların alt birimleri,organizmalar ise canlılığın birimleridir.
  • Amip gibi bazı organizmalar tek hücreden oluşur;ancak diğerleri özelleşmiş birçok hücre tipinin bir araya geldiği , çok hücreli birlikteliklerdir.
  • Bir amipin tek hücre ile başardıklarını ,besinlerin alınışı ve işlenmesi,artıkların uzaklaştırılması,çevresel uyarılara cevap verilmesi,üreme ve diğer işlevler bir insan ya da başka çok hücreli bir organizma,özelleşmiş hücreler arasındaki işbölümü ile başarılır.
  • Amipin aksine sizin hücrelerinizin hiçbiri kendi başına uzun süre yaşayamaz.
  • Bir hayvan ya da bitki olarak tanıdığımız organizma tek tek hücrelerin rastgele bir araya toplanmış hali olmayıp işbirliği içinde olan çok sayıdaki hücrenin oluşturduğu birlikteliktir.
  • Çok hücreli organizmalar hücre düzeyinin üzerinde üç temel yapısal düzey sergilerler:
  • Benzer hücreler dokular halinde gruplaşır,farklı dokuların özel bir düzenle bir araya gelmeleri organları oluşturur ve organlar organ sistemleri içinde gruplaşır.
  • Örneğin; hareketlerimizi eşgüdümlü hale getiren sinyaller (sinir impulsları)nöron adı verilen özelleşmiş hücreler boyunca iletilirler.
  • Beynimizdeki sinir dokusu son derece karmaşık iletişim ağları şeklinde organize olmuş milyarlarca nöron içerir.
  • Ancak beyin sadece sinir dokusundan oluşmayıp ,çok farklı dokulardan yapılmış bir organdır.
  • Bu dokular arasında beynin koruyucu kılıfını oluşturan ve bağ dokusu  adı verilen bir doku tipi de bulunur.
  • Beyin sinir sisteminin bir parçasıdır.
  • Sinir sistemi aynı zamanda omurilik ve omuilik ile vücudun diğer kısımları arasında mesaj aktaran çok sayıda sinir içerir.
  • Sinir sistemi ise ,insan ve diğer kompleks hayvanlara özgü organ sistemlerinden sadece biridir.
  • Biyolojik organizasyonun hiyerarşi içinde tek tek organizmaların daha üst düzeylerinde de basamaklar vardır.
  • Populasyon ,aynı türe ait organizmaların oluşturduğu yerel bir gruptur.
  • Aynı alanda yaşayan farklı türlere ait populasyonlar,biyolojik bir komunite oluşturur.
  • Ortamın toprak ve su gibi cansız öğelerini de içeren komunite etkileşimleri, bir ekosistemi oluşturur.
  • Biyolojik organizasyonun her düzeyde araştırılması ,canlılık öğretisinin temelidir.
  • Bu bölüm temel olarak,canlı kimyasından başlayıp,ekosistemlerin ve yeryüzündeki tüm ekosistemlerin toplamı olan biyosferin öğrenilmesiyle sonlanacak şekilde ,biyolojik organizasyondaki sırayı izleyecektir.
  • Bununla birlikte,biyolojik süreçlerin genellikle çeşitli biyolojik organizasyon düzeylerini içerdiğini de göreceksiniz.
  • Örneğin;bir çıngıraklı yılanın kıvrılmış pozisyondan çıkıp bir fareye saldırırkenyaptığı eşgüdümlü hareketler,onun vücudundaki molekül,hücre doku ve organ düzeylerindeki karmaşık etkileşimlerin bir sonucudur.
  • Bu davranış,yılan ile avının içinde yaşadıkları biyolojik komüniteyi de etkiler.
  • Bu tip predasyon olayları hem fare hem de çıngıraklı yılan populasyonlarının büyüklükleri üzerinde önemli bir kümülatif etki yapabilir.
  • Biyologların birçoğu canlılık öğretisinin belirli bir düzeyi için uzmanlaşırlar.
  • Ancak ,kendi buluşlarını ,daha altta ve daha üstte gerçekleşen süreçlerle bağdaştırdıkları taktirde ,daha geniş bir bakış açısı kazanırlar.


HÜCRESEL ORGANİZASYON (BASİTTEN KARMAŞIĞA DOĞRU)

ATOM ,MOLEKÜL ,ORGANEL,HÜCRE,DOKU,ORGAN,SİSTEM,
ORGANİZMA

MOLEKÜL:Moleküller bir çok atomdan oluşur.Bitkinin yapısında bulunan klorofil,fotosentezi sürdürecek enerjiyi sağlamak için ,güneş ışığını yakalar.

ORGANEL:Fotosentez süreci kloroplast adı verilen hücre organeli içinde organize olmuş birçok molekülü gerektirir.

HÜCRE:Hücre adını verdiğimiz canlı birimin iş görmesinde birçok organel işbirliği yapar. Hücre canlıların,canlılık özelliği gösteren en küçük birimidir.

DOKU:Çok hücreli organizmalarda hücreler genellikle dokular şeklinde organize olurlar.Dokular ,benzer hücrelerin oluşturduğu işlevsel birimlerdir.

ORGAN:Akçaağaç bitkisinin bir organı olan yaprak birçok farklı dokunun özgül olarak organize olmasıyla oluşur.Bu dokular arasında fotosentetik doku,epidermis ve köklerden yapraklara su ileten vasküler doku vardır.

ORGANİZMA:Akçaaağaç bir biyolojik komünite üyesidir.Bir komünite çok sayıda farklı organizma türü içerir.

BELİRLEYİCİ ÖZELLİKLER:
  • Biyolojik düzenin hiyerarşisinde üst basamaklara doğru çıkıldıkça ,daha basit organizasyon düzeylerinde bulunmayan yeni özellikler kendini gösterir.
  • Bu belirgin özellikler ,bileşenler arasındaki etkileşimlerden kaynaklanır.
  • Örneğin; bir protein molekülü kendini oluşturan atomların hiçbirinde bulunmayan niteliklere sahiptir.
  • Hücre ise bir molekül çuvalı olmanın çok daha ötesindedir.
  • Eğer insan beyninin karmaşık organizasyonu kafadaki yaralanma sonucu bozulursa bütün kısımları halen var olduğu halde bu organın doğru biçimde işlev görmesi kesilir.
  • Bir organizma kendini oluşturan kısımların toplamından çok daha üstün olan,canlı bir bütündür.
  • Bu belirgin özellikler yapısal düzenlenişin önemini vurgular ve canlılar için olduğu kadar cansız madde için de geçerlidir.
  • Tek başına ne bir çekiç başı ne de bunun sapı çivi çakmak için kullanılır.
  • Ancak bu parçalar belirli bir biçimde bir araya geldiklerinde çekicin işlevsel özellikleri ortaya çıkar.
  • Elmas ve grafitin her ikisi de karbondan yapılmış olmakla birlikte ,bunların karbon atomları farklı düzenleniş içinde olduklarından ötürü, bu iki madde farklı özelliklere sahiptir.
  • Canlıyı belirleyen özellikler olağanüstü nitelikte olmayıp ,sadece yapısal organizasyondaki hiyerarşiyi yansıtır.
  • Cansız varlıklar arasında buna benzer yapısal organizasyon hiyerarşisi yoktur.
  • Canlıyı basitçe,tek bir cümle ile tanımlamak güçtür.
  • Çünkü canlı çok sayıda belirgin özelliğe sahiptir.
  • Buna rağmen hemen her çocuk, bir köpeğin, bir böceğin ya da bir ağacın canlı olduğunu, bir kayanın ise canlı olmadığını fark eder.
  • Canlıyı canlıların neler yaptığına bakarak tanımlarız.
BİYOLOJİDE İNDİRGEYİCİLİK (REDÜKSİYONİZM)
  • Canlıya ait özellikler karmaşık bir organizasyondan kaynaklandığı için, biyolojik süreçleri anlamaya çalışan bilim adamları bir çıkmazla karşı karşıya kalırlar.
  • Bu çıkmazın bir tarafı,daha üstteki bir düzeyi kısımlarına ayırmadan,tam olarak açıklayamamaktadır.
  • Kesilmiş bir hayvan artık bir işlev yapamaz.
  • Kimyasal bileşenlerine ayrıştırılmış,bir hücre , hücre olmaktan çıkmıştır.
  • Bir canlı sistemi parçalamak,onunla ilgili olguları anlamlı bir biçimde açıklamayı engeller.
  • Çıkmazın diğer tarafı ise,organizma yada hücre gibi karmaşık bir yapıyı parçalara ayırmadan analiz etmeye çalışmanın yararsız oluşudur.
  • İndirgeyicilik (Karmaşık sistemleri daha kolay araştırılabilecek daha basit bileşenlerine indirgemek) biyolojide kullanılan güçlü bir stratejidir.
  • Örneğin;hücrelerden özütlenmiş olan DNA adlı bileşiğin moleküler yapısını inceleyen James Watson ve Francis Crick 1953 yılında ,bu molekülün kalıtımının kimyasal temeli olarak nasıl görev yaptığını ,tümden gelim yoluyla ortaya çıkarmışlardır.
  • Ancak DNA nın asıl rolü ,hücrelerdeki diğer moleküllerle olan etkileşimlerinin incelenmesi mümkün olduğunda daha iyi anlaşılmıştır.
  • Biyoloji,indirgeyici strateji ile uzun vadede anlaşılacak hedefler hücrelerin, organizmaların ve ekosistemler gibi daha yüksek düzeydeki düzenlerin kısımlarının işlevsel olarak nasıl entegre oldukları arasında bir denge kurar.


Hücreler bir organizmanın yapısal ve işlevsel birimleridir.

Hücre canlının bütün etkinliklerini gerçekleştirebilen en alt düzeydeki yapıdır.

Bütün organizmalar ,yapı ve işlevin temel birimleri olan hücrelerden  oluşur.


HÜCRE TEORİSİ:
  • İngiliz bilim adamı Robert HOOKE, 30 kez büyütme yapan bir mikroskopta bir mantar (meşe ağacının kabuğu) kesitini inceleyerek 1665 yılında hücreyi tanımlandıran ve adlandıran ilk kişidir.
  • Gördüğü bu küçük kutucukların ya da hücrelerin sadece mantara özgü olduğuna inanan Hooke , hiçbir zaman buluşunun ne kadar önemli olduğunu anlayamadı.
  • Onun çağdaşı olan Anton van Leuwenhock adlı Hollandalı bilim adamı ise bugün bizim tek hücreli olarak bildiğimiz organizmaları keşfetti.
  • Parlatarak 300 kez büyütmeli camlar haline getirdiği kum tanelerini kullanan Leuwenhock ,bir damla havuz suyundaki mikrobiyal dünyayı keşfetti,hayvanların kan ve sperm hücrelerini gözlemledi.
  • Hooke ve Leuwenhock'un keşiflerinden yaklaşık 200 yıl sonra 1839'da iki Alman biyoloğu Matthias Schleiden ve Theodor Schwann tarafından canlılığın evrensel birimlerinin hücreler olduğu kabul edildi.
  • Klasik tümevarım mantığıyla aynı zamanda yapılmış birçok gözlemi temel alarak bir genelleme yapmak Schleiden ve Schwann  kendilerinin ve başkalarının mikroskobik çalışmalarını özetleyerek ,bütün canlıların hücrelerden oluştuğu sonucuna vardılar.
  • Bu genelleme, hücre teorisinin temelini oluşturur.
  • Bu teori daha sonra ,tüm hücrelerin diğer hücrelerden geldiği fikrini kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
  • Hücrelerin yeni hücreler oluşturmak üzere bölünme yeteneği, insanlar da dahil tüm çok hücreli organizmaların üreme, gelişme ve tamir süreçlerinin temelidir.

Robert Hooke'un çizimi.


İKİ TEMEL HÜCRE TİPİ:
  • Bütün hücreler  maddelerin hücrenin içi ile dışı arasındaki giriş çıkışını denetleyen bir zarla çevrilmiştir ve her hücre yaşamının belirli bir döneminde birçok hücre etkinliğini yöneten kaltsal materyal olan DNA içeir.
  • İki temel hücre tipi prokaryotik ve ökaryotik hücreler yapısal organizasyonları açısından birbirlerinden farklıdırlar.
  • Bakteri ve archea (arke) olarak adlandırılan mikroorganizmaların hücreleri prokaryotiktir.
  • Diğer bütün hayat formları ökaryotik hücrelerden oluşmuştur.
  • Prokaryotik hücrelerden çok daha karmaşık olan ökaryotik hücre,iç zarlar tarafından çok farklı işlevsel bölmelere, yani zarla çevrili organellere ayrılmıştır.
  • Ökaryotik hücrelerdeki DNA, belirli proteinlerle organize olarak, birçok ökaryotik hücrenin en büyük organeli olan çekirdek içinde bulunan ve kromozom adı verilen yapıları oluşturur.
  • (DNA + PROTEİN=KROMOZOM)
  • Çekirdeğin çevresindeki stoplazma çok sayıda hücresel işlevi yürüten çeşitli organellerin yer aldığı ,koyu kıvamlı bir sıvıdan (sitozol) oluşmuştur.
  • Bitki hücreleri de dahil ,bazı ökaryotik hücreler zarın dışında yer alan güçlü bir duvara sahiptir.
  • Hayvan hücrelerinde duvar yoktur.
  • Daha basit yapılı olan prokaryotik hücre içindeki DNA ise bir çekirdek araclığı ile hücrenin geri kalan kısmından ayrılmamıştır.
  • Prokaryotik hücreler, ökaryotik hücrelere özgü stoplazmik organellerden de yoksundur.
  • Hemen hemen bütün prokaryotik hücreler,güçlü hücre duvarına sahiptirler.
  • Prokaryotik ve ökaryotik hücreler karmaşıklık düzeyi açısından birbirlerinden kesin olarak ayrılsalar da belirli noktalarda benzerlikler içediklerini daha ileri konularda göreceğiz.
  • Hücreler,büyüklük,biçim ve özgül yapısal özellikler açısından büyük ölçüde farklı olsalar da tüm hücreler hayatın devamlılığı için gerekli olan karmaşık süreçleri yürütecek, yüksek düzeyde düzene sahip yapılardır.

Prokaryotik hücre örneği (Bakteri)


Ökaryot hücre örneği (Hayvan hücresi)


Ökaryot hücre örneği (Bitki hücresi)

Canlılığın Bazı Özellikleri:
a) Düzen:Canlıllığın bütün özellikleri, bu yakın-çekim ayçiçeğinde olduğu gibi ,organizmanın sahip olduğu üst düzeydeki yapısal düzeyden kaynaklanır.

b)Üreme: Organizmalar kendi benzeri olan bir canlı oluşturmak üzere çoğalırlar.Canlılar sadece canlılardan türer.Bu aksiyom biyogenesis olarak adlandırılır.

c)Büyüme ve gelişme: DNA şeklindeki kalıtsal programlar bir organizmanın ait olduğu türe özgü özellikleri oluşturarak ,onun büyüme ve gelişmesi şeklini yönetir.

d)Enerji kullanımı:Organizmalar enerjiyi dışarıdan alır ve onu çok değişik işler yapmak üzere dönüştürürler.

e)Çevresel uyarılara tepki verme: Bütün canlılar çevresel uyarılara tepki verir,tepki türü canlılara göre değişir.

f)Homeostasis:Dış ortamdaki değişkenliğe karşılık,organizmanın iç ortamını belirli sınırlar içinde değişmez tutan düzenleyici mekanizmalar vardır.Bu düzenleme homeostasis olarak adlandırılır.Tavşanlarda geniş kulaklarındaki kan damarlarında akan kan miktarının düzenlenmesi ısı kaybını sürekli denetler.Hayvanın vücut sıcaklığının homeostasisine bu şekilde katkı sağlanır.

g)Evrimsel uyum:Evrim organizmalar onların çevreleri arasındaki etkileşimin bir sonucudur.Evrimin sonuçlarından birisi organizmaların çevrelerine uyum sağlamalrıdır.Kışlık tüylerine bürünmüş bir beyaz kuyruklu orman tavuğunun beyaz tüyleri,onu karla kaplı çevrede hemen hemen görünmez kılmaktadır.

Bitkilerde ,hayvanlarda ve (bakteri ve arkeler) hariç diğer organizmaların tümünde bulunan ökaryotik hücreler organel adı verilen işlevsel alt bölümlere ayrılmış olmalarıyla karakterize edilirler.

Bakteri ve arkelere özgü olan prokaryotik hücreler çok daha basit olup ökaryotik hücrelerde bulunan organellere sahip değildir.

Prokaryotik hücreler ökaryotik hücrelerden çok daha küçüktürler.


Canlılığın devamlılığı DNA şeklindeki kalıtsal bilgiye dayanır.
  • Düzen bilgi anlamına gelir.
  • Bu bilgi,parçaları ya da süreçleri organize bir biçimde düzenlemek için gereklidir.
  • Biyolojik bilgi,DNA (Deoksiribonükleik asit) olarak bilinen molekül içinde şifrelenmiştir.
  • DNA genlerin yapısındaki bileşiktir.
  • Genler ise ana-babadan yavruya bilgi aktaran kalıtımın birimleridir.
  • Her DNA molekülü,ikili sarmal olarak adlandırılan iki uzun zincir şeklinde düzenlenir.
  • Zincirlerin her biri nükleotitler adı verilen 4 çeşit kimyasal yapıtaşından oluşur.
  • DNA nın bilgi taşıma tarzı,bizlerin alfabedeki harfleri özgül anlama sahip diziler şeklinde düzenlememize analogtur.
  • Örneğin rat sözcüğü bir kemirgeni çağrıştırır.
  • Aynı harflere sahip  olan tar ve art sözcükleri ise farklı anlamlar taşır.
  • Kütüphaneler 29 harfin farklı dizilerde kodlanmasıyla oluşan bilgileri içeren kitaplarla doludur.
  • Nükleotidleri kalıtımın alfabesi olarak düşünebiliriz.
  • Bu 4 kimyasal harfin özgül bir biçimde düzenlenişi,bir gendeki özgül bilgiyi şifreler.
  • Gen boyunca yüzlerce ya da binlerce nükleotid vardır.
  • Belirli bir nükleotid dizisi bir organizma için hangi anlama geliyorsa bir başka organizma için de aynı anlama gelir.
  • Organizmalar arasındaki farklılıklar,onların nükleotid dizilerindeki farklılığı yansıtır.
  • Canlılığın farklı formları ,biyolojik düzenin programlanması için kullanılan ortak dilin farklı ifadeleridir.
  • Kalıtım, DNA kopyalanmasını ve kimyasal harflerinin dizisinin yavrulara aktarılmasını sağlayan bir mekanizmaya bağlıdır.
  • Bir hücre iki hücre oluşturmaya hazırlanırken kendi DNA sını kopyalar.
  • Daha sonra kromozomları hareket ettiren mekanik bir sistem,eşleşmiş DNA yı iki yavru hücreye eşit olarak dağıtır.
  • Eşeyli üreyen türlerde yavrular ana-babalarının sperm ve yumurta hücrelerine ait DNA kopyalarını kalıtırlar.
  • Canlılığın kuşaklar boyunca  ve ezelden ezele sürekliliğinin moleküler temeli ,DNA nın replikasyonu yani kendisini eşlemesidir.
  • DNA nın replikasyonu hücrenin bölüneceği anlamına gelir.
  • Bir organizmanın kalıtımla kazandığı genetik bilgiler kütüphanesinin tümüne genom adı verilir.
  • Her insan hücresinin çekirdeği 3 milyar kimyasal harf uzunluğundaki bir genomu paketler.
  • Eğer bu nükleotid dizisi şu anda okumakta olduğunuz harflerin boyutlarında yazılsaydı bu bilgi yüzlerce ansiklopediyi doldururdu.
  • Bu harflerin dizisini ortaya çıkarmaya çalışan bilim adamları 2001 yılında insan genomunun kaba taslağını yayınladılar.
  • Basın ve dünya liderleri uluslararası başarıyı ,bugüne kadar elde edilmiş en büyük bilimsel zafer olarak ilan ettiler.
  • Ancak Apollo astronotlarının aya ayak basmaları gibi daha önceki kültürel zirvelerin aksine,insan genomunun dizisinin saptanması ,bir tepe noktası değil bir başlangıçtır.
  • Araştırma sürdükçe biyologlar binlerce genin işlevlerini ve gen etkinliklerinin bir organizmanın gelişimi sırasında nasıl düzenlendiğini öğreneceklerdir.
  • Bu olgu,insanın her düzeydeki canlılara  karşı duyduğu merakın çarpıcı bir örneğidir.
DNA ikili sarmalı:Bu model DNA parçasındaki her atomu gösterir.Nükleotid adı verilen yapıtaşlarından oluşan iki uzun zincirden yapılmış olan DNA molekülü ikili sarmal şeklindeki üç boyutlu biçimini kazanır.

DNA tek zinciri: Buradaki geometrik şekiller ve harfler DNA molekülünün zincirlerinden birisinde bulunan nükleotidleri temsil eder.Genetik bilgi dört tip nükleotidin özgül dizilimlerinde kodlanmaktadır.

Genetik materyal DNA: DNA molekülleri biyolojik bilgiyi kuşaktan kuşağa aktarır.

Hücrenin biçimi,onun işlevine uygundur.Sinir hücreleri ya da nöronlar ,sinir impulslarını ileten uzun uzantılara sahiptir.

Kuşun yapısı uçmaya olanak sağlar.Yapı ile işlev arasındaki uygunluk,organizmanın bütününün biçimi için de geçerlidir.



Biyolojik organizasyonun her düzeyinde yapı ile işlev birbirleriyle bağlantılıdır.
  • Eğer elinizde çeşitli aletler varsa,bir vidayı çekiçle gevşetmez ya da bir çiviyi tornavida ile çakmazsınız.
  • Bir araç kendi yapısıyla bağlantılı olarak nasıl çalışır?
  • Biçim,işleve uygundur.
  • Bu temayı biyolojiye uyguladığımızda ,bir canlının moleküllerden organizmaya kadar uzanan her düzeydeki yapısının,onun işlevi tarafından belirlendiğini görürüz.
  • Biyolojik bir yapıyı analiz etmek ,onun ne yaptığı ve nasıl çalıştığı hakkında ipucu verir.
  • Bunun gibi,bir yapının işlevini bilmek de onun yapılanışı hakkında bize fikir verir.
  • Yapı ve işlev temasına verilebilecek örneklerden birisi bir kuş kanadının aerodinamik olarak etkin olan biçimidir.
  • Kuşun iskeleti de uçmayı kolaylaştıracak yapısal niteliklere sahiptir.
  • Kuşun kemikleri güçlü ama hafif bir iç yapı sergiler.
  • Kuşun uçmasını sağlayan kaslar impulsları ileten nöronlar (sinir hücreleri) tarafından kontrol edilirler.
  • Uzun nöron uzantıları ise ,özel olarak iletişim için yapılanmışlardır.
  • Uçma kasları mitokondri adı verilen organelden sağladıkları çok miktarda enerjiye gereksinim duyarlar.
  • Bu organeller hücresel solunumun yapıldığı yerlerdir.
  • Hücre solunumu oksijenin kullanılmasıyla şeker ve diğer besin moleküllerinde depolanmış enerjinin açığa çıkarıldığı bir süreçtir.
  • Fotosentezde ışık enerjisi kimyasal bağ enerjisine dönüşürken,solunumda kimyasal bağ enerjisi ATP enerjisine dönüşür.
  • Mitokondri çok sayıda katlanmalar yapmış olan bir iç zar içerir.
  • İç zara gömülü haldeki moleküller ,hücre solunumundaki birçok basamağı yürütür.
  • İç zarın katlanmış yapısı,organelin küçük hacmi içine çok miktarda zarın paketlenmesini sağlar.
  • Canlının farklı yapısal düzeylerini keşfederken , her aşamada işlevsel güzellikler buluruz.
Yapı-işlev teması organlar ve dokular için de geçerlidir.

Örneğin; bir kuşun bal peteğine benzeyen kemik yapısı,hafif olan iskelete büyük bir güç kazandırır.

İşlevsel güzellik hücrealtı düzeyde de gözlenir.

Mitokondri adı verilen organel,çok sayıda katlanmalar içeren bir iç zara sahiptir.

Katlanmaların fazla sayıda oluşu ,küçük bir hacim içine oldukça büyük miktarda zarın paketlenme problemine getirilmiş yapısal bir çözümdür.



Organizmalar sürekli olarak çevreleriyle etkileşen açık sistemlerdir.
  • Canlılık vakum içinde var olamaz.
  • Bir organizma,çevresi ile madde ve enerji alışverişi yapan bir sistemdir.
  • Böyle bir birim,bilim adamları tarafından açık sistem olarak adlandırılır.
  • Her organizma,sürekli olarak çevresiyle etkileşir.
  • Çevre diğer organizmaları ve cansız öğeleri içerir.
  • Örneğin bir ağacın kökleri,topraktaki su ve mineralleri ,yapraklar ise havadaki CO2 yi (karbondioksit) alır.
  • Yapraklardaki yeşil pigment olan klorofil tarafından soğurulan (emilen,absorbe edilen) güneş enerjisi,fotosentezi gerçekleştirir.
  • Fotosentez ise,su ve karbondioksiti ,şeker ve oksijene dönüştürür.
  • Ağaç oksijeni havaya verir.
  • Ağacın kökleri ,kayaları küçük parçalara kırarak ,asit salgılayarak ve mineralleri absorbe ederek toprağı değişikliğe uğratır.
  • Kökte suyun hareketi ,topraktan köke yoğunluğun fazla olduğu kısımdan az olan kısma yani osmos şeklindedir. Yani hareket osmotik basıncın az olduğu yerden çok olduğu yere doğrudur.
  • Organizma ile çevresi arasındaki etkileşimden hem organizma hem de çevresi etkilenir.
  • Ağaç aynı zamanda diğer canlılarla da etkileşir.
  • Örneğin; ağacın köklerine tutunmuş mikroorganizmalar ve meyve ya da yapraklarını yiyen hayvanlar vardır.
Ekosistem Dinamikleri:
  • Organizmar ile çevreleri arasındaki etkileşimlaerin birçoğu,bir ekosistemin dokusunu oluşturmak üzere iç içe geçmişlerdir.
  • Herhangi bir ekosistemin dinamikleri iki temel süreç içerir.
  • Birincisi besinlerin çevrimidir.
  • Örneğin; bitkilerin aldığı mineraller,dökülmüş yaprakları,ölü kökleri ve diğer organik kalıntıları parçalayan mikroorganizmalar aracılığı ile toprağa geri dönerler.
  • Bir ekosistemdeki ikinci temel süreç,enerjinin güneş ışığından fotosentetik canlılara(üreticiler) ve bitkiler üzerinden beslenen diğer organizmalara (tüketiciler) doğru akışıdır.


Enerji Dönüşümü:
  • Organizma ile çevresi arasındaki enerji alışverişi enerjinin bir biçimden diğerine dönüşümünü gerektirir.
  • Örneğin;bir yaprak şeker üretirken,güneş enerjisini şeker moleküllerindeki kimyasal enerjiye dönüştürülmektedir.
  • Bir hayvanın kas hücreleri hareket için gerekli yakıt olan şekeri kullanırken kimyasal enerjiyi kinetik enerjiye (hareket enerjisi) dönüştürürler.
  • Hücrelerin yaptığı bütün işler,kimyasal enerjinin (düzenli haldeki) ısıya dönüştürülmesini içerir.
  • Isı,moleküllerin gelişigüzel hareketindeki düzensiz enerjidir.
  • Canlılar sürekli olarak düzenli haldeki enerjiyi almak ve düzensiz haldeki enerjiyi çevrelerine vermek zorundadırlar.


Bir ekosistemdeki enerji akışı ve dönüşümü:

Yaşamak bir iştir ve bu iş organizmaların enerji sağlamasını ve kullanmasını gerektirir.

Birçok ekosistem güneş enerjisini kullanır.

Bitkiler ve diğer fotosentetik organizmalar güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürürler.

Kimyasal enerji şeker ve diğer kompleks moleküllerde depolanır.

Organizmalar bu yakıt moleküllerini daha basit moleküllere yıkarak,depolanmış enerjiyi yaptıkları işler için kullanırlar.

Hayvanlar ve diğer tüketiciler bitkileri ya da bitkileri yiyen hayvanları yiyerek ,dökülmüş yapraklar ve hayvan ölüsü gibi organik artıkları parçalayarak,kimyasal formdaki enerjiyi kullanırlar.

Ekosisteme güneş ışığı şeklinde giren enerji ekosistemden ısı enerjisi olarak çıkar.

Bütün organizmalar çevrelerine ısı yayarlar.




Canlı sistemlerdeki dinamik denge ,düzenleyici mekanizmalarla sağlanır.
  • Bir kibriti yaktığınızda ,kimyasal bir tepkime gerçekleşir.
  • Bu tepkimede kibrit moleküllerindeki kimyasal enerji ,ısı ve ışığa dönüştürülür.
  • Yanma kontrolsüz bir enerji dönüşümüdür ve hiç kuşkusuz canlı hücrelerin enerji dönüştürmesi için uygun bir yol değildir.
  • Organizmalar şeker gibi yakıt moleküllerinden enerji elde edebilme yeteneğindedirler.
  • Çünkü hücreler ,sıkı denetim altındaki kimyasal tepkime dizilerinde molekülleri yıkarlar.
  • Hücrelerdeki kimyasal tepkimelerin düznlenmesi,enzim adı verilen protein molekülleri tarafından gerçekleştirilir.
  • İçlerinde işlev gördükleri hücreler tarafından sentezlenen enzimler,kimyasal tepkimeleri hızlandıran katalizörlerdir.
  • Egzersiz yaparken çok miktarda enerji gerektirdiğinde ,enzimler şeker (glikoz) moleküllerinin hızla yıkılarak,enerjinin serbest bırakılmasını katalizlerler. 
  • Buna karşılık,dinlenme sırasında glikozun kimyasal  olarak depo bileşenlerine dönüşümü,başka enzimler tarafından katalizlenir.
  • Bu depo bileşikleri,vücudun yakıt rezervlerine eklenebilir.
  • Bir grup enzim,glikozun yıkımını,diğer enzim grubu ise onun oluşumunu katalizlediğine göre,hücre içindeki düzen nasıl sağlanır?
  • Bu sorunun cevabı ,hücre içinde gerçekleşen belirli tepkimelerin ne zaman,nerede ve hangi hızla cereyan edeceğini saptayan düzenleyici mekanizmaların bulunuşudur.
  • Biyolojik süreçlerin birçoğu,geri beslemeli ( feed-back) mekanizma adı verilen bir işlemle kendi kendini düzenler.
  • Geri beslemeli inhibisyon olarak da adlandırılan negatif geri besleme,süreçleri yavaşlatır ya da durdurur,pozitif geri besleme ise bir süreci hızlandırır.
  • Memeliler ve kuşlar,çevre sıcaklığındaki geniş çaplı dalgalanmalara karşılık,hayvanın vücut sıcaklığını dar bir aralıkta tutan negatif geri beslemeli bir sistem içerirler.
  • Beyindeki bir termostat kan sıcaklığını belirli bir noktada (memelilerde yaklaşık 37 derece) tutan süreçleri denetler.
  • Örneğin; insan vücudu ısınmaya başladığında  beyindeki kontrol merkezinden gelen sinyaller,ter bezlerinin etkinliğini ve derideki kan damarlarının çapını artırır.
  • Terlemenin artışı,buharlaşmaya bağlı soğumayla sonuçlanır ve sıcak kanın doldurduğu kan damarlarından ısı yayılır.
  • Kanın sıcaklığı olması gereken noktaya düşer düşmez,negatif geri besleme gerçekleşir ve kontrol merkezinin deriye sinyal göndermesinin durmasına yol açar.
  • Eğer kanın sıcaklığı normal noktanın altına düşerse beyindeki kontrol merkezi beyindeki kontrol merkezi ter bezlerini inaktive eder ve kan damarlarını daraltır.
  • Bu durum kanı daha derindeki dokulara yönlendirir ve böylece ısı kaybı azalır.
  • Kan tekrar normal sıcaklığa döndüğünde negatif besleme yeniden cereyan eder ve kontrol merkezinden gelen sinyaller kesilir.
  • Vücut sıcaklığı gibi bir iç etmeni dar tolerans sınırları içinde tutan bu tip kararlı durum denetimi homeostasi olarak adlandırılır.
  • Kanın pıhtılaşması ,pozitif geri beslemeye bir örnektir.
  • Bir kan damarı yaralandığında kan içindeki platelet adı verilen yapılar  yaralanan bölgede birikmeye başlar.
  • Plateletlerin saldığı kimyasalların daha çok plateleti bu bölgeye çekmesiyle,pozitif geri besleme gerçekleşir ve platelet kümesi yarayı pıhtı ile kapatan kimyasal tepkimeler dizisini başlatır.
  • Pozitif ve negatif geri besleme ile düzenlenme biyolojide yaygındır,ileride başka örnekler verilecektir.


Negatif geri bildirim: Burada son ürün dizideki ilk enzimi inhibe eder.Son ürün belli bir düzeye geldiğinde ,tepkime kendi kendini durdurur.

Pozitif geri bildirim:Son ürün enzimlerden birinin etkisini artırır.Böylece bu ürünün üretim hızı da artırırlır.

EVRİM , AYNILIK,ÇEŞİTLİLİK
  • Biyolojinin çok geniş kapsamının iki boyutuna sahip olduğunu düşünebiliriz.
  • Dikey boyut,bundan önceki kısımda öğrendiğimiz gibi,moleküllerden biyosfere kadar uzanan  büyüklük ölçeğidir.
  • Ancak günümüzde ve canlılık tarihi içinde var olan büyük canlı çeşitliliği boyunca uzanan ,bir de yatay boyut vardır.
  • Bu biyolojik çeşitliliği anlamanın anahtarı evrimdir.
  • Evrimsel değişim,yaklaşık 4 milyar yıl önce ilk canlıların ortaya çıkışından itibaren,canlılığın en temel özelliği olagelmiştir.
  • Bütün organizmalar arasındaki evrimsel bağlantılar,canlıların aynılığını ve çeşitliliğini açıklar.


Çeşitlilik ve aynılık yeryüzündeki canlılığın iki ayrı yüzüdür.
  • Çeşitlilik canlılığın alameti farikasıdır.
  • Biyologlar yaklaşık olarak 1.5 milyon türü tanımlayıp isimlendirmişlerdir.
  • Bunların 280 binden fazlası bitki,yaklaşık 50 bini  omurgalı ve 750 binden fazlası böcektir.
  • Her yıl bu listeye binlerce tür eklenir.
  • Toplam canlı çeşitliliği 5-30 milyondan fazla tür arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Türlerin Gruplanması:Temel Kavramı:
  • Biyolojik çeşitlilik zevk alınacak ve korunacak bir şeydir ama aynı zamanda da üstesinden gelinmesi gerekir.
  • İnsanlar karmaşıklıkla karşı karşıya olduklarında,farklı objeleri daha küçük gruplar halinde sınıflama eğilimindedirler.
  • Benzer türleri gruplamak,çok doğal bir şeydir.
  • Her gruba dahil olan çok sayıda farklı tür tanımlayabiliriz ama yine de ,sincaplar ve kelebekler gibi gruplardan bahsedebiliriz.
  • Grupları daha geniş kategorilerde toplayabiliriz.
  • Örneğin; kemiriciler (sincapları içerir) ve böcekler(kelebekleri içerir) daha geniş kategorilerdir.
  • Türleri isimlendiren ve sınıflandıran biyoloji bilim dalı olan taksonomi,bu hiyerarşik sıralamayı şekillendirir.


Canlıların  Üç Domaini:
  • On yıl öncesine kadar , birçok biyolog canlı çeşitlerini beş ana gruba ayırıyordu.(Bunların en tanıdık iki tanesi bitki ve hayvanlar alemiydi).
  •   Ancak,organizmaların DNA larını karşılaştırma yöntemleri gibi yeni yaklaşımlar,alemlerin sayı ve sınırlarının yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır.
  • Günümüzde çeşitli sınıflandırma şemaları,altı sekiz ya da daha fazla sayıda alemi temel alabilmektedir.
  • Alem düzeyi konusundaki tartışmalar sürmekle birlikte,canlı alemlerinin bir üst sınıflandırma düzeyi olan üç domaine dahil edilebileceği konusunda geniş bir fikir birliği vardır.
  • Bu üç domain BAKTERİLER (Bacteria), ARKELER  ve ÖKARYOTLAR olarak adlandırılır.
  • İlk iki domainolan bakteriler ve Arkeler prokaryotik prokaryotik hücrelere sahip, çok farklı iki organizma grubunu tanımlar.
  • Beş alemli sistemde, bu prokaryotlar tek bir alem içinde ,bir araya getirilmişlerdir.
  • Bununla birlikte,en son kanıtlar arkea olarak bilinen organizmaların,ökaryotlara  daha yakın olduklarını göstermektedir.
  • Ökaryotların hepsi Eukaryo domain içindeki en az 4 alem içinde gruplandırılmıştır.
  • Protiata alemi genellikle tek hücreli olan ökaryotik organizmaları, örneğin amipler gibi mikroskobik protozoonları içerir.
  • Biyologların birçoğu,Protista aleminin sınırlarını, bir hücreli protistlere daha yakın akraba oldukları görülen ,örneğin deniz yosunu gibi bazı çok hücreli formları da içerecek şekilde genişletmişlerdir.
  • Bazı biyologlar ise protistleri birkaç farklı aleme aırmaktadır.
  • Diğer 3 ökaryotik alem  Bitkiler (PLantae) ,Mantarlar (Fungi) ve Hayvanlar (Animalia) çok hücreli organizmaları içerir.
  • Bu üç alem beslenme biçimleri açısından birbirlerinden ayrılırlar.
  •   Bitkiler,şekerleri ve diğer besinleri fotosentez aracılığı ile kendileri üretirler.
  • Funguslar çoğunlukla parçalayıcıdır.
  • Yaprak döküntüleri ve hayvan dışkıları organik artıkları ve ölü organizmaları parçalayarak, oluşturdukları besinleri absorblarlar.
  • Hayvanlar ise besinlerini, diğer organizmaları yiyerek ve sindirerek sağlarlar.
  • Bizim de dahil olduğumuz alem budur.


Canlıların Çeşitliliği İçindeki Aynılık:
  • Canlılar bu kadar çeşitli olduğu halde biyoloji nasıl oluyor da birleştirici temalara sahip olabiliyor?
  • Örneğin; bir ağaç bir mantar ve bir insan nasıl oluyor da ortak özellikleri paylaşıyorlar.
  • Canlılardaki bu çeşitliliğin altında özellikle de biyolojik organizasyonun alt düzeylerinde çok çarpıcı bir aynılık yatmaktadır.
  • Daha önce gördüğümüz gibi DNA nın evrensel genetik dil oluşu, bu aynılığa bir örnektir.
  • Bu yaygın özellik bütün canlı alemlerini birbirine bağlar ve böylece prokaryotik bakterilerle ökaryotik insanlar bu özellik altında birleşir.
  • Ökaryotlar arasında hücre yapısının ayrıntılarındaki aynılık açıkça görülebilir.
  • Ancak, hücrenin üstündeki düzeylerde, organizmalar çok değişik yaşama biçimlerine adapte olmuşlardır.
  • Bu nedenle biyolojik çeşitliliğin tanımlanması ve sınıflandırılması biyolojinin önemli amaçlarından bir tanesidir.
  • Evrim olarak adlandırılan süreç canlılardaki bu aynılık ve çeşitlilik birlikteliğinin nedenlerini açıklar.


Evrim teması biyolojinin çekirdeğidir:
  • Canlılık tarihi ,fosiller ve diğer kanıtlarla belgelenmiş haliyle sürekli olarak değişen canlı formlarının durmak dinlenmek bilmeden milyarlarca yıl boyunca dünya üzerinde ikamet edişlerinin hikayesidir.
  • Canlılar evrimleşir.
  • Her bireyin ait olduğu ailenin bir tarihi olduğu gibi,her tür de canlılık ağacının bir dalıdır ve bu ağaç atasal türler boyunca zaman içinde çok eskilere uzanır.
  • Örneğin; kahverengi ayı ile kutup ayısı gibi birbirlerine çok benzeyen türler ortak bir atayı paylaşırlar.
  • Bu ortak ata ,canlılık ağacı üzerinde oldukça yakın geçmişe sahip bir dallama noktasını temsil eder.
  • Buna karşılık çok daha eski zamanlarda yaşamış olan bir atasal tür aracılığı ile bütün ayılar,aynı zamanda bütün sincaplar insanlar ve diğer memelilerle akraba olurlar.
  • Tüyler ve süt üreten meme bezleri memelilere özgü özellikler listesinin sadece iki örneğidir.
  • Eğer bütün memeliler ortak bir atadan türemişlerse , prototip bir memelinin olması gerektiğini tahmin edebiliriz.
  • Memeliler, kuşlar, sürüngenler ve diğer omurgalıların hepsi çok daha önce yaşamış bir ortak atayı paylaşırlar.
  • Bütün ökaryotların nesillerini birbirleriyle karşılaştırdığımızda bulduğumuz benzerlikler çok daha geniş kapsamlı akrabalıkların var olduğunun kanıtıdır.
  • Canlılığın izlerini çok daha eskilere doğru takip edersek, yeryüzünde 3.5 milyar yıl önceleri yaşamış olan ilk prokaryotlara ait fosilleri buluruz.
  • Bu fosillerdeki bazı yapıların kendi hücrelerimizde de bulunduğunu gözlemleyebiliriz.
  • Örneğin; evrensel genetik kod bunlardan birisidir.
  • Bütün canlılar birbirleriyle bağlantılıdır ve bu akrabalıklarının temeli yeryüzündeki canlıları ilk ortaya çıktıkları zamandan bugün görülen çeşitliliğe ulaştıran evrim sürecidir.
  • Evrim,biyolojinin diğer bütün temalarını birbirine bağlayan ve biyolojiyi birleştiren temadı.


Darwin ve Doğal Ayıklanma
:
  • Charles Darwin'in 1859 yılında The Origin of species (Türlerin Kökeni) yayınlaması bütün dikkatlerin biyoloji üzerine odaklanmasına yol açtı.
  • Darwin'in kitabı iki ana kavram sunmaktadır.
  • Birincisinde Darwin,günümüzde yaşayan türlerin atasal türlerden köken aldığına ilişkin çeşitli kanıtları ikna edici biçimde tartışmaktadır.
  • Onun ifade etmesiyle bu süreç değişim ile türemedir.
  • Darwin'in sunduğu ikinci kavram canlıların nasıl evrimleştiklerini açıklamak üzere geliştirdiği teoridir.
  • Evrimin nasıl işlediğini açıklayan bu öneri doğal ayıklanma olarak tanımlanır.
  • Darwin doğal ayıklanma kavramını gözlemleri sentezleyerek oluşturmuştur.
  • Ancak bunlar yeni ve kapsamlı gözlemler değildi.
  • Diğerleri bilmecenin parçalarına sahiptiler ama Darwin, bu parçaların nasıl birbirine uyacağını gördü.
  • Darwin iki gözlemi birleştirerek doğal ayıklanmanın var olduğu sonucunu açıkladı.

Charles Dawin (1809-1882)
GÖZLEM 1:Bireylerin farklılığı: Herhangi bir türe ait populasyon içindeki bireyler kalıtsal açıdan farklılık gösterir.
GÖZLEM 2: Hayatta kalma mücadelesi: Bir türe ait herhangi bir populasyon ,besin kaynakları ya da yaşama alanı gibi faktörler açısından çevrenin kaldırabileceğinden çok daha fazla sayıda yavru oluşturur.Fazla sayıda yavru oluşturulması populasyonun farklılıklar taşıyan üyeleri arasında hayatta kalış mücadelesi olmasını kaçınılmaz kılar.
SONUÇ: Farklılaşmış üreme başarısı:Belirli bir çevreye en iyi uyum sağlayan bireyler, genellikle hayatta kalabilen ve üreyebilen gereğinden fazla yavru yaparlar.Bazı bireylerin diğerlerine oranla üreme başarısı açısından farklı olması bazı kalıtsal farklılıklara neden olur.Darwin, farklılaşmış üreme başarısını doğal ayıklanma olarak adlandırdı ve bunu evrimin nedeni olarak gördü.



  • Doğal ayıklanmanın ürünlerini ,organizmaların yaşadıkları çevrelerin çok özel sorunlarına mükemmel uyum sağlamalarında görebiliriz.
  • Ancak gözden kaçırılmaması gereken nokta şudur:
  • Doğal ayıklanma adaptasyonlar yaratmaz , her kuşaktaki kalıtsal değişiklikleri tarar ve kuşaklar boyunca bazı  değişikliklerin sıklığını artırırken,diğerlerinin sıklığını azaltır.
  • Doğal ayıklanma bir gözden geçirme sürecidir.
  • Kalıtsal değişiklikler çevresel etmenlerle karşı karşıya kaldığında ,üreme açısından daha başarılı olan bireyler bu çevresel etkenler tarafından tercih edilirler.
  • Denizatının kamuflajı bireylerin yaşadıkları zemine daha çok benzemek için yaşam süreleri içinde değişmeleri ve bu değişikliği yavrularına aktarmalarının sonucu değildir.
  • Bu adaptasyon, her kuşaktaki denizatı populasyonunun ortalama bir üyesinden daha iyi kamufle olabilme özelliğine doğuştan sahip olan bireylerin daha yüksek üreme başarısı göstermeleriyle, kuşaklar boyunca evrimleşmiştir.


DOĞAL AYIKLANMA VE CANLILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ:
► Darwin doğal ayıklanmanın çok uzun zaman sürecindeki kümülatif etkileriyle, atasal türlerden yeni türler üretebileceğini ileri sürmüştür.





=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
BİYOLOJİ ARŞİV SİTESİ- BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ MURAT SARI