DİVAN EDEBİYATI
Dest-bûsı ârzûsuyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağım sunun anınla yare su (Fuzuli)



Kelimeler:
Dest-busi:el öpmek
Ger: eğer
Kuze: toprak kase, toprap tas


Açıklama: Ey dostlar, eğer sevgilinin elini öpme arzusu ile ölürsem, toprağımdan bir kase yapın ve onunla sevgiliye su verin (o şekilde onun elini öpmüş olurum).


Fuzuli’nin Su Kasidesi’nden alınmıştır. Bu kaside Hz. Muhammed için yazılmıştır ve burada sevgili diyerek kastedilen, Hz Muhammed’dir.

 

Mende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Âşık-ı sâdık menem Mecnûn’un ancak adı var (Fuzuli)


Kelimeler:
Füzun: fazla
İsti’dad: yetenek, kabiliyet
Aşık-ı sadık: gerçek aşık, sadık aşık

Açıklama: Bende Mecnun’dan fazla aşıklık yeteneği var! Gerçek aşık, sadık aşık benim! Mecnun’un sadece adı var (Mecnun kim oluyor, onun sadece adı çıkmış!)!


Ger derse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var
Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır (Fuzuli)

Kelimeler:

Ger: eğer

Açıklama: Eğer Fuzuli, “Güzellerde vefa vardır!” derse, sakın ha aldanma! Şair sözü elbette yalandır. (Kuran’da şairlerin yalancı olduğuna dair ayet var; ama orada kastedilen şairler, falcılık ve büyücülük de yapanlardır. Fuzuli de o ayete gönderme yapıyor.)
Vâiz bize dün dûzahı vasf etti Fuzûlî
Ol vasf senin külbe-i ahzânın içindir (Fuzuli)

Kelimeler:

Vaiz: vaaz veren, dini öğütler veren
Düzah: cehennem
Vasf: nitelik, özellik, övgü
Külbe-i ahzan: hüzünler kulübesi (mecazen, gönül)


Açıklama: Ey Fuzuli, vaiz dün bize cehennemi anlattı; ama o anlattıkları senin yüreğin içindir (yani senin yüreğin cehennem gibi yanmaktadır).
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı (Fuzuli)


Kelimeler:
Ateş-i dil: gönül ateşi
Özge: başka, başkası
Bad-ı saba: sabah rüzgarı
Gayrı: başka, özge

Açıklama: Benim bu yalnız halime bir tek gönül ateşim yanar (o da içimi yakar), kimsenin gelmediği bu kapıma da bir tek sabah rüzgarı uğrar.

Gel gel beru ki savm u salatın kazası var
Sensiz geçen zaman-ı hayatın kazası yoh (Nesimi)


Kelimeler:
Beru: beri, bu taraf,
Savm u salat: oruç ve namaz
Zamanı hayat: hayat zamanı, yaşam
Kaza: vaktinde kılınmayan namaz ve tutulmayan orucu, usulüne uygun bir şekilde, daha sonradan yerine getirme.

Açıklama: Ey sevgili, beriye (yanıma) gel! Namazın ve orucun kazasını yaparız (o ibadetlerimizi daha sonra yerine getiririz); ama sensiz geçen zamanı geriye getiremeyiz!

Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola sabâ yetirmek beni (Fuzuli)


Kelimeler:

Zaif: zayıf
Ten: beden, vücut
Firkat: ayrılık
Vasl: kavuşmak, vuslat
Saba: sabah rüzgarı
Yetirmek: kavuşturmak, erdirmek, yetiştirmek

Açıklama: Sevgiliden ayrı olduğum zamanlarda, bedenimi öyle bir zayıflat ki, sabah rüzgarı beni alıp onun yanına uçurabilsin (götürebilsin).

 
Ben şehîd-i tiğ-i aşk oldukda râh-ı yârda
Yumadan defn eyleyin tenden gubârı gitmesin (Fuzuli)



Kelimeler:

Tiğ: kılıç
Şehid-i tiğ-i aşk: aşk kılıcının şehidi
Rah-ı yar: yar yolu, sevgilinin yolu
Yumadan: yıkamadan, temizlemeden
Defn: gömmek
Gubar: toz, toprak

Açıklama: Ben sevgilinin yolunda, aşk kılıcının şehidi olduğumda (olursam), bedenimi yıkamadan gömün ki, (sevgilinin ayaklarının değdiği yolun) tozu bedenimden gitmesin.

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su
(Fuzuli) (Su Kasidesi’nden)

Kelimeler:

Eşk: gözyaşı
Od: ateş

Açıklama: Ey göz, gönlümdeki ateşlere gözyaşından su saçma; çünkü bu denli tutuşan ateşlere su çare olmaz!

 

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su
(Fuzuli) (Su Kasidesi’nden)

Kelimeler:

Ab-gun: su renkli, su renginde olan
Günbed-i devvâr: dönen kubbe, dünya
Muhit: çevre, saran, kuşatan

Açıklama: Gökyüzü su renginde midir acaba, yoksa gözümden akan sular mı gökyüzünü kaplamış (ben de onu su renginde sanıyorum).


Ârızın yâdiyle nem-nâk olsa müjgânım n'ola
Zayi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su
(Fuzuli) (Su Kasidesi’nden)

Kelimeler:

Arız: yanak
Nem-nak: nemli, ıslak
Müjgan: kirpik
Zayi olmak: boşa gitmek, heder olmak
Temenna: istek, dilek, arzu
Har: diken

Açıklama: Senin yanağının hatırıyla ıslanmışsa kirpiklerim ne olur ki? Gül arzulayarak dikene verilmiş olan su boşa gitmez.


Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su
(Fuzuli) (Su Kasidesi’nden)

Kelimeler:

Hak: toprak
Pay: ayak
Hak-i payine: ayağının toprağına
Yetem: ulaşayım, varayım
Muttasıl: hiç durmadan, sürekli



Açıklama: Bu avare su (Dicle nehri) senin ayaklarının toprağına ulaşama isteğiyle, ömürlerdir, hiç durmadan, başını taştan taşa vurarak gezer.

 

Âşık-ı sâdıkta dil birdir olur mu yâr iki
Hiçbir taht üstüne mümkün müdür hünkâr iki

(II. Selim )
Anlamı: Gerçek aşıkta gönül birdir, bu yüzden bir gönülde iki sevgili olmaz. Zira bir tahtta iki padişah olmaz.

Benim tek hîç kim zâr u perîşân olmasın yâ Rab
Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasın yâ Rab

(Fuzûlî)
Anlamı: Hiç kimse benim gibi ağlayıp inlemesin ya Rabb’i. Aşk derdinin ve ayrılık yarasının esiri olmasın ya Rabb’i.


Sen demişsin kim kimin derdiyle giryândur Nedîm
Ey mürüvvetsiz senin derdinle giryân oldu hep
(Nedîm)
Anlamı: Ey sevgili sen demişsin ki bu Nedim kimin derdinden ağlıyor ? Ey vefasız sevgilim, o, hep senin derdinden dolayı inleyip durdu.

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib!
Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır. (Fuzuli)

Kelimeler:

Helakim: yok oluşum, ölümüm

Açıklama: Ey doktor, ben aşk derdiyle mutluyum! Benim ilacımı hazırlamaktan vazgeç, bana derman bulma, istemem; çünkü benim ölüm zehirim senin bana hazırladığın o ilaçtadır (asıl o ilaç beni öldürür)!


Ney kimi her dem ki bezm-i vaslını yâd eylerem
Tâ nefes vardur kuru cismümde feryâd eylerem
(Fuzuli)

Kelimeler:

Kimi: gibi
Dem: an, en kısa zaman birimi; nefes
Bezm-i vasl: kavuşma meclisi, kavuşma anı
Yad eylemek: anmak, hatıra getirmek

Açıklama: Bir ney gibi her an (ya da her nefeste) kavuşma anını (meclisini) anarım, şu kuru bedenimde nefes oldukça feryat ederim. (Fuzuli kendisini ney’e benzeterek, “ney de içinde hava oldukça feryat eder ben de içimde hava/nefes oldukça feryat ederim” diyor.)


Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı (Fuzuli)


Kelimeler:
Hasıl: ortaya çıkan, var olan, elde edilen
Ser-i kuy: sokağın (köyün, semtin) başı
Garaz: garez, maksat, amaç
Reh-i aşk: aşk yolu
Fena: yokluk, kötü

Açıklama: Senin sokağının başında beladan başka bir kazancım yok, aşk yolunda da yok olmaktan (ölmekten) başka bir amacım yok! 

Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı (Fuzuli)



Kelimeler:
Ney-i bezm-i gamem: gam meclisinin ney’iyim

Heva: hava; istek, arzu
Açıklama: Ey ah! Ben, gam meclisinin ney’iyim! Ateşte yanmış kuru bedenimde havadan (sevgiliyi istemekten, arzulamaktan) başka ne bulursan yele (rüzgara) ver! (Fuzuli burada, kendisini neye benzeterek, “bedenim ateşte yanmış [ney de öyle], içimde de sadece hava var [ney’in de içinde adece hava olur]” diyor.) 

 

Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen
Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı (Fuzuli)



Kelimeler:
Bezm-i aşk: aşk meclisi (topluluğu)
İçre: içinde, içeri
Nice: nasıl
Temettu: kazanç, kar
Sada: ses

Açıklama: Ey, Fuzûlî! Aşk meclisinde nasıl ah etmeyeyim? Bende sesten başka ne kâr bulunur ki? 

Ders- i aşkın müşkilin Yahyâ nice halleylesün
Söyleyenler hikmetin bilmez bilenler söylemez

(Şeyhülislam Yahya)

Anlamı: Aşk dersinin zorluklarını Yahya nasıl çözsün. Bu konuda konuşanlar bu işin sırrını bilmez, bilenler de konuşmaz.

Müşkül budur ki her kime kim hâlim ağlasam
Aşkın yolunda ol dahi benden beter çıkar
(Ahmed Paşa)

Anlamı: Asıl zor olanı şudur ki kime derdimi anlatmaya çalışsam, aşk yolunda onun benden beter olduğu anlaşılır.

Her dilde arasan bulınur ışkdan eser
Her toprağı ki kazsalar elbette ma çıkar (Necati Beg)


Anlamı: Eğer ararsan, her gönülde aşktan bir eser bulunur; nasıl ki her toprağı kazsalar elbette su çıkar!


Meddah olalı çeşm-i gazalanına Baki
Öğrendi gazel tarzını Rum'un şuarası (Baki)

kelimeler:
meddah: övücü, övgü yapan
Rum'un şuarası: Anadolu şairleri
çeşm-i gazal: ceylan gözü

Açıklama: Baki senin ceylan gözlerini övmeye başladığından beri, Anadolu şairleri (Baki'nin övgülerine, gazellerine bakarak) gazel tarzını öğrendi.

Arz-ı hal etmeğe cana, seni tenha bulamam
Seni tenha bulıcak kendimi asla bulamam (Ulvi)


Kelimeler:
arz-ı hal: hali, durumu anlatmak
bulıcak: bulunca
cana: ey sevgili, ey can

açıklama: Ey sevgili, sana halimi anlatmak için seni yalnız bulamıyorum. Seni yalnız bulduğum anda ise kendimi bulamıyorum (kaybediyorum).


Ne beyân-ı hâle cür'et ne figaana takatim var
Ne recâ-yı vasla gayret ne firaaka kudretim var (Enderunlu Vâsıf)



Kelimeler:
Beyan-ı hal: hal beyanı, vaziyeti açıklamak
Cür’et: cesaret
Figan: feryat
Reca-yı vasl: kavuşma ricası, kavuşmayı istemek
Firak: ayrılık
Kudret:güç

Açıklama: Ne halimi anlatmaya cesaretim ne feryada gücüm var! Ne “kavuşalım” demeye gayretim ne de ayrılığa dayanacak gücüm var.

Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-i firâkız
Ateş kesilir geçse sabâ gülşenimizden
(Selimi )


Kelimeler:

Bülbül-i muhrik-dem-i gülzar-ı firak: ayrılık bahçesinin yakıcı nefesli (sesli) bülbülü
Gülşen: gülbahçesi
Saba: sabah rüzgarı

Açıklama: Biz, ayrılık bahçesinin yakıcı nefesli (sesli) bülbülüyüz. Bizim gül bahçemizden sabah rüzgarı geçse ateş olur (kesilir).

Senden bilirim yok bana bir faide ey gül
Gül yağını eller sürünür çatlasa da bülbül (Nevres-i Kadim)


Açıklama: Ey gül, bilirim, senden bana hiçbir fayda yoktur; çünkü görmez misin, gül yağını hep eller sürünür, (aşkından) çatlasa da bülbül.

Âvâzayi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş

Bakî

Sesini bu aleme Davut gibi sal. Çünkü bu kubbede bakî kalan ancak bir güzel hatıra imiş.

Kârbân-ı râh-ı tecrîdiz hatar havfın çekip
Gâh Mecnûn gâh ben devr ile nevbet bekleriz

Fuzûlî


Mecnûn ile ben, soyutlanmıştık yolunun kervanıyız. Yolkesiciler kervanımıza saldırıp da tekilliğimizi bozmasınlar diye bazen o, bazen de ben, sıra ile şu dünyanın aşk nöbetini tutuyoruz.

Bende Mecnûndan füzûn âşıklık isti'dâdı var
Âşık-ı sâdık benim Mecnûn'un ancak adı var

Fuzûlî




Bende Mecnûn'dan da öte bir âşıklık yeteneği var. Gerçek âşık benim ama Mecnûn'un adı çıkmış bir kere!..


Ayıttı ol perî bir gün düşüne girüren bir şeb
Sevincimden nice yıllar geçiptir görmedim uyku


Zâtî


O periler güzeli, "Günün birinde, bir gece rüyana gireceğim!" diye söz verdi... Bu sözün sevinciyle nice yıllar geçiyor ki gözüme uyku girmedi!

Zati’den Bir Beyit:

Eyitti ol perî bir gün düşüne girüren bir şeb
Sevincimden nice yıllar geçipdür görmedim uyhu

Mana murat olundukta:

O peri (gibi güzel sevgili) bir gün bana, “Bir gece rüyana gireceğim” dedi. Nice yıllar geçiyor ki (bu iyi habere) sevincimden bir türlü gözüme uyku girmiyor.

Demek olur.

          Zavallı şair Zati, sevgiliyle bir türlü vuslat bulamamış. Ancak günlerden birinde, talih yüzüne gülmüş ve nasıl olduysa, sevgili ona iltifat gösterip “Haydi, gönlün olsun artık, bir gece rüyana gireceğim” deyivermiş. Demez olaymış, bu sefer de bu sevinç ile aşığın uykuları kaçar olmuş. Belki uyuyabilse, rüyasında sevgiliyle vuslat da mümkün olacak. Ama heyhat! Böyle bir sevinç haberinden sonra uyku ne kelime! Kaderin de böylesi düşman başına…

Kaynak: İskender Pala, Müstesna Güzeller

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=