DAVRANIŞ-EVRİM
Right Click to Save Logo


  • ...Canlı organizmalar çevrelerinde meydana gelen değişikliklere karşı tepki gösterirler.Bu tepki bitkilerde ve hayvanlarda farklıdır.
  • ...Davranış,organizmanın uyarıya tepki vermek için gerçekleştirdiği bir dizi işlevdir.
  • ...En basit tanım olarak organizmanın çevresinden gelen uyarılara verdiği yanıt davranıştır.Hayvanlarda görülen davranış şekillerini inceleyen bilim dalı etolojidir.
  • ...Davranış organizmanın uyarıya tepki vermek için gerçekleştirdiği bir dizi işlevdir.Kısaca organizmanın çevresinden gelen uyarılara verdiği yanıttır.
  • ...Aç bir köpek besin kokusunu alınca tükrük salgılar.Burada besinin kokusu uyarıcıdır.Tükrük salgılamak ise fizyolojik bir tepkidir.Ancak daha sonra köpeğin besini almak için avlanma eğilimine girmesi bir davranıştır.
A.BİR HÜCRELİLERDE VE BİTKİLERDE GÖRÜLEN DOĞAL DAVRANIŞLAR:
  • ...Doğal davranışlarda davranışın oluşumu ile ilgili bilgiler DNA tarafından taşınır.Herhangi bir organizma doğuştan gelen davranış için seçim yapamaz,davranış otomatik olarak gerçekleşir.
  • ...Doğal davranışlar bir canlı türünün tamamında bulunur.
  • ...Basit yapılı canlıların bir uyarana yaklaşmak yada uzaklaşmak şeklindeki hareketlerine taksis(göç) denir.
  • ...Örneğin amipin şiddetli ışıktan uzaklaşmak için yaptığı harekete negatif fototaksi,besine doğru yaptığı harekete isepozitif kemotaksi denir.
  • ...Aynı şekilde öglenanın ışığın olduğu tarafa doğru gitmesine pozitif fototaksi denir.
  • ...Akyuvarların kılcaldamardan çıkarak mikrop alan vücut bölgesine gitmesi,kan pulcuklarının damarın zedelenen bölgesine toplanması(pozitif kemotaksis)
  • Spermin kendi türünden bir yumurtanın salgıladığı kimyasal maddeye gitmesi(Pozitif kemotaksis)
  • ...Örneklerden anlaşıldığı gibi harekette uyaranın yönü önemlidir.Yapılan hareket uyarana göre isimlendirilir.
  • ...Bitkiler uyaranlara karşı hayvanlarda olduğu gibi ani tepki gösteremeseler bile bazı durum değiştirme hareketleri yapabilirler.
  • ...Bitkilerde bir uyarana karşı yapılan yönelim hareketlerine tropizma denir.
  • ...Tropizma ışığa,yerçekimine,suya veya kimyasal bir maddeye doğru olabilir.
  • ...Yönelim hareketi uyarana doğru ise pozitif(+) tropizma ,uyaranın aksi yönünde ise negatif(-) tropizma olarak adlandırılır.
  • ...Taksis hareketlerinde sil,yalancı ayak,kamçı gibi yapılar görev yapar.
 
 
a.)Fototropizma(Işığa Yönelim):
  • ...Bitkinin tepe bölgesinden salgılanan oksin hormonu,bu bölgedeki yoğunlaşmasına göre bitkide simetrik veya asimetrik büyümeye yol açar.
  • ...Oksin direkt güneş ışığı görmeyen yerlerde daha fazla üretilir.Bu durum o bölgede bulunan hücrelerin daha fazla uzamasına ve dolayısıyla kıvrılarak güneşe dönmesine neden olur.
  • ...Fazla ışık alan bölgelerde oksinin büyümedeki etkisi azalır.Çünkü oksin üretimi azalır.Bitkilerde ışığa yönelme isteği büyümeyi sağlar.
  • ...Filiz uçları (koleoptil) karanlıkta oldukları zaman dik olarak yukarıya doğru büyür.
  • ...Filiz ucu ışığı engelleyecek şekilde kapatılıp,tek yönlü ışık karşısına bırakılırsa ışığa doğru bükülme olur.
  • ...Filiz ucu kesilerek uç ile gövde arasına mika yerleştirilirse oksinin difüzyonu engellenir.Büyüme ve ışığa yönelim gerçekleşmez.

b.)Geotropizma(Yerçekimine yönelim):
  • ...Yer çekiminin etkisiyle oluşan yönelim hareketidir.
  • ...Bitkinin kökleri pozitif geotropizma,gövdesi negatif geotropizma yapar.
 
c.)Hidrotropizma(suya yönelim):
  • ...Bitki köklerinin suya doğru yaptığı yönelim ( pozitif hidrotropizma) hareketidir.
  • ...Bu yönelim yerçekiminden daha etkilidir.Kökler yerçekimi olsa bile suya yönelim gösterirler.
d.)Kemotropizma(kimyasal maddelere yönelim):
  • ...Organik ve inorganik maddelere doğru yapılan yönelim hareketidir.
  • ...Kökler topraktaki gübre gibi yararlı maddelere doğru (pozitif kemotropizma) yönelirken aşırı tuz gibi maddelerden de uzaklaşırlar.(negatif kemotaksi)
 
e.)Travmatropizma:
  • ...Herhangi bir yaralanma sonucu ortaya çıkan yönelim hareketidir.Yaralanan bölgede üretilen bir hormonun etkisiyle kökler diğer tarafa doğru büyümeye başlarlar.(negatif travmatrpizma)
f.)Haptotropizma:
  • ...Bitkilerde dokunmayla oluşan yönelim hareketidir.Sarılıcı bitkilerin emeçleriyle diğer bitkilere tutunması pozitif haptotropizmadır.
Bitkilerde sinir sistemi ve vücudu sürekli dolaşan daimi bir sıvı (kan) yoktur. Organlar ve dokular arasındaki düzenleme işi ve duyarlılığın sağlanması sadece hormonlarla yapılır.
 
Bitkisel Hormonlar
Görevi
Oksinler : Hücre bölünmesi ve farklılaşması, yaprak dökümü, çiçek açma, meyve verimi

Oksin hormonları normal miktarlarda üretildiği zaman kök tomurcuk ve gövdede büyümeyi artırdığı gibi çok fazla üretildiği zaman gelişmeyi durdurucu olabilir.
 
Giberellinler
:
Gövde uzaması, meyve vermesi, tohumun çimlenmesi.
Sitokininler
:
Tomurcuk gelişmesi, tohum çimlenmesi, yaprakların geç yaşlanması.
Absisik Asit
:
Tomurcuk ve tohum uykusunun sağlanması (dormansi).
Etilen
:
Bir hidrokarbon olup, sadece üretildiği yerlerde etkilidir. Yaprak dökümü, meyve olgunlaşmasını sağlar.

Bu hormonlardan bazılarının diğer bir görevi de bitkisel hareketlere neden olmalarıdır. Bitkilerde, duyarlılığı sağlayan başlıca bitkisel hareketler üç grupta toplanır.
1. Tropizma (Yönelim) Hareketi
Uyartının yönüne bağlı olarak meydana gelen yönelme hareketidir. Özellikle uç meristem bölgesindeki oksin hormonunun eşit olmayan dağılımından kaynaklanır.
Yönelim hareketi uyarana doğru ise (+) tropizma, uyaranın aksi yönünde ise, (–) tropizma adını alır.
 
2. Nasti (Irganım) Hareketleri
Uyaranın yönüne bağlı olmaksızın yapılan irkilme hareketidir. Olay, turgor basıncındaki ani değişmelerden kaynaklanır. Uyartının yönüne bağlı olmadığından (+) ve (–) nastiden söz edilemez.

Uyaran

 
Nasti Adı
Dokunma
Tigmonasti
Sarsıntı
Sismonasti
Sıcaklık
Termonasti
Işık
Fotonasti

 

3. Taksi (Yer Değiştirme) Hareketleri
Uyaranın yönüne bağlı olarak, özellikle tek hücreli bitkilerin yer değiştirme hareketidir.
Uyaranın yönü önemli olduğu için (+) ve (–) taksi hareketinden söz edilir.

Uyaran

 
Taksi Hareketi
Işık
Fototaksi
Sıcaklık
Termotaksi
Kimyasal madde
Kemotaksi

 


 
  • ...Bitkilerde uyartının yönüne yada şiddetine bağlı olmadan yapılan irkilme hareketlerine ise nasti denir.
  • ...Genellikle turgor basıncındaki değişmelerle oluşturulurlar.
  • ...Başlıca 3 tip nasti hareketi vardır.Işık etkisiyle oluşan nasti hareketine fotonasti denir.Örneğin akşam sefası bitkisinde çiçeklerin gündüz kapanıp gece açılması.
  • ...Sıcaklık etkisiyle oluşan nasti hareketine termonasti denir.Örneğin lale çiçekleri 5-10 derecede kapanırken 10-20 derecede açılırlar.
  • ...Sarsıntı sonucu ortaya çıkan nastiye ise sismonasti denir.Örneğin küstüm otunun yapraklarının dokununca açılması.
  • ...Yerçekimine doğru nasti hareketi yapılmaz.
  • ...Böcekkapan bitkilerde nasti hareketleri görülür.
  • ...Bitkilerde nasti hareketleri tropizma hareketlerine göre daha hızlıdır.Çünkü nasti hareketleri turgor basıncı değişimi ile yapılır.
  • ...Bitkilerde görülen hareketler,hayvanlara oranla çok yavaştır.Çünkü bitkisel hareketlerin gerçekleştirilmesinde sadece hormonal etki vardır.Oysa hayvanlardaki hareketler sinir sistemi ve hormonların birlikte etkisiyle oluştururulur.
 
B.HAYVANLARDA DOĞAL DAVRANIŞLAR:
  • ...Genetik olarak gelen ve sonradan öğrenilmeyen davranışlara doğuştan gelen davranışlar denir.
  • ...Kalıtsal davranışlar canlı dünyaya gelir gelmez olduğu gibi sonradan da ortaya çıkabilir.
  • ...Örneğin; Avrupa guguk kuşları yuva yapmazlar.Dişi kuş yumurtalarını başka türden kuşların yuvalarına anne kuş yokken koyar.Yumurtadan çıkan Avrupa guguk kuşunun ilk yaptığı iş ise yuvanın gerçek sahibi olan kuşun yumurtalarını atmaktır.Bu davranışı herhangi bir şekilde öğrenmemiştir.
  • ...Bazı kalıtsal davranışlar ise canlı dünyaya gelir gelmez yapılır.Örneğin; yumurtadan çıkan deniz kaplumbağaları hemen kumsaldan denize doğru gitmeye başlarlar.Tek hedefleri bir an önce denize ulaşmaktır.
  • ...Kalıtsal davranışlar bireysel oldukları gibi bir gruba da ait olabilirler.
  • ...Kazların V şeklinde uçmaları grup şeklindeki davranışa örnek olarak verilebilir.Bu davranış sayesinde uçuş sırasında daha az enerji harcarlar.Her kaz V şeklindeki uçuş yöntemini bilerek dünyaya gelir.
  • ...Bir organizmanın yapısı ve sinir sistemi ne kadar karmaşık olursa davranışı da o kadar karmaşık ılur.Örneğin;kurbağanın davranışı çekirgeden,şempanzenin davranışı kurbağadan,insanın davranışları diğer canlılardan daha karmaşıktır.
 
C.REFLEKSLER VE İÇGÜDÜSEL DAVRANIŞLAR:
  • ...Canlılarda dışarıdan gelen etkilere verilen ani ve değişmez tepkilere refleks denir.
  • ...Refleks hareketleri beyne ulaşmadan omurilik tarafından yönetildiği için hızlıdır.Sinir sistemine sahip tüm canlılarda refleks davranışı vardır.
  • ...Örneğin; insanın dizine vurulursa bacak öne doğru hareket eder.(diz kapağı refleksi),kurbağanın bacağına asit değdirilirse hemen bacağını çeker.
  • ...Doğuştan gelen davranışlar içinde en fazla ilgi çekici olanı içgüdüsel davranışlardır.Bazı hayvanlardaki davranışlar,bir uyarı ya da bir dizi uyarıya bağlı olarak ortaya çıkan öğrenilmemiş hareketler sonucu ortaya çıkar.Bu şekilde oluşan karmaşık davranışlar içgüdü olarak bilinir.
  • ...İçgüdüler canlının karşılaştığı sorunlara karşı hazır cevap olarak oluşturulan davranışlardır.Belli bir içgüdü davranışı bir seri faaliyeti içine alır.
  • ...Örneğin; kuşların yuva yapma içgüdüleri yuva yapımında kullanılan malzemelerin bulunması,uygun yuva alanına taşınması,kendine özgü yuva şeklini yapma gibi bir çok faaliyeti içine kapsar.İçgüdü şeklindeki davranışlarda bir organizma belli bir uyartıya karşı daima aynı şekilde tepki gösterir.Çevresel etkiler içgüdüsel davranışları etkilemez.
  • ...Kuşların ,yılan balıklarının ,kurbağaların belirli zamanlarda soğuktan korunmak için göç etmesi,arıların buldukları çiçeklerin yerlerini özel danslarla diğer arılara bildirmesi ,örümceklerin karmaşık yapılı ağları yapması birer içgüdüsel davranışlardır.
  • ...İç güdüsel davranışlar, bilinçlidir,hormonal kontrolle gerçekleşir,otomatiktir,kalıtsaldır.Öğrenmeye dayalı değildir.
  • ...Kuşların göçleri,yuva yapma,yuvayı koruma içgüsel davranışlara başka örneklerdir.
  • ...İçgüdüsel davranışlar son derece karmaşık olduklarından öğrenme ile ortaya çıkmazlar ve kendiliğinden gerçekleşirler.Böylece bir davranışı gerçekleştiren organizma refleks davranışlarından farklı olarak ne yaptığının bilinçli olarak farkındadır.
  • ...İçgüdüsel,öğrenilmiş davranışlar ve sosyal davranışlar bilinçliyken refleks davranışları bilinçsizdir.
D.KAZANILMIŞ (ÖĞRENİLMİŞ) DAVRANIŞLAR:
  • ...Hayvanlarda öğrenilmiş davranışlar,çevresel etkilerin bir sonucu olarak onların geliştirdiği tepkilerden oluşur.
  • ...Bunlar hayvanların geçmiş tecrübelerine dayanarak geliştirdiği davranışlardır.
  • ...Bu tür davranışlar aynı türün bireyleri arasında farklılık gösterdiği gibi bireylerin kazandığı tecrübe ile zamana bağlı olarak da değişebilir.
  • ...Öğrenilmiş davranışlar doğuştan kazanılmış davranışlardan farklıdır.Çünkü hayvan yeni durumlara karşı yeni tepkiler geliştirir ve bu tepkileri uzun süre hatırlar.Öğrenme çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir.
a.)Alışkanlık yoluyla öğrenme:
  • ...Bir hayvan belli aralıklarla tekrar tekrar aynı şiddette bir uyarana maruz kalırsa gösterdiği tepki yavaş yavaş azalır ve sonunda o uyarana tepki göstermez.
  • ...Örneğin; örümceğin ağına çubukla dokunulursa hayvan hemen dokunulan yere hızla hareket eder.
  • ...Aynı hareket sürekli tekrarlanırsa örümceğin belli bir zaman sonra hiç tepki göstermediği görülür.
b.)Şartlanma yoluyla öğrenme:
  • ...Bu çeşit öğrenme Pavlov’un köpekler üzerinde yaptığı deneylerle ispatlanmıştır.
  • ...Pavlov bir köpeğe besin verdiğinde ağzında salya salgısının arttığını gözlemlemiştir.
  • ...Sadece zil sesi duyurulduğunda köpek salya salgılamaz.
  • ...Pavlov köpeğe besin verdiği anda zil çalmış ve bu işlemi bir çok kez tekrarlamıştır.
  • ...Bu şekilde bir çok deneyden sonra köpeğin zil sesini işittiği zaman besin verilmediği halde salya salgıladığını görmüştür.
  • ...Böylece araştırıcı yeni bir refleksin geliştiğini gözlemlemiştir.
  • ...Pavlov köpeklerle yaptığı deneyde şartlı refleksler oluşturmuştur.
c.)İzlenimle öğrenme:
  • ...Bu tip öğrenme daha çok yeni doğmuş yada yumurtadan yeni çıkmış yavrularda görülür.
  • ...Bu çeşit öğrenmeyle ilgili yapılan bir deneyde ördek yavruları üzerinde çalışılmıştır.
  • ...Araştırıcı kuluçka makinesindeki yumurtadan çıkan yavruların önünde çömelerek ve ördek gibi ses çıkararak iki yana sallanarak yürüdüğü zaman genç yavruların kendisini izlediklerini görmüştür.
  • ...Daha sonra yavrular gerçek ördeğin yanına götürülse bile yine ördek sesi çıkaran insanı takip etmişlerdir.
  • ...Bu çalışmalar genç yavruların ilk gördükleri hareketli ve sesli şeyleri takip etmeyi izlenimle öğrendiğini göstermektedir.
d.)Deneme-yanılma yoluyla öğrenme:
  • ...Bir hayvanın yeni bir durum karşısında meydana gelecek 2 tepkiden doğru olanı seçmesi ödül verilerek sağlanır.
  • ...Hayvan cezalandırılarak yanlışı seçmeleri önlenir.
  • ...Çoğu organizma bir çok denemeden sonra doğru seçim yapmayı öğrenmiştir.
  • ...Maymunlar deneme yanılma yoluyla yüksekte asılı olan bir muzu almayı öğrenebilirler.
E.SOSYAL DAVRANIŞLAR:
  • ...Hayvanlarda görülen sosyal davranışlarda iş bölümü ve görev dağılımı vardır.
  • ...Sosyal gruplar aynı türe ait hayvanlar arasında oluşturulur.
  • …Canlılar,beslenme,avlanma,üreme,yuva kurma,haberleşme,yavru bakımı,göç etme,yurt edinme,düşmanlarından korunma,eşbulma gibi amaçlarla sosyal topluluklar (sosyete) oluştururlar.
  • Topluluk halinde avlanma kurtlar,aslanlar ve yabani köpekler gibi farklı canlı gruplarında görülebilir.
  • ...İşbirliğine dayalı sosyal davranışlar çiftleşme davranışını,aile ilişkilerini ve topluluk içindeki işlevleri içerir.
  • ...Bireyler arasındaki karşılıklı ilişkiler besin ile yuva bulmanın ve yavruları korumanın temelidir.
  • ...Yardıma dayalı davranışlar kuş,balık ve hayvan sürüleri gibi büyük topluluklarda görülür.
  • ...Bir maymun veya kurt topluluğunda paylaşılan besinin etrafındaki davranışlar bu duruma iyi örnektir.
  • ...Şayet besin tek parçadan ibaretse ve bu parçayı topluluğun sıradan bir üyesi almışsa liderini görünce besini bırakır.
  • ...Böylelikle toplulukta liderinin üstünlüğünü kabul etmiş olur.
  • ...İletişim,yardımlaşma,sosyal hiyerarşi(derece farkı) ve yarışma üstünlüğe dayalı sosyal davranışlarda önemli rol oynar.
  • ...Bir çok türün dişi ve erkek bireyleri mesajlarla bir araya gelirler.Örneğin; balinalar 10 km’den fazla mesafelerden birbirleriyle su altı şarkılarıyla haberleşirler.
  • ...Bir çok hayvanın kullandığı mesaj taşıyan kimyasal salgılara feromon denir.Dişi ipek böceğinin salgıladığı feromon kilometrelerce uzaklıktaki erkek ipekböceğini uyarabilir.
  • ...Gerçek topluluklar(sosyal grup) dışarıdan görüldüğü gibi basit bir kümelenme değildir.
  • ...Topluluğun önderleri,kılavuzları,nöbetçileri ve koruyucuları vardır.
  • ...Arılar arasında görülen iletişimin temelinde ise farklı şekillerde yapılan dans hareketleri vardır.Bir gözcü arı nektarca zengin bir çiçek alanı bulduğunda ,bu alanın yönünü ve kovana olan uzaklığını diğer arılara haber verebilmektedir.Eğer besin kaynağı uzakta ise gözcü arı sallanarak dans eder.Kovana yakın bir alan ise daireler çizerek dans etmeye başlar.
  • ...Arılarda sallanma(besin yönü) ve halka(besin uzaklığı) dansları besin kaynağının uzaklığını ve yönünü belirler.Sallanma hareketliğinin sıklığı besinin kovana olan uzaklığını belirler.
  • ...Arılarda çiçek bulunan bölge çeşitli danslarla kovandaki diğer arılara haber verilir.
  • ...Arıların sayısı azdan çoğa doğru kraliçe arı,erkek arı ve dişi(işçi) arı şeklindedir.
  • ...Kurtlar sosyal gruplar oluşturan hayvanlardır.
  • ...Aynı türe ait hayvanlar arasındaki yakın iletişim,bazı durumlarda işbirliği yerine rekabetle sonuçlanabilir.Kaynakların sınırlı olduğu durumlarda türün bireyleri arasında besin bulma,su ihtiyacını karşılama ,yaşama alanı ve çiftleşme için rekabet edilebilir.
  • ...Aynı türün bireyleri arasında yuva için kavgalar olabilir.
  • ...Bir çok hayvan türü daha çok üreme ve karşı cinsi çekmek amacıyla bazı kimyasal maddeler salgılanır.Bu salgılar çok uzaktaki bireyler tarafından algılanabilirler.Bu salgılara feromon denir.
  • ...Canlılar üremek,yuva yapmak,avlanmak,korunmak,enerji tasarrufu gibi amaçlarla sosyal gruplar oluşturur.
  • ...Süngerlerin sosyal grup oluşturamamasının nedeni suyun içinde sabit olarak yaşamalarıdır.
  • ...Ayılarda yüzey alanı/kütle oranı oranı düşük olduğu için vücut sıcaklıklarını daha iyi korurlar.
  • ...Ayılar metabolik faaliyetlerde yağları kullandığı için kas erimesi ve üre oluşumu gibi sorunlar görülmez.
  • ...Canlılarda vücut büyüklüğü uyku süresinde etkilidr.
 
 
F.BİYOLOJİK SAAT:
  • ...Fizyolojik ve davranışsal tepkilerin bir günlük zaman dilimi içinde tekrarlanmasına günlük döngü denir.
  • ...Günlük döngünün çok düzenli olması,vücut içinde var olan bir biyolojik saatle kontrol edildiğini gösterir.
  • ...Bireylerin bazı davranışları zamanla değişebilir.Ancak bazıları aylık,günlük ve ya yıllık döngülerle belirli zaman aralıklarında tekrarlanabilir.
  • ...Şahinler gündüz,baykuşlar ise gece avlanırlar.
  • ...Kral penguenler her yıl sadece üreme dönemlerinde belli bölgelerde toplanırlar.
  • ...Bazı hayvanların biyolojik saatlerinde aylık döngüler vardır.Örneğin;insanlarda dişilerde görülen menstrüal döngü(adet kanamaları) aylık peryotlarda gerçekleşir.
  • ...Hayvanların büyük bir kısmı belirli zaman aralıklarında geçici olarak topluluklar oluşturabilirler.Örneğin; kral penguenler her yıl üreme mevsiminde belli bir bölgede toplanırlar.Üreme dönemlerinden sonra topluluk tekrar dağılır.
  • ...Canlılarda biyolojik ritim(biyolojik saat=iç saat) belirlenmesinde en çok denetleyici-düzenleyici sistemler ile(sinir-endokrin) ile hareket sistemi görev yapar.
 
HAYATIN BAŞLANGICI VE EVRİMLE İLGİLİ GÖRÜŞLER:
  • ...Hayatın yeryüzünde nasıl başladığı ve bugüne kadar hangi değişimleri geçirdiği en eski devirlerden beri insanların merakını uyandıran bir konu olmuştur.
A.) ABİYOGENEZ(KENDİLİĞİNDEN OLUŞ) GÖRÜŞÜ:
  • ...Eski Yunan Filozofu Aristo canlıların kendiliğinden var olabileceğine yani cansız maddelerden ve kısa sürede meydana geldiğine inanıyordu.(Abiyogenez hipotezi)
  • ...Aristonun bu hipotezi döllenmiş yumurta gibi bazı madde parçalarının aktif öz taşıdığını varsayar.
  • ...Bu aktif öz şartlar uygun olduğu zaman bir canlı meydana getirecektir.
  • ...Aristo’nun bu görüşü ortaçağ boyunca birçok bilim adamı tarafından kabul edilmiştir.
  • ...Aristo’nun görüşleri öncelikle F.Redi’nin daha sonra da Louis Pasteur’ün düzenledikleri kontrollü deneylerle çürütülmüştür.
  • ...Aristo’nun görüşüne göre aktif öz(aktif prensip) döllenmiş yumurtada,çamurda,havada kısaca her yerde bulunur.
  • ...Bu aktif öz hava ile temasa girerek uygun koşullarda canlı meydana getiriyordu.Hatta bu görüşe göre farelerin eski gömlek parçalarının havayla etkileşimi sonucunda meydana geldiğine inanılmaktaydı.
B.)BİYOGENEZ GÖRÜŞÜ:
  • ...Redi’nin deneyleri canlının ancak kendinden önceki bir canlıdan meydana gelebileceği fikrinin doğmasına neden olmuştur.Bu fikir biyogenez hipotezi olarak bilinir.
  • ...Bu deneyler hiçbir canlının kendiliğinden oluşamayacağını bugün yaşayan canlıların da önceki atalarından ürediğini göstermiştir.
  • ...Pasteur kendiliğinden oluş hipotezini yaptığı kontrollü deneylerle çürütmüştür.
  • ...Pasteur’ün deneyinin hem kontrollü olması hem dünyanın her tarafında yapılacak kadar basit ve tekrarlanabilir olması önemli bir özelliğidir.
  • ...Yapılan kontrollü deneylerden birinde ;hayvan etlerinin konduğu 4 kavanoz hazırlandı ve sineklerin girip çıkabilmesi için ağızlarını açık bıraktı.Aynı şekilde 4 kavanoz daha hazırladı.Fakat bu defa sineklerin girip çıkmalarını önlemek için kavanozların ağızlarını kapadı.Son deneyde ise kavanoz sineklerin girip çıkmasına engel olacak fakat havanın girmesini engellemeyecek şekilde tel kafesle çevrildi.Burada sineklerin bir önceki sineklerden oluştuğunu gözlemledi.
  • ...Biyogenez hipotezine göre canlıların daha önceki canlılardan ürediğini bilmek hayatın kökenini aydınlatmaya yetmez.Çünkü ilk dünya şartlarının ve o şartlardaki ilk canlıların nasıl olduğuna ait bilgilerimiz eksiktir.
C.)PANSPERMİA GÖRÜŞÜ:
  • ...Bazı bilim adamlarına göre hayat yeryüzüne başka gezegenlerden gelmiştir.
  • ...Yaklaşık bir asır önce ortaya çıkan bu görüş biyolojide pansperia görüşü olarak bilinir.
  • ...Günümüzde de panspermia görüşünü savunanlar vardır.
  • ...Bu görüşü savunanlar bilinmeyen bir zamanda ,uzaya dağılmış spor ve tohumların daha sonra dünyamıza gelerek hayatı başlattığını kabul etmektedirler.
  • ...Bu görüş hayatın yeryüzüne uzaydaki gezegenlerden veya diğer gökcisimlerinden geldiğini açıklamış bile olsa hayatın diğer gezegenlerde nasıl başladığına açıklık getirememiştir.
  • ...Bu görüşe göre ilk canlı dünya dışında yani başka bir gezegende oluşmuştur.Daha sonra bu canlıların spor yada tohumları göktaşları ile taşınıp canlılık başlamıştır.
D.)OTOTROF GÖRÜŞÜ:
  • ...Ototrof canlılar bazı inorganik maddeleri ve güneş enerjisini kullanarak kendi besinini yapabilen organizmalardır.
  • ...Ototrof hipotezine göre dünyamızda ilk meydana gelen canlı ototroftur.
  • ...Ototroflar hem kendilerinin hemde başka canlıların yararlanabileceği besinleri üretebildiğine göre karmaşık yapıda organizmalardır.
  • ...Bazı biyologlar ilk meydana gelen canlının böyle kendi besinini üretebilecek kadar karmaşık yapıya sahip olamayacağını belirterek ototrof hipotezini reddetmişlerdir.
  • ...Otorof canlının bu karmaşık yapıyı kazanabilmesi için milyonlarca yıllık değişmeler geçirmesi gerektiğini savunan bilim adamları vardır.
  • ...Kendi besinini üreten organizmaların nasıl meydana geldiği açıklanamadığı için ototrof görüşüne karşı heterotrof görüşü ileri sürülmüştür.
  • ...İlk canlının ototrof olması gelişmiş bir enzim sistemine sahip olmasını gerektirdiği için evrime ters düşmüştür.
E.)HETEROTROF GÖRÜŞÜ:
  • ...İlk canlınıncansız maddelerdenuzun süren kimyasal evrim sonrasında özel cevre koşullarında oluştuğunu ve kendi besinini kendisi yapamayan basit bir canlı olduğunu kabul eder.İlk canlı enerji gereksinimlerini karşılamak için gerekli organik molekülleri dış çevreden hazır olarak alır yani tüketicidir.
  • ...Hetetrotrof hipotezine göre ilk canlı heterotrof bir organizma olup cansız maddelerin uzun bir kimyasal evrim geçirmesi sonucunda meydana gelmiştir.
  • ...Stanley Miller 1953 yılında dünyanın ilk atmosferinde su buharı,metan ,amonyak ve hidrojen gazlarının bulunduğunu varsayarsak bir deney düzenlemiştir.
  • ...Miller bu karışımı bir cam balon içinde yedi gün elektrik arkına tuttuktan sonra toplama kabında aminoasitler,üre,hidrojen siyanür,asetik asit ve laktik asit gibi organik maddelerin oluştuğunu görmüştür.
  • ...Miller hazırlamış olduğu düzenekte bazı inorganik maddeler kullanarak çeşitli organik moleküllerin oluştuğunu gözlemlemiştir.
  • ...Heterotrof hipotezine göre denizlerde biriken organik moleküller birbirini etkileyerek gittikçe büyüyen ve karmaşıklığı artan yeni moleküller meydana getirmiştir.
  • ...Reaksiyonlar sonucu meydana gelen bu ilk organik moleküllerin proteinler olduğu ileri sürülmüştür.
  • ...Hipoteze göre protein moleküllerinin bazıları zamanla enzim özelliği kazanmış ve diğer moleküllerin oluşmalarını hızlandırmıştır.
  • ...Bu ortamda oluşan nükleik asitler proteinlerle birleşerek nükleoproteinleri meydana getirmiştir.
  • ...Nükleoproteinler de ilk önce koaservat denilen ön hücreye sonra da kendi kopyalarını yapabilen basit canlılara dönüşmüştür.
  • ...Denizlerdeki organik maddelerin birleşmesiyle meydana gelen ilk canlılar oksijensiz bir atmosferde bulunduklarından kendileri için gerekli enerjiyi o zamanki mevcut organik bileşiklerin oksijensiz solunumundan sağlamışlardır.
  • ...Bu durumda dünyada ilk önce oksijensiz solunum yapılmış fotosentetik canlıların oksijen oluşturmasından sonra ise canlılar oksijenli solunum yapmaya başlamışlardır.
  • ...Heterotrof görüşe göre ilk canlı enerji gereksinimlerini karşılamak için gerekli organik molekülleri dış çevreden hazır alan tüketici bir canlıdır.
  • ...Heterotrof görüşe göre;
ilkel molekülleràNükleoproteinàkoaservatàoksijensiz solunumà fotosentezàoksijenli solunum
 
kloroplastàmitokondri
 
koaservatàilkel canlılaràOksijensizsolunumàfotosentezà oksijenlisolunum
 
heterotrof canlılaràototrof canlılar
  • ...Heterotrof görüşe göre ilk canlı oluşmadan önce milyonlarca yıl süren kimyasal evrim olmuştur.Bunu biyolojik evrim olan canlıların oluşumu ve değişimi dönemi izlemiştir.
  • ...İlk atmosferde serbest oksijen gazı yoktu.Oksijen,su ve diğer oksitlere bağlı durumda idi.Canlılar enerjiyi organik maddelerden oksijensiz solunum(fermantasyon) yaparak elde etmişlerdir.Bugünkü atmosferde x azot,! oksijen ve %1 çeşitli gazlar bulunur.
  • ...Koaservatlar iyonlaşan protein veya proteine benzeyen maddelerin su moleküllerini çekerek dış ortamdan bir zarla ayrılmaları sonucu oluşan kümelerdir.Bu hipoteze göre ilk canlı koaservatlardan oluşmuştur.
  • ...Bu hipotezi desteklemek için Miller’in yaptığı deney sonucunda ortama konulan amonyak,metan,hidrojen ve su moleküllerinden elektrik ile aminoasit ,üre,asetik asit,laktik asit gibi organik maddeleri oluştuğunu laboratuar ortamında görmüştür.
  • ...Bu deney ilk canlı nasıl oluştu sorusuna cevap vermez.Ancak canlı oluşmadan önce inorganik maddelerden organik maddelerin nasıl oluştuğuna cevap verir.
  • ...Bu hipoteze göre nükleoproteinler koaservat denilen ön hücrelere, sonra da kendi kopyalarını yapabilen basit canlılara dönüşmüşlerdir.Heterotroflardan ototroflar gelişmiştir.Fotosentez sonucu atmosferde oksijen birikmesi ile oksijenli solunum yapan canlılar oluşmuştur.Canlı oluşmadan önce inorganik maddelerden organik maddeler evrimleşmiştir.
  • ...İlkel atmosferdeki gazlardan basit organik bileşikler oluşmuştur(Günümüzde kabul edilmektedir)
  • ...İlk canlı oksijensiz solunum yapan bir canlıdır.(Günümüzde kabul edilmektedir)
  • …Heterotrof hipotezi Darwin’in evrim teorisinin temelini de oluşturur.
  • …Heterotrof hipotezine göre canlılık kimyasal evrimden sonra gerçekleşen biyolojik evrimin ürünüdür.Bu hipoteze göre ilk atmosferde oksijen bulunsaydı kimyasal ve biyolojik evrim gerçekleşmezdi.
  • …Heterotrof hipotezine göre koaservatlar dünyanın oluşması ,ilk atmosferin oluşumu ve bunun sonucunda organik maddelerin birikimi sonucunda oluşmuştur.
  • …Heterotrof hipotezine göre fotosentez,atmosferin yenilenmesinde etkilidir.
  • …Heterotrof hipotezine göre yaşam suda başlamış ve sonra karaya taşınmıştır.Bu durumda canlıların solunum,döllenme ve boşaltım ürünlerinin yapısında farklılklar görülür.
F.) YARATILIŞ GÖRÜŞÜ:
  • ...Bu görüşe göre bütün canlı türleri ayrı ayrı ve mükemmel olarak yaratılmıştır.
  • ...Küçük değişiklikler olmasına rağmen tamamen başka türlere dönüşmemişlerdir.
  • ...Kalıtsal yapıdaki değişmeler sadece o türün değişme sınırları içinde kalmıştır.Bir türün populasyonu içinde görülen böyle değişmelere varyasyon adı verilir.
G.)CANLILARIN EVRİMİYLE İLGİLİ GÖRÜŞLER:
  • ...Evrim,canlılar arasında zaman içerisinde görülen değişikliklerin nasıl olduğunu açıklamaya çalışan bir görüştür.
  • ...Canlıların uzun bir zaman içinde geçirdiği ve geçirmekte olduğu değişiklikleri evolusyon(evrim) bilimi inceler.
  • ...Evrime göre yeni türler eski türlerin tesadüfen ve zaman içinde değişmesiyle meydana gelmekte ;bu değişme olayı günümüzde de devam etmektedir.
  • ...Başka bir ifadeyle evrimciler,türlerin sabit olmadığına ve devamlı değiştiğine,canlıların ortak bir atadan oluştuklarına inanmaktaydılar.
  • ...Evrimcilere göre günümüzün canlıları çok basit ve ilkel bir veya birkaç ortak atadan milyonlarca yılda evrimleşerek meydana gelmiştir.
 
 
1.)Lamarck’ın Evrim ile ilgili görüşleri:
  • ...Lamarck doğada türlerin değişebileceğini ileri sürerek çevre şartlarının türleri etkilediğini bu nedenle oluşan türlerdeki değişikliklerin yeni bireylere aktarıldığını savunur.
  • ...Biyolojide türlerin değişebileceği görüşünü ilk ortaya atanlar Buffon ve Lamarck’tır.
  • ...Bu iki bilim adamı çevrenin etkisiyle canlılarda meydana gelen değişmelerin daha sonraki nesillere geçebileceğine inanmışlardı.
  • ...Lamarck doğada türlerin değişebildiğini ileri sürerek çevre şartlarının türleri etkilediğini,bu nedenle oluşan türlerdeki değişikliklerin yeni bireylere aktarılabildiğini savunmuştur.
  • …Lamarck’ın görüşüne göre bireyler arasında yaşam savaşı vardır.
  • ...Lamarc’a göre çevre değişirse canlı içten duygularla çevresine uyar ve yaşar.Lamarck’ın evrim ile ilgili görüşleri iki başlık altında toplanır:
a.)Kullanma-Kullanmama Görüşü:
  • ...Lamarck’a göre canlının kullandığı organ gelişir,kullanmadığı organ ise küçülür ve körelir.
  • ...Örneğin;otsuz ve kurak bölgelerde yaşayan zürafalar ,ağaçların yapraklı olan uç dallarına ulaşmak için boyunlarını çok sık olarak uzatmak zorunda kalmışlardır.Buna bağlı olarak da zürafalar uzun bir boyuna ve boya sahip olmuşlardır.
  • ...Bu şekilde kazanılan özellik bu görüşe göre kalıtsal olup daha sonra yavrulara aktarılmıştır.Yani çevresel bir etken kalıtsal özellik kazanmıştır.
  • ...Buna benzer şekilde ördek ve kazların perde ayaklı olması bu hayvanların su içinde yüzmelerine bağlı olarak ortaya çıkmıştır.
  • ...Ancak şimdi biliyoruzki;kullanılan organın gelişmesi bir modifikasyondur.(çevresel etkilerle canlıda meydana gelen değişiklikler) ve kalıtsal özellik taşımaz.Örneğin;kasları gelişmiş bir sporcunun çocuğunda da aynı kas yapısının olması beklenemez.
b.)Sonradan kazanılan karakterlerin yeni nesillere aktarılması(kazanılan karakterlerin kalıtımı):
  • ...Kullanma-kullanmama ile kazanılan bu özelliklerin yavrulara geçtiğini savunur.Ancak kullanılan organın gelişmesi bir modifikasyondur ve süreklilik göstermez.
  • ...Bir özelliğin kalıtımsal olması ve değişmenin olabilmesi için üreme hücrelerini etkilemesi gerekir.Lamarck’ın bu varsayımı ispatlanamamıştır.Çünkü modifikasyonlar kalıtsal değildir.
  • ...A.Weisman sonradan kazanılan karakterlerin kalıtsal olup olmadığını bir deneyle ispatlamıştır.
  • ...Deneyinde fareleri kullanmış ve 20 döl boyunca farelerin kuyruklarını kesmiştir.Ancak 21. dölde dahi yeni doğan farelerin kuyruklu olduğunu görmüştür.
  • ...Lamarck’ın teorilerinin aksine bugün artık biliyoruzki;ancak üreme hücrelerinde meydana gelen değişiklikler kalıtsal olarak aktarılırlar.Soma(vücut) hücrelerindeki değişiklikler yavru bireylere aktarılamaz.
2.)Darwin’in Evrim ile ilgili görüşleri:
  • ...Darwin türlerin birbirlerinden neden farklılık gösterdiğini ,nasıl değiştiğini,bu farklılıkların oluşumunda nelerin etkili olduğunu doğal seleksiyon hipotezi ile açıklamıştır.
  • ...Seleksiyon gen frekansının değişmesinde bir etkendir.
  • ...Gen frekansı:Bir populasyonun bütün genlerine gen havuzu denir.Bu gen havuzunda bir genin bulunma sıklığı (% oranı) o genin,gen frekansını belirler.
  • ...Örneğin;hemofili hastalarının toplumda yaşama ve çocuk sahibi olma ihtimalleri azdır.Hemofili geni seleksiyona uğrar.Ancak hemofili allellerinin frekansı hiçbir zaman sıfır olmaz.
  • Modifikasyonlar gen havuzunda değişikliğe neden olmaz.
  • ...İzolasyon:En önemli izolasyon coğrafik izolasyondur.Sonuçta bu ayrılan populasyonlar birbirleriyle çiftleşmeyecek hale gelirler.
  • ...Kalıtsal varyasyonlara sahip olan bireylerden ortam şartlarına uyanlar yaşar,ürer ve kalıtsal özelliklerini döllerine geçirir.Buna doğal seleksiyon adı verilir.
 
EVRİM ZİNCİRİ: Mutasyon ve eşeyli üremeàkalıtsal varyasyonàDoğal seleksiyonàAdaptasyonàEvrim
  • ...Burada mutasyon ve eşeyli üreme evrimin nedenidir.
  • ...Varyasyon:Her türün çeşitli fertleri arasında görülen değişiklik ve farklılıklardır.Örnek: Eskimo ile zenci
  • …Doğal Seleksiyon:Doğaya uygun olan birey seçilir,uygun olmayan elenir.
  • ...Adaptasyon:Canlıların belirli bir çevreye uyumlarını,yaşamalarını ve üreme şanslarını artıran kalıtsal özelliklerine uyumsal özellikler (uyum) denir.
  • Ör:Kutuptaki ayıların beyaz renkli olması vb.
  • Ör:Kurakçıl bitkilerde yaprakların küçük olması
  • Ör:Ekvatoral bölgede hayvanların renkli yapılarda olmaları
  • Ör:Dağda yaşayan insanlarda alyuvar artışı
  • Ör:Kirpi balıklarının düşmanlarından şişerek korunması vb.
  • Ör:Sanayi devrimi sırasında kirletici maddelerin etkisiyle ağaç gövdelerinin kararmasıyla burada yaşan kelebeklerin koyu renge dönüşmesi.
  • ...Derideki kılcaldamarların büzülmesi,kılların diken şeklini alması,vücudun büzülmesi gibi özellikler düşük sıcaklıklara karşı korunmak amacıyla dayanıklılık sağlar.
  • ...Sudan karaya doğru geçişte omurgalılarda boşaltım sisteminde görev yapan henle kulpu uzar,iç döllenme artar,gamet sayısı azalır,ısı kaybını azaltmak için yağ tabakası artar ..vb...
  • ...Kurak bölge bitkilerinde kökteki osmotik basınç düşüktür.Kutikula tabakasının kalın olması ve yaprak yüzeyinin dar olması su kaybını azaltmaya yönelik adaptasyonlardır.
  • …Darwin’in evrim zincirinde çevresel varyasyon(modifikasyon) bulunmaz.
  • ...Çevresel varyasyon(modifikasyon):Çevre etkisiyle meydana gelen ve kalıtsal olmayan değişmeler olup ,vücut hücrelerinde meydana gelir.
  • Ör:Sirke sineğinin 16 derecede düz 25 derecede kıvrık kanatlı olması.
  • Ör:Akşam sefası bitkisinin mavi ve kırmızı çiçekler açması.
  • Ör:Tek yumurta ikizlerinin farklı boyda olması.vb.
  • Ör:Çuha çiçeğinin 15-20 derecelik kuru ortamda kırmızı,30-35 derecelik nemli ortamda beyaz çiçekler açması.
  • ...Kalıtsal varyasyon:İki şekilde görülür:
a.)Eşeyli üreme:
I.Krossing-over:Eşey hücrelerinin oluşumu sırasında homolog kromozomlar arasında parça değişimidir.
II.Mayoz bölünme:Eşey hücrelerinin meydana geldiği bölünme şekli
III.Döllenme:Erkek ve dişi üreme hücrelerinin birleşmesidir.
…Gametlerdeki gen değişimleri türün evrimleşmesine neden olmaktadır.
b.)Mutasyon:Genlerde (DNA) meydana gelen kimyasal değişikliklerdir.Üreme hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar kalıtsaldır.Bu da evrim için önemlidir.
Mutasyonu hızlandırıcı etkenler: Işınlar ,sıcak-soğuk farkları,kimyasal maddeler ,pH değişmeleri vb.
  • ...Evrimin gerçekleşmesinde germinal mutasyonlar(üreme hücrelerindeki mutasyonlar) daha çok etkilidir.
  • …Mutasyonlar canlı türlerinde değişikliğe neden olur.
  • ...Bir mutasyonun kalıtsal olabilmesi için üreme hücrelerinde görülmesi gerekir.
  • Kalıtsal mutasyon ve eşeyli üreme kalıtsal varyasyonu artırır.Doğal seçilim evrimin yönünü belirler.
  • ...Charles Darwin,biyolojide bugüne kadar tartışılan evrim teorisini ortaya atmıştır.
  • ...Darwin’in önceki evrimcilerden farkı,fikirlerini desteklediğine inandığı delilleri doğadan toplamış olmasıdır.
  • ...Halbuki Darwin’den öncekilerin görüşleri inandırıcı bir gözleme dayanmıyordu.Sadece fikir olarak ileri sürülüyordu.
  • ...Darwin dünyada yaşayan türlerin ayrı ayrı yaratıldığına inanmıyordu.
  • ...Bunların ortak bir kökenden geldiğini ve tesadüflerle değişerek çeşitlendiğini,türlerin çok uzun zaman içerisinde başka türlere dönüştüğünü iddia ediyordu.
  • ...Darwin;aynı kökenden gelen canlılarda yaşama ortamına bağlı olarak bazı yapısal uyumların geliştiğini kabul etmiştir.
  • ...Türlerin değişebilirliği Lamarck’tan beri bilindiği için Darwin sadece bu türlerin hangi mekanizma ile değiştiğini açıklamaya çalışmıştır.
  • ...’’Türlerin Kökeni’’ adlı ünlü eseri ile Darwin canlıların evrimine bir açıklık getirdiğine inanıyordu.Bu eserinde Darwin,doğal seleksiyon (doğal seçilim) mekanizması üzerinde durmuştur.
  • ...Darwin yapmış olduğu gözlemler sonucunda şu hipotezi ileri sürmüştür:
  • ...Türler belli sayıda ve değişmez olmayıp çok uzun zaman sürecinde değişmektedirler.
  • ...Darwin evrim görüşünü açıklamak için farklı özellikteki güvercinleri çiftleştirmiş ve yeni güvercin çeşitleri elde etmiştir.(Galapagos adalarındaki ispinoz kuşları)
  • ...Bu yolla her biri ayrı ve istenilen özelliklere sahip olan canlıların çiftleştirilmesiyle istenilen özellikteki canlılar elde edilmiştir.
  • ...Buna seçilim(seleksiyon) adını vermiştir.
  • ...Darwin insanlar tarafından özel amaçlar için yapılan seçilimin kısa zamanda yeni tipler ortaya çıkardığını,doğadaki seçilimin ise daha yavaş olduğuna inanmıştır.
  • ...Darwin tarafından öne sürülen Doğal seçilim hipotezi yeni bir türün eski bir türden nasıl geliştiğini ve doğadaki canlı çeşitliliğini açıklamaya çalışmıştır.Bu hipotezin dayandığı görüşler şunlardır:
  • ...Doğada var olan organizmalar büyük bir üreme potansiyeline sahiptir.Bütün populasyonlarda çok sayıda gamet(üreme hücresi) oluşturulmaktadır.Bu durumda her kuşakta çok sayıda bireyin oluşması gerekir.
  • ...Bazı özel durumlar dışında büyük populasyonlar genel olarak büyüklük bakımından sabit kalmaktadır.
  • ...Canlılar geometrik dizi halinde artarken besinler aritmetik dizi şeklinde artar.Bu nedenle doğal kaynaklar sınırlı durumda kalır.
  • ...Bir türe ait bireylerin hepsinde kalıtsal varyasyonlar vardır.Bu kalıtsal varyasyonlar dölden döle aktarılabilir.
  • ...Darwin yapmış olduğu gözlemlerden ilk üçünü dikkate alarak şu sonuca ulaşmıştır:’’Doğadaki sınırlı kaynakları kullanma bakımından populasyonu oluşturan bireyler arasında yaşamı sürdürmek için sürekli bir rekabet vardır.Bu rekabette üstün gelenler yaşamlarını sürdürerek gelecek kuşaklara kalıtsal özelliklerini aktarırlar.Diğerleri de bu rekabeti kaybederek doğal seçilim sonucu ortadan kalkar.
  • ...Bir populasyondaki bireylerin sahip olduğu varyasyonlara bağlı özellikler populasyon içinde o bireylere diğerlerine oranla çevresel kaynakları daha iyi kullanma ,daha iyi yaşama ve üreme şansına aittir.Canlıların belli çevre şartlarına uyabilmelerini ve yaşama şanslarını arttırmalarını sağlayan kalıtsal özelliklere uyumsal özellikler,bu özelliklerin kazanılmasına da adaptasyon(uyum) denir.
  • ...Darwin’ e göre ilk zürafalar içinde muhtemelen uzun ve kısa boyunlular şeklinde çeşitlilik vardı.(kalıtsal varyasyon)Doğal seçilim sonucu kısa boyunlular ölürken uzun boyunlu zürafalar ve yavruları yaşadılar (doğal seçilim). Sonuç olarak sadece uzun boyunlu zürafalar adaptasyon(uyum) sağladı.
  • …Canlıların yapılarındaki benzer özellikler evrim teorisine kanıt olarak gösterilmektedir.
  • ...Darwin ispinoz kuşları ile yaptığı gözlemlerde tohumla beslenenlerin kısa ve sivri gagalı,hayvan leşiyle beslenenlerin çengel gagalı,su hayvanlarıyla beslenenlerin ise uzun gagalı olduğunu saptamıştır.Darwin’e göre bu çeşitlilik doğal seleksiyonun sonucudur.
  • ...Evrimleşme bireylerde değil populasyonlarda olur.
  • ...Evrimin nedeni mutasyon ve eşeyli üremedir.
  • …Evrimin hammaddesi kalıtsal varyasyonlardır.Doğal seleksiyon,krossing-over gibi olaylar kalıtsal varyasyonları artırır.
  • ...Evrimin mekanizması doğal seleksiyondur.
  • ...Evrimleşme bazı jeolojik ortamlarda daha hızlı olmuştur.Zamanımızda da devam etmektedir.
  • ...Evrimleşme, farklı hayvan grupları arasında farklı hızda yürütülür.Genel bir ilke olarak herhangi bir populasyonun evrimleşme hızı yeni tür oluşturulurken fazladır.Çevresine uyum yaptıktan sonra adım adım düşer.
  • ...Yeni türler gelişmiş özelleşmiş canlılardan değil,daha basit daha az özelleşmiş canlılardan ürer.
  • ...Evrimleşme her zaman basitten gelişmişe doğru yürütülemez.
  • ...Tür sayısı sabit olmayıp giderek artmaktadır.Populasyonlardaki bireyler ise az-çok sabitlik gösterir.
  • ...Tüm canlılar ortak bir atadan oluşmuştur.
  • ...Homolog organlar,embriyolojik benzerlikler ve indirgenmiş(körelmiş) organlar evrimi deteklemektedir.Analog organlar ve kromozom sayıları evrimi desteklemez.
  • …Soğuk bölgelerde yaşayan memeli canlılarda vücut uzantılarının kısaldığı kıllarının ise uzadığı tespit edilmiştir.Yani çevreye uyumlu özellikler yaşama şansını artırır.
  • …Coğrafik izolasyon aynı türde farklılaşmalara neden olabilir.Bu şekilde evrimleşebilen canlıların yaşama ortamları farklıdır.
  • ...Evrim teorisi canlıların tür içi ilişkilerini incelemez.
Daralan Evrim:
  • ...İki veya daha fazla sayıda kökten gelen yani evrim bakımından akraba olmayan hayvan grupları başlangıçta birbirlerinden farklı yapıda oldukları halde birbirlerine benzeyen ortamlarda yaşadıklarında ve ortamlarında adapte olduklarında zamanla birbirlerine benzeyen analog yapı (kökenleri farklı görevleri aynı yapılar) kazanırlar.
  • ...Örnek:Denizlerde yaşayan köpekbalığı ve yunusların fosiform olması.
Açılan Evrim:
  • ...Aynı kökenden gelen türlerin farklı ortamlarda kazandığı ,fizyolojik ve yapısal özellikleri birbirinden ayrı olan bir çok yeni canlı türünün ortaya çıkmasına neden olur.Buna açılan evrim(uyumsal açılım) denir.Yeni ortama uygun yapılar kazanmasına da yapısal uyum denir.
  • ...Örnek:Galapagos adalarında yaşayan ispinoz kuşları.
EVRİMİ DESTEKLEDİĞİ İDDİA EDİLEN KANITLAR:
Paleontolojik(Fosil) olduğu iddia edilen kanıtlar:
  • ...Paleontoloji,eski çağlarda yaşayan canlıların kalıntılarının bulunması,sınıflandırılması,dağılımı ve yaşamlarıyla ilgilenen bilim dalıdır.Canlılar ile ilgili kalıntılara fosil denir.
  • ...Fosillerde yaş saptanmasında en çok kullanılan (C14) tür.(Yarılanma ömrü 5600 yıldır)
  • ...Yer kabuğunun en alt katmandaki canlıların basit yapıda olduğu,üst katmanlara doğru çıkıldıkça canlıların gelişmiş yapıda olduğu fosillerle kanıtlandığı iddia edilmiştir.
Embriyolojik olduğu iddia edilen kanıtlar:
  • ...Bir çok türün embriyolojik gelişmelerinde birbirine benzeyen evreler görülür.
  • ...Çeşitli omurgali embriyoları karşılaştırıldığında hepsinde ortak kabul edilen solungaç yarıklarının bulunması yaşamın ortak bir kökene dayandığını iddia eder.
  • ...Ayrıca blastula ve gastrula gibi evrelerin ortak olması da bir iddiadır,
  • ...Her canlının gelişimi sırasında evrimsel kademelerini kısa peryotlar ile göstermesine filogeni(evrimin tekrarı) denir.Ör:Embriyo gelişirken evrimsel geçmişinin hızla tekrarlaması
  • ...Evrimcilere göre bir kuş embriyosunun gelişimi sırasında omurgalı sınıflarından ilk olarak balıkların genleri ortaya çıkar.
  • ...Embriyo özellikleri ilk olarak şube daha sonra sınıf,takım,cins ve en son olarak tür özelliği kazanır.
Biyokimya ve Fizyolojik olduğu iddia edilen kanıtlar:
  • ...Evrim açısından birbirine yakın türler arasında protein yapılarının benzer olduğu uzak olanların ise protein yapılarının çok farklı olduğu gözlenmiştir.
  • ...Bu durum kandaki antijen-antikor ilişkisi ile ortaya çıkar.
  • ...Yakın akrabalar arasında antijen-antikor birleşmesi az olur (çökelme azdır),Uzak akrabalar arasında daha fazladır.(çökelme fazladır)
  • ...Yakın akraba türlerdeki benzerlikler çok daha fazladır.Bu nedenle pıhtılaşma en azdır.
  • ...İnsan ile insansı maymunlarda kan proteinlerinin benzerlik göstermesi biyokimyasal desteklere örnek verilmiştir.
Morfolojik olduğu iddia edilen kanıtlar:
  • ...Canlıların homolog organlarından elde edilen kanıtlardır.
  • ...Örneğin;balıktan insana kadar bütün omurgalılar sırtta bir omur dizisi,onun karın tarafında sindirim kanalı,yerleri ve bir noktada yapılışları aynı olan böbrek,pankreas,dalak,kalp ,beyin vb. gibi organları taşır.
  • ...Körelmiş yapılar evrimin bir kanıtıdır.İnsanda 100’den fazla bu şekilde körelmiş yapı vardır.Örneğin;apandiks(kör bağırsak) insan besininin farklı olduğu evrelerde görev yapardı.
  • ...İnsanda 20 yaş dişlerinin çıkması morfolojik kanıtlardandır.
Sistematik(sınıflandırma) olduğu iddia edilen kanıtlar:
  • ...Bugünkü sınıflandırma akrabalık,gruplar arasındaki morfolojik benzerliklere dayandırılmaktadır.
  • ...Bu karşılaştırma her zaman homolog organlar arasında gerçekleşir.
  • ...Bu hiyerarşik diziliş evrimin belirli kanıtlarından biridir.
Evcilleştirme yolu ile olduğu iddia edilen kanıtlar:
  • ...Binlerce yıldan beri biz insanlar çeşitli hayvan ve bitkileri seçmiş ve beslemişizdir.
  • ...Bu şekilde çeşitli adaptasyonlardan dolayı bir çok varyasyonlar meydana gelmiştir.
Parazit enfeksiyonlar ile olduğu iddia edilen kanıtlar:
  • ...Parazitler fizyolojik olarak çok özelleşmiş ortamlarda yaşarlar.
  • ...Dolayısıyla farklı kimyasal organizasyona sahip hayvanlarda farklı parazitler yaşar.
  • ...Örneğin;askarislerin bir çok çeşidi bir çok farklı canlıda yaşar.Bu da askarislerin aynı atadan farklılaştıklarını kanıtlar.Ortama uyum sağlamak için uyum göstermişlerdir.
Sitolojik olduğu iddia edilen kanıtlar:
  • ...İster bitki ister hayvan olsun bütün organizmalar yapıları yönünden birbirine benzeyen hücrelerden oluşmuştur.
Organizmaların coğrafi dağılımından elde edildiği iddia edilen kanıtlar:
  • ...Populasyon büyüme baskısı ile genişlemeye başlar ve bir engelle sınırlanıncaya kadar devam eder.
  • ...Farklı iklim ve coğrafik koşullarda farklı türler bulunur.
  • ...Coğrafik engeller ve ultraviyole ışımlar gibi faktörler populasyonlarda türleşmeye neden olabilir.
  • …Balık,domuz ,serçe ve insan embriyosunda solungaç yarıklarının bulunması evrime kanıt olarak gösterilmiştir.Yunusun yüzgeci ile insanın kolu(homolog organlar) evrime kanıt olarak gösterilmiştir.Ama hiçbir zaman ara geçiş formu (canlıların ortak ata orjinlerini belirleyen fosiller,örneğin hem insan hem maymun özelliği gösteren fosiller) bulunamamıştır.
BAZI EKOLOJİK VE EVRİMSEL GENELLEMELER:
Allen Kuralı:
  • ...Soğuk iklimde yaşayan memeli ve kuşların üyeleri keza vücut çıkıntıları sıcak iklimde yaşayan akrabalarına göre daha küçüktür.
  • ...Örneğin;kutup tavşanları ve kutup tilkileri sıcakta yaşayan akrabalarına göre daha küçük kulak kepçesine sahiptir.Bu uyumun amacı; vücut sıcaklığını korumak(kuzeyde) ve terleme yüzeyini büyüterek(güneye gittikçe) ısı kaybını arttırmaktır.Kuzeyde yaşayanlar da güneyde yaşayanlara göre daha küçük kulak kepçesine sahiptirler.
Bergman Kuralı:
  • ...Memeli ve kuşların içerisindeki akraba gruplarının sıcak bölgelerde daha küçük,soğuk bölgelerde daha büyük vücut yapısına sahiptirler.
  • ...Çünkü vücut büyüdükçe yüzey/hacim oranı daha küçük değere sahip olacağından iç vücut sıcaklığını korumada daha başarılı olur.
  • ...Örnek:Kral penguenler.
  • ...Soğuk bölgelerde yaşayan canlının vücutlarının büyük olması, yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal bir özelliktir.
Dollo Kuralı:
  • ...Evrim,bazı geri mutasyonların olmasına rağmen geriye dönük değildir.İleriye doğru giden bir sistemler topluluğudur.
Coppe Kuralı:
  • ...Evrimsel gelişim sırasında hayvanlar yok oluncaya kadar vücutlarını büyütme eğilimindedirler.
  • ...Çünkü vücut büyüdükçe çevre şartlarına bağımlılık azalmakta ve daha çok besin depolanabilmektedir.
Gloger Kuralı:
  • ...Kuzey yarım küredeki kuş ve memeliler kuzeye gittikçe açık renkli,güneye daha doğrusu ekvatora yani iklimin daha rutubetli ve sıcak olduğu yere gittikçe koyu renkli olmaya başlar.
  • ...Dış döllenme yapan canlılarda fazla yumurta oluşturma,vücut büyüklüğü,sindirim sistemlerindeki değişiklikler,çiçekli bitkilerde fazla polen oluşturma gibi özellikler yaşama ve üreme şansını artırır.
  • ...Farklı populasyonlar arasında gen alışverişinin olmayışı eşeysel izolasyon ile açıklanır.
  • …Embriyonun gelişim süresinin aynı olması,kromozom sayısının aynı olması,boşaltım artıklarının aynı olması canlıların kesinlikle akraba olduğunu göstermeyebilir.Protein yapısının benzer olması akrabalık ilişkisini açıklar.
  • …Kara bitkilerinde stomalar bulunur,kutikula tabakası bulunur ve mezofil tabakası gelişmiştir.
  • …Bir populasyonda heterozigot karakter sayısı fazla olan bireyler ayıklanıyor.Böyle bir durumda çeşitlilik azalır,evrim hızı yavaşlar,krossing overr’in etkisi azalır.
 
ÜNİTEYLE İLGİLİ NOTLAR:
  • ...Canlılarda yeni ırkların elde edilmesinde alt türler,varyasyonlar,yaşam döngüsü,kolay yetiştirilebilirliği etkili olabilirken eşeysiz üreme yarar sağlamaz.
  • ...Canlılar büyüdükçe yüzey ve hacimleri birlikte artmaktadır.Ancak hacimdeki artış yüzeydeki artıştan daha büyüktür.Hacim artışındaki fark enerji kazanımının daha fazla olmasını sağlar.Çünkü küçük yüzey alanı daha az ısı kaybı demektir.Böylece kutuplarda yaşayan büyük vücutlu bireyler küçük vücutlulara oranla daha az ısı kaybederler.
  • ...Bir populasyondaki bireylerin farklı sayıda yavru oluşturması iki farklı türe evrimleşmeye yol açmaz.
  • ...Yapay seçilim(ıslah) bir populasyondaki bireyler arasından istenilen özellikte olan bireylerin üretilmesidir.Populasyonda ıslah çalışması yapabilmek için bireyler arasında kalıtsal çeşitlilik(varyasyon) olması şarttır.
  • ...Uyum (Adaptasyon) yeteneği azalırsa kalıtsal farklılıklar da azalır ve evrimleşme yavaşlar.
  • ...Bir türün evrimleşmesi için tür içi kalıtsal çeşitlilik (varyasyonlar) zorunludur.
  • ...Böceklerin günümüze kadar çok sayıda ve farklı türlerde devamlılığını sürdürmesini ve çok farklı yaşam koşullarına uyum göstermesini döl sayısının fazla olması,kalıtsal varyasyonların çok olması, çok sayıda yavru oluşumu olumlu etkilerken populasyonun gen havuzundaki allel frekanslarının(rastlanma sıklığının) nesiller boyunca sabit kalması uyum sorununa neden olup olumsuz etkilenir.
  • ...Mutasyon ve kalıtsal varyasyonlar bir populasyondaki bireyler arasında farklı özelliklerin ortaya çıkmasına neden olur.Çevre koşullarının değişmesiyle meydana gelen doğal seçilim sonucunda ise yeni koşullara ayak uydurabilen bireyler hayatta kalırken diğerleri yok olur.Bu olaya ise adaptasyon denir.Adaptasyon doğal seçilim sonucunda ortaya çıkar.
  • ...Mutasyon;canlıların DNA’sında oluşan değişmelerdir.Vücut hücrelerinde gerçekleşen mutasyonlar yeni döllere aktarılmaz.Mutasyonların evrime yardımcı olabilmesi için üreme hücrelerinde gerçekleşip yeni döllere aktarılması gereklidir.
  • Mutasyonlar genlerin yapısını değiştirirken,modifikasyonlar genin işleyişini değiştirir.
  • ...Darwin’e göre bir populasyondaki canlılar farklı özelliklere sahiptir,ortam değiştiğinde yeni ortama uygun özellikler taşıyan bireyler yaşamaya devam ederken diğerleri doğa tarafından elenir.
  • ...Sıcak şehirlerde yaşayan hayvanların kulak ve burunlarının daha uzun olması ısı kaybını artırır.Bu olay hayvanların sıcak bölgelerde yaşama şansını artırır.
  • ...Evrim teorisine göre bugün yaşayan canlıların atalarıyla benzerlik gösteren özellikleri vardır.Memeli embriyolarında solungaç açıklığı bulunması atalarının memelilerden farklı olduklarını gösterir.Bu olay evrime kanıt gösterilmiştir.
  • ...Ortak atadan gelen iki canlının benzer genleri ve buna bağlı olarak ortak proteinleri vardır.Buna göre kan proteinleri,embriyolojik gelişmeleri,enzim sistemleri ve boşaltım ürünleri benzer olabilir.Ancak kromozom sayılarının benzerliği bir kanıt değildir.
  • ...Evrimsel süreci incelerken ortam koşullarının değiştirilmesi gereklidir.
  • ...İlk atmosferde oksijen gazı olmadığı düşünüldüğünde ,hayatın başlangıcında organik bileşiklerin nasıl oluştuğunu göstermeyi amaçlayan deneyde oksijen kullanılmasına gerek yoktur.
  • ...Türleşmenin oluşabilmesi için populasyonlarda çekinik gen frekansının artması,doğal seleksiyonun gerçekleşmesi ve populasyonun coğrafi olarak bölünerek iki farklı alanda yaşaması gerekir.
  • ...Canlılarda varyasyona neden olan olaylar eşeyli üreme ya da mutasyonlardır.Yüksek dağlarda mutasyon daha fazla olmaktadır.
  • ...Canlıların DNA’larının birden bire değişmesine mutasyon denir.
  • ...Darwin’in evrim teorisi kalıtsal varyasyonlarının meydana geliş şeklinin açıklanmasıyla Lamarck teorisinden ayrılır.Kalıtsal varyasyonların temel sebebi eşeyli üreme ve mutasyonlardır.
  • ...Heterotrof hipotezine göre ilk canlı kimyasal maddelerden meydana gelmiş,kendi besinini yapmayan basit yapılı bir canlıdır.Bu yüzden ilk canlının hayatını devam ettirebilmesi için ortamda organik moleküllerin bulunması gereklidir.Yani heterotrof hipotezi,ilk canlının oluşmasından önce kimyasal evrimin olduğunu kabul eder.
  • ...Bir karakterin bir sonrakj nesle aktarılabilmesi için o karakterin üreme hücrelerinde taşınması gereklidir.Eğer çevre etkisiyle canlılarda bir değişiklik meydana geliyorsa bunun bir sonraki nesle aktarılması için eşey hücrelerinin genetik şifresinde bir değişiklik oluşmalıdır.
  • ...Doğal seleksiyona göre kalıtsal varyasyonları bulunan bir türün çevre koşulları değişebilir.Değişen çevre koşullarına adapte olabilen canlılar yaşamlarına devam eder ,diğerleri elenir.
  • ...Heterotrof hipotezine göre oluşan ilk canlı heterotroftu ve ortamda bulunan organik maddeleri parçalayarak enerji elde ediyordu.Ortamda serbest oksijen bulunmadığı için oksijensiz solunum yapıyordu.Ardından fotosentez yapabilen bireylerin ortaya çıkmasıyla atmosferdeki oksijen miktarı arttı ve oksijenli solunum yapabilen bireyler oluştu.Yani sıralama oksijensiz solunum-fotosentez-oksijenli solunum şeklindedir.
  • ...İlk canlının cansız maddelerden uzun süre sonucunda oluştuğunu kabul eden görüş ağabeyyogenezdir.Heterotrof hipotezi bu görüşe dayanmaktadır.Ancak heterotrof hipotezi oluşan canlının heterotrof ve basit bir canlı olduğunu ifade eder.
  • ...Darwin2 e göre evrimin temel mekanizması doğal seleksiyonlardır.Çünkü bir türün bireyleri arasında kalıtsal varyasyonlar görülür.Bu varyasyonlar içinde çevre koşullarına adapte olabilen canlılar hayatta kalır.Bu da doğal seleksiyondur.
  • Sudan karaya geçişte oksijen gereksiniminin sağlanmasında,döllenme ve vücut ağırlığının taşınmasında sorun olumuştur.Evrimcilere göre bu süreçte sindirimde değişiklik gözlenmemiştir.
  • Evrimcilere göre yeni tipler küçük mutasyonlardan sonra gerçekleşmiştir.Bu yüzden şube gibi sistematik basamaklarındaki farklılıklar türler arasındaki farklılıklardan daha fazladır.

 
Hayvanların Adaptasyonu
Bir canlının doğal olarak yaşadığı ürediği yere habitat denir. Canlılar habitatlarında yaşam şansını bulurlar çünkü özellikleri ile ortama uyum sağlamış, adapte olmuşlardır. Bazı hayvanlar soğuk iklimli kutup bölgelerine adapte olabilmişken, bazıları kuru iklimli çöllerde yaşamaya uyum sağlamıştır. Çöllerde gece dondurucu soğuk görülürken, gündüz sıcaklık 50oC ulaşabilmektedir.
 
Ayrıca hayvanlar yedikleri besin çeşitleriyle de bulundukları ortama uyum sağladıklarını gösterir. Karnivorlar ( etçiller ) örneğin kediler, köpekler büyük köpek dişlerine sahiptir. Yırtıcı kuşlar geniş pençelere ve sivri gagalara sahiptir.
 
CANLILARDA DAVRANIŞ:
 
E. BİTKİLERDE HORMONAL DÜZENLEME VE DUYARLILIK

Uyaran

 
Tropizma Adı
Işık
Fototropizma
Sıcaklık
Termotropizma
Nem ve su
Hidrotropizma
Kimyasal madde
Kemotropizma
Yerçekimi
Geotropizma
Yaralanma
Travmatropizma

 

Evrimin Genel İlkeleri:
Kutup bölgelerinde gözlenen adaptasyonlar
Çöl bölgelerinde gözlenen adaptasyonlar
  • Isı kaybını engellemek için kürklerinin kalın olması. Örneğin; kutup ayısı, fok
  • Kuma göre kamuflaj oluşturma
  • Isı kaybını engellemek için vücutlarının çok yağlı olması. Örneğin; kutup ayısı,fok
  • Uzun periyotlarda susuz kaldıkları için kuru dışkı ve az miktarda üre oluşturma
  • Beyaz renkli kürkleri ile gizlenip, kamufle olmak.
    Örneğin; kutup tilkisi
  • Develerin rüzgar estiğinde gözlerine kum girmesini engelleyen uzun kirpikleri vardır. Ayrıca develer büyük ayaklara sahiptir. Böylece kumda yürürken batmazlar.
  • Genellikle ısı kaybını düşürmek için yüzeyin hacme oranı küçüktür.
  • Genellikle çevreye daha fazla ısı vermesi için yüzeyin hacme oranı büyüktür.

 

 

8. Sınıf Fen ve Teknoloji Adaptasyon ve Evrim Konu Anlatım from videolar on Vimeo.

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=