DOKULAR
Right Click to Save Logo



 






KOLONİLER VE BİTKİSEL DOKULAR:
 
  • Canlıları bir hücreliler ve çok hücreliler olarak 2 farklı grupta toplamak mümkündür.
  • Bir hücreli canlılarda metabolik olayların tamamı tek bir hücre içersinde gerçekleşir.
  • Çok hücreli canlılarda ise vücudu oluşturan çok sayıda hücre olmasına rağmen hücreler arasında bir uyum vardır.
  • Bu 2 gruptan başka bazı tek hücreli canlılar jelatinimsi bir madde içinde birleşip koloni halinde birlikte yaşar.
  • Bazı kolonilerde hücreler arasında iş bölümü vardır.
  • Bu özelliklerinden dolayı koloniler bazı bilim adamları tarafından tek hücrelilerden cok hücrelilere geçiş olarak kabul edilir.
  • Bu şekilde oluşmuş olan pandorina genellikle 16 hücreden meydana gelen bir kolonidir.
  • Pandorina hücrelerinin hepsi kamçılı olup peltemsi bir madde içinde birlikte bulunurlar.
  • Pandorina kolonisini oluşturan her hücre bağımsız olarak yaşayabilir.
  • Pandorina hücreleri arasında az da olsa iş bölümü vardır.
  • Pandorina da dış kısımdaki hücreler kamçılarını kullanarak hareket etmeyi sağlar.
  • Tatlı sularda yaşayan ve pandorinaya göre daha gelişmiş olan bir başka koloni ise volvoxkolonisidir.
  • Volvox kolonisinde 8000-40.000 arasında hücre bulunur.
  • Volvox kolonisinde koloniyi oluşturan hücreler arasında farklı görevleri yapacak şekilde bir iş bölümü vardır.
  • Volvox kolonisinde jelatinimsi bir madde içindeki hücreler stoplazma köprüleriyle bağlanmıştır.
  • Volvox kolonisi 3 hücre tipinden oluşur.Dış kısımda bulunan küçük hücrelerin çanak şeklinde kloroplastları ,kontraktil kofulları ve ışığa duyarlı göz lekeleri bulunur.
  • Çok hücreli olarak kabul edilen kolonilerde bile diğer çok hücreli canlılardaki gibi doku ve organ oluşumu görülmez.
  • Volvox ta ikişer kamçı taşıyan dıştaki hücrelerin düzenli hareketi sayesinde koloni su içinde yer değiştirebilir.
  • Volvox ta kamçılı hücreler koloninin hareketinden başka besin sağlanmasında ve koloninin korunmasında görev yapar.
  • Volvox ta iç kısımda daha çok kamçısız hücre bulunur.Bu hücrelerinde kontraktil kofulları ve göz lekeleri bulunur.Koloninin en iç kısmında ise üremeyi sağlayan hücreler bulunur.Volvox kolonisi eşeyli olarak yada eşeysiz olarak (tomurcuklanmayla) çoğalabilirler.
  • Gelişmiş kolonilerde basit kolonilerden farklı olarak hücrelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar görülebilir.
  • Volvox kolonisinin en önemli özelliği hücreler arasında iş bölümü olması ve hücrelerden bir kısmının ayrıldığında volvox’un hayata devam edememesidir.Bu özellikler dokularda görülmektedir.Aynı dokuda bulunan hücreler arasında iş bölümü vardır.Bu yüzden volvox çok hücreliliğe geçişte önemli bir basamaktır.
  • Volvox tek hücrelilerin oluşturduğu en gelişmiş kolonidir.Bu hücreler de hayvan hücreleri gibi ökaryottur.Yani hücre organelleri bulunur.Ayrıca kolonide boşaltım,beslenme ve hareket etmeye yarayan özelleşmiş hücreler bulunur.Yani iş bölümü vardır.Yalnız volvox’da doku oluşumu görülmez,sadece hücreler arasında iş bölümü vardır.
  • ...En gelişmiş kolonilerde bulunan bireylerde iş bölümü vardır.Mesela bir grup hücre hareket,bir grup hücre de bölünmeden sorumludur.İş bölümü olduğundan işler daha verimli daha hızlı ve daha az enerji kaybı ile yapılır.Bu da canlıların yaşama şansını artırır.
  • …Çok hücreli organizmalarda hücreler arasında farklılaşmalara bağlı olarak doku ve organ oluşumları vardır.
  • …Şekil ve görev bakımından oldukça benzer olan ve aynı görevleri yapacak şekilde özelleşmiş hücrelerin meydana getirdiği topluluğa doku denir.
  • hücreàdokuàorganàsistemàorganizma
  • ...Dokuları oluşturan hücrelerin şekil ve dizilişleri dokuya özgü olduğu için her doku mikroskop altında diğerlerinden ayırtedilebilir.
  • …Dokuyu oluşturan hücrelerin arasında çoğunlukla ara madde(matriks) bulunur.
  • …Matriks(ara madde) kan dokuda sıvı kemik dokuda katıdır.Epitel dokuda ise ara madde bulunmaz.
  • ...Aynı dokuları oluşturan hücrelerin;DNA dizilişleri ve gen çeşitleri aynıdır,organel sayısı ve stoplazma miktarı farklı olabilir.
  • ...Aynı canlının farklı dokularındaki hücrelerin;DNA dizilişi ve gen çeşitleri aynıdır,farklı enzim ve proteinler üretilir,çünkü farklı gen bölgeleri çalışır,organel sayısı ve stoplazma miktarı farklı olabilir.
  • ...İnsan vücudundaki tüm doku hücreleri canlının tüm kalıtsal bilgilerlini taşırlar.
  • ...Çok hücreli canlılarda zigottan sonraki mitoz bölünme sonucunda oluşan sıklıkla olmasa da hücrelerde zaman zaman farklılıklar görülebilir.Bunun nedeni kardeş kromatitlerin özdeş olmamasından kaynaklanır.
  • ...Çok hücreli canlılarda oluşan sorunlar sistemler aracılığıyla çözülmüştür.Koordinasyon sorunu sinir ve endokrin sistem aracılığıyla çözülmüştür.Besinlerin bütün hücrelere dağılması taşıma sistemiyle ve atıkların iç çevreden atılması boşaltım sistemiyle yapılır.Organizmanın kendine benzer canlılar oluşturması da üreme sisteminin görevidir.
  • ...Bir hücrelilerdeki bazı organellerin işlevleri,insanlarda bulunan bazı organların işlevlerine benzer.(sindirim kofulu-mide,boşatım kofulu-böbrekler,kamçı-bacaklar,pelikula-deri gibi.)Mitokondri glikozu parçalayarak enerji üretirken,karaciğer glikozu glikojene çevirerek depolar.
  • ...Omurgalılarda boşaltım,üreme,sindirim,solunum dışarı açılırken dolaşım sistemi dış ortama açılmaz.
 
BİTKİSEL DOKULAR
 
  • …Gelişmiş bitkileri meydana getiren kök,gövde,yaprak ve çiçek gibi organlar farklı özelliklere sahip dokulardan meydana gelirler.
  • …Bitkilerdeki bu farklı yapıları meydana getiren dokular bölünür doku(sürgen doku=meristem doku) ve bölünmez dokular olarak 2 grupta toplanırlar.
 
A.)BÖLÜNÜR DOKULAR(MERİSTEM DOKU=SÜRGEN DOKU):
 
…Bitkilerde uzamayı ve kalınlaşmayı sağlayan doku çeşididir.Meristem dokunun kökeni embriyodur.

 
  • …Bölünür dokuyu meydana getiren hücreler bitkinin hayat boyunca mitoz bölünme ile çoğalabilme yeteneğine sahiptir.
  • …Bu dokuyu oluşturan hücreler küçük,ince çeperli,bol stoplazmalı,küçük kofullu ve büyük çekirdeklidir ve çekirdek ortadadır.
  • …Metabolizmaları diğer doku hücrelerine göre daha hızlıdır.Hücreler arası boşluk bulunmaz.
  • ...Meristem doku hücreleri hormon üretebilir.
  • …Bazılarında küçük kofullar bulunsa da genellikle koful bulundurmazlar.
  • …Bölünür doku bitkilerde kök ucu ,gövde ucu ,tomurcuk yapıları(genç yapraklar) ve sürgün uçlarında bulunur.
  • ...Meristem dokunun en önemli özelliği bölünme özelliğine sahip olması,bol stoplazmalı ve koful bulundurmamasıdır
  • ...İnce zarlı,bol stoplazmalı,büyük çekirdekli ve devamlı çoğalabilen hücreler meristem doku hücreleridir.Kambiyum tabakası da meristem doku özelliğindedir.
  • …Bölünür doku kökenine göre birincil bölünür doku(birincil meristem=primer meristem) ve ikincil bölünür doku(ikincil meristem=sekonder meristem ) olmak üzere 2 ye ayrılır.
 
1.BİRİNCİL BÖLÜNÜR DOKU
…Kök ,gövde ve dalların uç kısımlarında bulunan meristem dokudur.Yapraklarda bulunmazlar.
…Bitkinin ömrü boyunca bölünme özelliğine sahip hücrelerinden meydana gelir.
…Bu dokunun bulunduğu kısımlara büyüme noktaları(büyüme konisi) adı verilir.
…Büyüme noktaları bitkinin boyuna büyümesini sağlamanın yanında bitkinin yapısında bulunan diğer dokuların da kökenini oluştururlar.
…Büyüme noktaları kökte kaliptra(kök başlığı) gövdede ise koruyucu pullar ve genç yapraklar tarafından korunurlar.
…Kaliptra toprağın olumsuz şartlarına karşı kök kısımlarını korur.
…Zarar görmesi durumunda ise içteki bölünür doku hücreleri çoğalıp farklılaşarak kaliptranın onarılmasını sağlar.
…Büyüme noktaları zarar gören bitki bu kısmından bir daha büyüyemez.
…Büyüme bölgelerinde dıştan içe doğru dermatojen,periblemve pleromolarak adlandırılan 3 ayrı bölge bulunur.
…Bölünür doku geliştikçe dermatojen epidermisi,periblem korteksi(kabuk bölgesi) ve plerom merkezi silindiri oluşturur.
…Ilıman bölgelerdeki çok yıllık ve çift çenekli bitkilerde ilkbaharda büyük hücreler sonbaharda küçük hücreler oluşur.Her yıl tekrarlanan bu yapılar bitkinin yaşının hesaplanmasını sağlar.
 
2.İKİNCİL BÖLÜNÜR DOKU
…Bölünmez doku hücrelerinin hormonların etkisiyle tekrar mitoz bölünme kazanmasıyla oluşur.
…Bu şekildeki bir etkileşim sonucu kambiyum ,mantar kambiyumu (fellogen) ve yara kambiyumu olarak adlandırılan ikincil doku çeşitleri meydana gelir.
…Çok yıllık bitkilerde bulunan ve enine büyümeyi sağlayan kambiyum dokusu kök ve gövdede bulunur.Kambiyum sene halkalarının oluşmasını sağlar.
…Çift çenekli bitkilerde kambiyum,odun ve soymuk borularının arasında yer alır.
…Bu yapıyı oluşturan bitkilere açık demetli bitkiler adı verilir.
…Mantar kambiyumu hücreleri bitkinin dış kısmına doğru suberin (kabuk mantarı) içeren mantar hücrelerini oluşturur.
…Bu hücreler ise dış kısmı örterek bitkinin dış etkenlerden korunmasını sağlar.
…Yaprakların dökülmesinde sonra yaprak sapının dala bağlandığı yerde meydana gelen yaradan hormonlar salgılanır.
…Bu hormonun etkisiyle canlı ve yaralanmamış hücreler mitoz bölünmeyle çoğalarak yaralı kısmın üstünü kapatırlar.(yara kambiyumu)

 
 
B.)BÖLÜNMEZ DOKULAR (DEĞİŞMEZ DOKULAR)
…Birincil veya ikincil bölünür dokulara ait hücrelerin gelişmesi ve farklılaşması sonucu bölünmez dokular meydana gelir.
…Bu doku çeşitlerine ait hücreler bölünme yeteneklerini kaybetmiştir.Belli bir iş için özelleşmiş dokulardır.
…Hücreleri bölünür doku hücrelerinden daha büyüktür.Hücreleri canlı veya ölü olabilir.
…Kalın çeperli,stoplazmaları az ,kofulları çok sayıda ve büyük olup çekirdekleri küçüktür ve hücrenin kenarında bulunur,hücreler arasında boşluklar bulunabilir.
…Değişmez dokular yapı ve görevlerine göre 5 gruba ayrılarak incelenirler.
…Bölünmez dokulara ait bazı hücrelerde kalınlaşmış hücre çeperi bulunur.Bu kalınlaşmaya hücre duvarında biriken odun(lignin) ve mantar(süberin) gibi maddeler neden olur.
 
1.)Temel Doku (Parankima)
…Parankima yada özek doku da denilen bu doku canlı hücrelerden meydana gelir.
…Diğer doku ve organların aralarını doldurur.Metabolizmaları hızlıdır.
…Dokuyu oluşturan canlı hücreler ince zarlı ,bol stoplazmalı ,kofulları küçük ve az sayıdadır.
…Görevlerine göre 4 çeşit parankima dokusu vardır.
…Temel doku genelde canlı hücrelerden oluşur.Ancak odun borusu ve bitkinin öz bölgesinde bulunan parankima hücrelerinde az da olsa ölü hücrelere rastlanır.Ama genelde canlı hücrelerdir.
 
a)Özümleme Parankiması:
…Yeşil bitkilerin yapraklarındaki mezofil tabakasında genç gövde ve dallarında bulunur.
…Hücre stoplazmalarında bol miktarda kloroplast olduğu için fotosentezle besin üretilmesini sağlar.
…Yapraktaki iki epidermis tabakası arasında kalan kısma mezofil tabakası adı verilir.
…Bu tabakada palizat ve sünger parankiması olmak üzere 2 çeşit özümleme parankiması bulunur.
…Bunlardan palizat parankiması yaprakların üst kısmında hücreler arası boşlukları az olan bir doku oluşturur.
…Palizat parankiması çok sayıda kloroplasta sahip olan hücrelerden meydana gelir yani burada fotosentez gerçekleşir.
…Alt yüzeyde yer alan sünger parankiması ise düzensiz dizilimli ve aralarında boşluklar bulunan bir doku oluşturur
…Sünger parankimasında kloroplast miktarı palizat parankimasına göre çok daha azdır.
  • …Yapraktaki mezofil tabakasında iletim dokuya ait damarlar da bulunur.
  • …Bu damarlar odun boruları(ksilem) ve soymuk boruları (floem) den oluşur.
  • Damarların yapraktaki dağılımı bitki türüne göre değişir.
  • …Tek çenekli bitkilerin yapraklarında paralel ve uzunlamasına dizilmiş damarlar bulunur.
  • …Çift çenekli bitkilerde ise damarlar ağ şeklinde dağılmış olarak bulunur.
  • …Palizat parankiması hücrelerinin asıl görevi fotosentezle bitkiye gerekli besini üretmektir.
  • …Sünger parankiması hücreleride fotosentez yapar ama bir başka görevi de oksijen ve karbondioksit gazlarının yaprak içinde dağılmasına olanak sağlamaktır.
b)İletim Parankiması:
…Fotosentezle besin üreten özümleme parankiması ile madde taşınmasını sağlayan iletim demetleri arasında bulunur.
…Kloroplastsız hücrelerden oluşur.
…Özümleme parankiması ile iletim doku arasında su ve besin maddelerinin taşınmasını sağlar.
…Yapraktaki iletim demetleri arasında kambiyum tabakası bulunmaz.
 
c)Havalandırma Parankiması
…Bataklık ve su bitkilerinin kök ve gövdelerinde bulunur.
…Hücreler arasında geniş boşluklar vardır.
…Bu boşluklarda biriken hava sayesinde bitkideki gaz değişimine yardımcı olunur.
 
d)Depo Parankiması:
…Kök ,gövde,meyve ve tohum gibi bitki kısımlarında farklı özellikteki maddelerin depolanmasını sağlayan parankima dokusudur.
…Yedek su ve besin dokusu olarak görev yapan hücrelerden oluşur.
…Örneğin kaktüste su ,patateste nişasta,pancarda şeker, fındıkta yağ, fasulyede protein depolanmasını sağlayan parankima hücreleri bulunur.
 
2.)Koruyucu Doku:
…Otsu ve odunsu bitkilerin kök,dal ve yapraklarının yüzeyini örten canlı dokudur.
…Bu sayede içte kalan dokuları dış etkenlerden korur.Tek yada çok sıralı hücrelerden oluşur.
…Bitkilerde fazla su kaybını engeller.
…Kalın çeperli ve genellikle kloroplastsız hücrelerden oluşur.
…Hücrelerin kalın çeperli olması dış etkenlere karşı dirençli olmayı sağlar.
...Bölünmez dokuların tümünün ortak özellikleri koruyucu dokuda bulunur.
Epidermis(deri doku) ve periderm(mantar doku) olmak üzere 2 çeşittir.
 
a)Epidermis:
…Bitkilerin genç kök, gövdelerinin ve yapraklarının yüzeyini örten canlı dokudur. Epidermis hücrelerinde cansız hücreler de bulunabilir.
...Genelde bir sıralı hücre tabakasından oluşur.
…Dokuyu meydana getiren hücreler arasında boşluk yoktur.Hücreleri büyuk kofullu ve az stoplazmalıdır.
…Sadece stoma ve tüylerin bulunduğu kısımlarda kesintiye uğrar.
....Köklerde emici tüyleri oluştururlar.Sarılıcı gövdede tutunucu kökleri oluştururlar.Isırgan otunda savunma tüyleri oluştururlar.Fotosentez yapmazlar.Otsu gövde ve yapraklarda stomayı oluştururlar.Stoma gaz alışverişi ve terlemeyi sağlar.
…Bazı epidermis hücreleri ise farklılaşarak,farklı görevleri yapan tüyleri ve stomaları meydana getirirler.
…Tüyler yaptığı görevlere göre örtü,salgı(nane) ,tırmanma, emme(kökte),tutunma(sarmaşıkta) ve savunma(ısırgan otu) tüyleri gibi çeşitlere ayrılır.
…Yapısına göre ise tek hücreden meydana gelen tüylere basit tüy, çok hücreli tüylere ise bileşik tüy adı verilir.Tüylere örnek olarak ısırgan otunun yakıcı tüyleri,böcekçil bitkilerin sindirim tüyleri ve bakla kökünün emici tüyleri verilebilir.
…Epidermis hücreleri tarafından oluşturulan kütin maddesinden dolayı hücrelerin dış çeperleri iç ve yan çeperlerine göre daha kalındır.
…Kütin maddesi epidermisin dış yüzeyinde kütikula denilen mumsu bir tabaka oluşturur.
…Kütikula bitkinin su kaybını ve oksijen ile karbondioksite karşı olan geçirgenliğini azaltır.Fakat ışığı geçirir.
…Su bitkileri dışında kalan bitkilerin epidermis hücreleri kütikula tabakası ile örtülüdür.
…Bitkinin toprak üstü kısımlarında epidermisin üzerini bir kütikula tabakası örter.
...Kökte kutikula ve stoma bulunmaz.
…Bu tabaka kurak ortam bitkilerinde kalın, nemli ortamlarda ise incedir.
…Tohumlarda ve çam yapraklarında epidermisin hücre çeperlerinde odun özü(lignin) birikir.
…Çimenlerde ise epidermis hücrelerinin çeperlerinde silis maddesi birikir.
…Epidermis hücresinin farklılaşmasıyla oluşmuş bir başka yapı olan stomalar (gözenekler) ise kloroplastlı iki hücreden meydana gelir.Bu hücreler stoma hücreleri(bekçi ve ya kapatma hücreleri) olarak adlandırılır.
…Stomalar yapraklarda ,genç gövdelerde bulunur ve bu bitkinin bu kısımlardan gaz alışverişini (oksijen ve karbondioksit) ve terlemeyle su kaybetmesini sağlarlar.
…Kurak ortamlarda yaşayan kara bitkilerinde stomalar yaprağın alt yüzeyinde bulunurken ,nemli ortam bitkilerinde her iki yüzeyde,su bitkilerinde ise üst kısımda yer alırlar.
..Kurak bitkilerde stomalar derinde ,iğne yapraklı,kalın kutikula,kazık kök,damar sayısı azdır.
...Stomaların açılıp kapanmasında turgor basıncı etkilidir.
...Yapraklarda fazla su,bol ışık,iç ortamda az CO2 ,Nişastanın hidrolizinde,ATP tüketiminde,turgor basıncının artmasında,suyun komşu epidermis hücrelere geçişinde stomalar açılır.
...Stomalar kapalıyken metabolizma yavaştır,büyüme hızı yavaştır,besin sentezi yavaştır,terleme ile su kaybı azalmıştır,yaşam alanı ılımandır.
...Epidermis su ve mineral emiliminde görev yaptığı gibi bitkinin su kaybını da önler.Stomanın açık olması su kaybına neden olur.
...Stomalarda hücre çeperleri farklı kalınlıkta olabilir ve bazı bitki hücrelerinde bulunmayabilir.
...Stomalarda gündüz CO2 girişi, oksijen çıkışı , karanlıkta CO2 çıkışı ve oksijen girişi görülür.Stomalardan sürekli olarak su atılır.
...Stomaların kilit hücreleri su alıp şişerse stomalar açılır,su verirse stomalar kapanır.Kilit hücrelerinin su vermesine sebep olan tek olay kilit hücrelerinde nişasta miktarının artmasıdır.Kilit hücrelerinde nişasta miktarı artarsa hücre içinde çözünmüş glikoz miktarı azalır.Dolayısıyla hücrenin osmotik basıncı da azalır ve komşu hücrelere su verilir ve stomalar kapanır.

...Yaprak kenarlarında bulunan hidatotlar fazla suyu ve tuzu dışarı atarlar ve sürekli açıktırlar.
...Yapraklarda damlamaya neden olan hidatotlar hücrelerdeki fazla su ve tuzu atar.Sürekli açık olarak bulunurlar.Fotosentez yapmazlar.
...Stomalarda gaz çıkışı gözlenirken hidatotlarda gaz çıkışı olmaz.Hidatotlarda bir miktar suyla tuz çıkışı gözlenir.
...Bir bitkinin hidatotlardan gutasyon (damlama) ile su atması için çok sıcak ve nemli ortamın olması şarttır.
...Bitkilerde terleme hızı sıcaklığa ve ışığa bağlı olarak artar.Terleme hızı havadaki nem oranıyla ters orantılıdır.
...Kurakçıl bitkilerde kutikulanın kalın olması,emici tüylerde osmotik basıncın fazla olması stomaların alt epidermisin derinliklerde olması terlemeyi azaltıcı faktörlerdendir.Yani bu şekilde bitkinin su kaybı engellenmiş olur.
...Bitkilerde terleme ile odun borularında suyun yükselişi sağlanır,yaprakların kuruması önlenir,fazla su atılır,topraktan su alınır ve bitkinin aşırı ısınması önlenir.
Kökteki emici tüylerin osmotik basıncı ile topraktaki sıvıların osmotik basıncı ters orantılıdır.
...Su ortamında yaşayan bitkilerde stoma bulunmayan yeşil ince gövde,sadece üst yüzeyde stoma bulunan yapraklar ve geniş parçalı yapraklar bulunur.
...Kurak ortam bitkilerinde kazık kök,su depolanmış kalın gövde ve kalın mantar tabakasıyla korunan gövde bulunur.
...Bitkiler gece sadece solunum,gündüz ise hem fotosentez hem de solunum yapar.Bitkiler geceleri oksijeni dışarıdan alır.Çünkü gece fotosentez yapamadıkları için oksijen üretemezler.Bitkilerin dışarıdan aldıkları oksijenin en fazla olduğu mevsim yaz mevsimidir.Çünkü bu mevsimde metabolizmaları hızlıdır ve daha hızlı solunum yaparlar.
...Kurak bir ekosistemde bulunan farklı türden bir bitkinin yapraklarının ince yüzeyli olması, stomalarının yaprağın alt kısmında ve derinlerde bulunması,yapraklarının kutikula tabakasının kalın olması ve köklerinin uzun olması gerekir.Fakat çiçeklerinin anatomik yapısının benzer olması gerekmez.
...Özümleme parankiması olan sünger ve palizat parankiması dokularında fotosentez gerçekleşir.Stomaların açılıp kapanmasını sağlamak için stoma kilit hücrelerinde kloroplast bulunur.Epidermiste kloroplast bulunmaz.
 
b)Peridermis (Mantar Dokusu):
…Yaşlanan ve kalınlaşan bitki kısımlarında,epidermisin yerini mantar doku alır.Mantar hücreleri ölüdür ve hücrelerinin içi su geçirmeyecek şekilde hava ile doludur.
…Çok yıllık bitkilerde kök ve gövdenin üzerini örter.
…Mantar dokuyu meydana getiren hücrelerin bir kısmı mantar kambiyumu (fellogen=dış kambiyum) tarafından oluşturulur.
…Mantar hücrenin çeperlerinde süberin denilen su geçirmeyen bir madde birikir.
…Epidermisteki stomaların yerini mantar dokuda lentiseller(kovucuk) alır.
…Kovucuklar gövde veya meyve üzerinde gaz değişimini sağlayan yuvarlak kabartılar şeklinde yapılardır.
...Stomalar geceleri kapanırken lentiseller gaz alışverişini sürekli sağlar.
…Yaprak sapı ile gövde arasında oluşan mantar doku yaprağa besin ve su geçişine engel olacağı için yaprak dökülmesine neden olur.
…Yaşlı ağaç gövdelerinde mantar dokudaki kalınlaşma arttıkça ölü mantar doku gerilerek çatlar ve pullar halinde dökülür.
..Mantar doku,bitkiyi su kaybı,sıcaklık değişimleri ve mikroorganizmalara karşı korur.
...Epidermisin parçalanması mantar meristemi ile olur.
...Özümleme yapım olayıdır.Küçük moleküllerden büyük polimerlerin sentezidir.Selüloz ve lignin bitkilere özgüdür.Keratin ve ürik asit sadece hayvanlara özgüdür.
 
3.)Destek Doku:
…Bitkinin şeklinin korunması ve dış etkilere karşı dayanıklı olması destek doku yardımıyla sağlanır.
…Otsu ve odunsu bitkilerin büyümekte olan genç kısımlarında desteklik hücrelerinin çeperleri ve turgor basıncı ile sağlanır.
...Basit yapılı bitkilerde kuraklık ve terlemenin artması bu destek yapılarını olumsuz yönde etkiler.
…Çok yıllık bitkilerde ise bu desteklik görevi çeperleri kalınlaşmış destek doku hücreleri ile sağlanır.
…Destek doku ; pek doku(kollenkima) ve sert doku(sklerankima) olmak üzere ikiye ayrılır.
 
a)Pek Doku(Kollenkima):
Büyümekte olan genç bitkilerde ,yapraklarda,meyve saplarında ,çiçeklerde ve otsu bitkilerin gövdelerinde bulunan canlı hücrelerden oluşmuş bir dokudur.Örnek;Begonya ve mürver ağacı.
…Dokuyu oluşturan hücrelerin çeperleri selüloz ve pektin maddelerinin birikmesiyle kalınlaşmıştır.Lignin(odun özü) birikimi yoktur.
…Bu kalınlaşmalar köşelerde olursa köşe kollenkiması ,karşılıklı çeperlerde olursa levha kollenkiması adını alır.
…Kabak,begonya ve tütün gibi bitkilerde köşe kollenkiması ,adaçayı ve mürver ağacında ise levha kollenkiması bulunur.
...Kollenkima dokusu bitkiye daha çok esneklik sağlar.
 
b)Sert Doku(Sklerankima):
…Bütün çeperleri kalınlaşmış hücrelerden oluşur.Hücreleri ölüdür.
…Hücrelerin stoplazma ve çekirdekleri yoktur.
...Hücre çeperlerinde bol miktarda selüloz ile odun özü(lignin) birikmiştir.
…İğ şeklinde olanlarına sklerenkima lifleri adı verilir.
…Keten,kenevir ve sarımsak gibi meyvelerde bulunan bu lifler, dokuma sanayiinde kullanılır.
…Armut ve ayva gibi meyvelerde bulunan yuvarlak ve köşeli hücrelere ise taş hücreleri adı verilir.
…Fındık ve ceviz kabuğunda ,mum çiçeğinde taş hücreleri bulunur.
 
 
4.)İletim Dokusu:
...Primer meristemin plerom tabakasından oluşur.
…Bitkilerde su,mineral ve besin gibi maddelerin organlar arasında taşınmasını sağlayan dokudur.
…Damarsız bitkilerin dışında kalan tüm kara bitkilerinde odun(ksilem) ve soymuk(floem) borularından oluşan iletim demetleri bulunur.
...Bitkilerde suyun ve inorganik maddelerin taşınmasında iletim dokuda bulunan ksilem(odun) boruları görev yapar.
 
a.)Odun Boruları(Ksilem):
…Başlangıçta canlı ancak olgunlaştıktan sonra ölen hücrelerden meydana gelirler.
…Odun boruları oluşurken, üst üste sıralanmış canlı hücrelerin boyu uzar,stoplazma ve çekirdekleri kaybolur.
…Bu hücrelerin çeperlerinde odun özü(lignin) birikmesinden dolayı bir kalınlaşma meydana gelir.
…Hücreler arasındaki zar ve çeperler eriyerek boru şeklini alır.
…Çeperlerin her yeri aynı oranda kalınlaşmaz,yer yer ince kısımlar da vardır.
…Bazı odun borularında ise sarmal,ağ ve ya halka şeklinde kalınlaşmalar görülür.
…Odun boruları yanında canlı parankima hücreleri ve sert doku(sklerenkima) hücreleri de bulunur.
Odun boruları köklerle alınan su ve suda erimiş madensel tuzları ve inorganik maddeleri bitkinin göde ,dal ve yaprak gibi organlarına taşır.
Bu borularda madde taşınması tek yönlü olarak gerçekleşir.Taşıma hızlıdır.
...Ökse otu gibi yarı parazit bir bitki fotosentez yapabilir ama su ve mineral ihtiyacını konakçı canlıdan sağlar.Bundan dolayı almaçlarıyla konakçı canlının odun borularına bağlanır.
...Ölü hücrelerden meydana geldikleri için bir bitkiye boya damlatıldığında renk değişimi ilk olarak odun borularında gözlenir.
...Dikotil bitkilerde merkeze yakın kısımlarda bulunan odun boruları trake ve trakeit adı verilen yapılardan oluşur.
 
b.)Soymuk Boruları(Floem):
...Tek sıra halinde üst üste dizilmiş canlı hücrelerden oluşur.
…Soymuk borusu oluşurken üst üste dizilmiş hücrelerin boyu uzar ve içinde kofullar meydana gelir.
…Stoplazma ve çekirdek kenara doğru çekilir.
…Hücreler arasındaki zarlar tamamen erimeyip kalburlu bir görünüş alır.
…Bu hücreler canlılıklarını kaybetmezler ve bunlara kalburlu borular adı verilir.
…Soymuk boruyu oluşturan hücrelerin yanında bol stoplazmalı mekik şeklinde arkadaş hücreleri bulunur.
...Soymuk borularının hücre çeperinde selüloz birikir.
Soymuk boruları görev yapamazsa önce kök,sonra yaprak hücreleri ölür.
Soymuk borularında yapraklarda fotosentezle üretilen besinler ve organik maddeler köklere ve diğer kısımlara doğru köklerde sentezlenen aminoasitler ise yapraklara doğru taşınır.Taşıma çift yönlüdür.Soymuk boruları canlı olduğu için madde taşınma hızı odun borularından daha yavaştır.
 


5.)Salgı Dokusu:
Salgı doku sürekli canlı kalan ,bol stoplazmalı,küçük kofullu ve büyük çekirdekli hücrelerden oluşur.
…Bunlar bitki için gerekli özel bir bileşime sahip salgı maddelerini meydana getirirler.
…Bitkilerde bulunan salgılar işlevlerine göre 3’e ayrılırlar:
 
a.)Hücre İçi Salgılar:
…Salgı maddeleri hücre içinde depo ediliyorsa bunlara hücre içi salgılar adı verilir.
…Hücre içi salgılar, ancak hücrenin parçalanmasıyla dış ortama atılırlar.
…Defne bitkisinde olduğu gibi salgı hücreleri tek tek ve diğer dokuların arasına dağılmış olabilir.
…Örneğin portakal kabuğundaki eterik yağlar, bu şekilde oluşmuş salgılardır.
 
b.)Hücre Dışı Salgılar:
…Salgı maddeleri hücre içinde oluşturulur ve daha sonra çeperlerinden dışarı atılırsa bu çeşit salgılara hücre dışı salgılar adı verilir.
…Hücreden dışarı atılan salgı maddeleri cep veya kanal şeklinde boşluklarda depolanır.
…Böcekçil bitkilerdeki enzimler ve farklı bitkiler tarafından üretilen koku ,tanen,reçine,bal özü bu tip salgılardandır.
 
c.)Salgı Boruları:
…Sütleğen,kauçuk ve haşhaş gibi bazı bitkilerde,bir veya birkaç hücrenin uzayıp dallanarak boru şeklini almasıyla da salgı hücreleri demeydana gelebilir.Bu tip yapılara salgı boruları adı verilir.Salgı boruları içinde süte benzer salgı bulunur.
...Salgı maddeleri hücre metabolizmasında çok sık kullanılmaz.
 
Salgı maddelerinin görevleri şunlardır:
1.Reçine ve tanen gibi salgılar antiseptik olup bitkiyi zararlı hayvanlardan ve çürümekten korur.(korunma)
2.Yakıcı tüylerden üretilen salgılar ve sütleğen bitkisindeki zehirli salgılar,hayvanların bitkiye zarar vermesini engeller.
3.Çiçek yapraklarındaki koku ve bal özü salgıları, böcekleri çekerek tozlaşmayı sağlar.(tozlaşma)
4.Böcekçil bitkilerde sindirim enzimi vardır(beslenme)(hücre dışı sindirim)
5.Hormonlar düzenleyici görev yapan salgılardır.
HAYVANSAL DOKULAR:
...Hayvanların vücudunu oluşturan dokular ,görevlerine göre epitel doku, bağ ve destek doku, kas doku ve sinir doku olmak üzere 4 bölümde incelenir.




A.)Epitel Doku:
  • …Vücudu dıştan örten ve iç boşlukların duvarlarını astarlayan bir dokudur.
  • …Örneğin vücudun dış yüzeyini kaplayan üst deri ile sindirim, solunum ve boşaltım kanallarını astarlayan dokular epitel hücrelerinden oluşur.Epitel doku hücreleri arasında boşluk yoktur.Kendilerini yenileyebilirler.
  • ...Epitel dokunun altında hücresel yapıda olmayan bir taban zarı(bazal membran) bulunur.Epitel doku bu taban zarı üzerine oturmuştur.
  • …Çok katlı epitel dokuda kan damarı ve ara madde bulunmaz.Dokuya ait hücrelerin beslenmesi temel bağ dokusunda bulunan kan damarları ile sağlanır.
  • Epitel doku,vücudu koruma,bazı maddelerin emilimini sağlama ,salgı yapma ve duyuları alma gibi görevleri yapar.
  • ...Epitel doku bir çok organda örtü doku olarak bulunur.Ancak bir çok organ farklı dokular da içerir.Yalnız epitel dokudan oluşan organ kılcal damarlardır.
Epitel Dokunun özellikleri şunlardır:
1.Dokuyu oluşturan hücreler birbirlerine çok yakındır ve hücreler arasında çok az ara madde bulunur.
2.Bütün doku,bağ dokudan yapılmış bir taban zarı(bazal lamina) üzerine oturmuştur.
3.Dokuyu oluşturan hücreler birbirleriyle özel bağlantı noktaları oluşturur.Bu bağlantı yerleri hücreler arasındaki haberleşmenin sağlanmasında etkili olur.Örtü , bez ve duyu epiteli olmak üzere 3 çeşittir:
 
1.)Örtü Epiteli:
…Vücudun iç ve dış yüzeyini örten ,koruma ve emilim işini gerçekleştiren bu doku tabakalaşma durumuna göre tek katlı ve çok katlı epitel olarak 2’ye ayrılır:
 
a.)Tek Katlı Örtü Epiteli:
…Bir tek hücre sırasından oluşur ve hücre şekline göre yassı,kübik ve silindirik epitel olarak üçe ayrılır:
Tek Katlı Yassı Epitel:
…Yandan bakıldığında yassı ve enine görülen hücrelerden oluşur
...Çekirdek hücrelerin ortasında ve ovaldir.
…Kan damarlarının ve lenf damarlarının iç yüzeyinde(endotel),eklem kapsüllerinin iç yüzeyini örten epitel(sinovium) ve akciğer alveollerinde bulunur.
…Kılcaldamarlar ve alveoller sadece tek katlı yassı epitelden oluşur.
...Pleura zarı akciğerin üzerini örten bir zardır.Periton karın zarı,periost kemik zarı,endotel damarların iç örtüsüdür.Perikard kalbin dış yüzeyini örter.
 
Tek Katlı Kübik Epitel:
…Küp şeklindeki hücrelerin yan yana sıralanmasıyla meydana gelir.
...Hücrelerin kenarları yaklaşık eşit uzunluğa sahiptir.Hücrelerin serbest yüzeyleri üstlendiği fonksiyona göre farklılaşır
…Omurgalıların böbreğinde,yumurtalıkta ve tiroit bezinde bulunur.
...İnsan nefronlarının emilim kanallarında ve küçük safra kanallarında bulunur.
...Alveoller O2-CO2 değişiminin gerçekleştiği kısımlar olduğundan buna uygun bir yüzey olmalıdır.Tek sıralı kübik epitel difüzyonu kolaylaştırır.
 
Tek Katlı Silindirik Epitel:
·…Silindirik şekildeki hücrelerden meydana gelir.Hücrelerin boyları enlerinden uzundur.Serbest yüzeyleri sili yada silsiz olabilir.
·…Bu doku,omurgalıların solunum yolları,incebağırsak ve mide gibi organların iç yüzeyinde bulunur.
·...Mide mukozası ince bağırsak duvarı,dişi yumurtalık kanalları,erkek genital boşaltım yolları ve safra kesesinde bulunur.
·İnce bağırsaktaki silindirik epitel hücreleri emilimi sağlar.Bazı silindirik epitel hücrelerinin üst yüzeyleri silidir(sili silindirik epitel)Bu hücrelerdeki siler hareketli olup yabancı cisimleri tutmaya ve dışarı atmaya çalışır.
·Yalancı katlı Epitel:
·…Sadece bir sıra hücre dizisinden oluştuğu halde hücre çekirdeklerinin farklı düzeyde bulunması nedeniyle çok katlı gibi görünen epitel dokudur.
·…Hücrelerinin şekilleri değişkendir.
·…Bazı hormon bezlerinin boşaltım kanallarında ve solunum yolu epitelinde bulunur.
 
 
b.)Çok Katlı Örtü Epiteli:
…Hücreler birden fazla tabaka oluşturacak şekilde sıralanmıştır.
…Omurgalı derisinde çok katlı örtü epiteli bulunur.
…Bu dokunun tabanındaki hücreler silindirik,ortadaki hücreler kübik,üst kısımdakiler ise yassıdır.
…En alt sırada bulunan silindir şekilli hücrelerin mitoz bölünmeyle oluşturduğu yeni hücreler üst tabakalara doğru itilirken şekilleri değişir ve yassılaşır.
…İnsan derisinde olduğu gibi üst kısımdaki yassı hücreler ölüdür.
…Bu ölü tabaka alttaki canlı hücreleri ,ısı,güneş ışınları ,deterjan ve diğer kimyasal maddelerden korur.
…Çok katlı epitel dokuda kan damarı bulunmaz.
…Dokunun beslenmesi ve artık maddelerin atılması bağ dokudan difüzyonla sağlanır.
…Çok katlı epitelde dış yüzeydeki hücreler beslenmediklerinden ölür ve keratin maddesi biriktirmeye başlar.
…Böylece epitel dokunun üzerinde içleri keratinle dolu hücrelerden oluşan koruyucu bir tabaka meydana gelir.
…Sürüngenlerin pulları ,kıl,tırnak ve boynuz keratinleşme sonucu oluşur.
…Çok katlı epitel dokuda bulunan pigmentler kuş ve memelilerde deriye renk verirler.
…Pigment hücrelerinin büyük kısmı melanin denilen renk maddesi üretirler.
…Melanin mor ötesi ışınları emerek vücudu güneşin zararlı etkilerinden korur.
...Çok katlı yassı epitel deri,ağız,yutak,yemek borusu,gözün kornea tabakasında bulunur.Çok katlı kübik epitel salgı yapmakla görevli olup insan vücudunda derideki ter ve yağ salgısı yapan boşlukların yüzeylerinde,ovaryum ve testislerin iç yüzeylerinde bulunur.Çok katlı silindirik epitel üst hücreler silindirik olup tükrük bezi ve idrar yollarında bulunur.
Vücudun daha az basınçla karşılaştığı bölgelerde bulunan çok katlı yassı epitelde,keratinleşme olmaz.Yemek borusu ile ağız boşluğunun bazı bölgelerinde bulunan çok katlı epitel buna örnek verilebilir.
Güneş ışınları melanin maddesi sentezini artırır.Vücuttaki benler melanin sentezi sonucunda oluşur.Gözün damar tabakasında bulunan pigment maddeleri ise farklı renklerde gözlerin oluşmasını sağlar.
 
2.)Bez(Salgı) Epiteli:
…Salgı yapma yeteneğinde olan epitel hücrelerine bez epiteli denir.
…Hücre sayısına göre tek hücreli ve çok hücreli bez epiteli olmak üzere ikiye ayrılır.
 
a.)Tek Hücreli Salgı Epiteli:
…Basit silindirik bir epitel hücresinden meydana gelir.Salgı üreten bu hücrelere goblet hücresi denir.
…Toprak solucanının derisinden,omurgalı bağırsağından ve solunum yollarından salgılanan mukus,goblet hücrelerinde üretilir.
...Mide ve bağırsak duvarında mukus salgılayan hücreler ile kurbağada derinin nemli kalmasını sağlayan hücreler(goblet) bir hücreli bezlerdir.
 
b.)Çok Hücreli Salgı Epiteli:
…Birden çok salgı yapan hücreden meydana gelen bez epiteli çeşididir.
…Epitel hücresinin bazıları tüp şeklinde çöküntüler oluşturur.
…Örneğin deride bulunan ter bezleri tüp, mide tabanındaki bezler ise bileşik tüp şeklindedir.
…Bazı çok hücreli bezler ise ampül şeklindedir.Örneğin insan derisinde bulunan yağ bezleri basit veya bileşik ampül şeklindedir.
Çok hücreli bezler ,salgılanma şekillerine göre de 3 farklı grupta toplanırlar:
àEkzokrin bez(kanallı bez):Bu bezler salgılarını bir kanalla ya vücut boşluğuna yada vücut dışına gönderirler.Tükrük salgılayan bezler,sindirim enzimi salgılayan bezler,gözyaşı ve derideki yağ bezleri ekzokrin bezlerdir.
àEndokrin bez(iç salgı bezleri):Salgılarını doğrudan kana veren bezlere endokrin bez denir.Hipofiz, tiroit,paratiroit,böbrek üstü bezleri gibi örnekleri olan bu bezlerin salgılarına hormon denir.Kan damarlarına bırakılan hormonlar,kanın plazma kısmı ile hedef organlarına taşınırlar.
àKarma bez:Hem ekzokrin hem de endokrin bez özelliği gösteren bezlere karma bezler adı verilir.Pankreas,hem hormon hem de enzim üreten karma bezlerdendir.
…Ayrıca mide,bağırsak ve eşeysel bezler de salgı üretme yoluyla karma bezler olarak görev yapan yapılara örnek verilebilir.
...Karma bezler ürettikleri enzimleri kanallara,hormonları ise kana verirler.
 
 
3.)Duyu Epiteli:
…Dış ortamdan gelen fiziksel,kimyasal ve ışık uyarılarını algılamaya özelleşmiş olan epitel hücrelerdir.
...İnsanlarda dilde burunda ve deride bulunur.Duyu epitel hücreleri reseptör olarak sinir sistemine yardımcı olurlar ve yenilenme özellikleri yoktur.
…Sinir hücreleri epitel hücreleri içinde sonlanarak duyu epitelini oluşturur.
…Duyu epiteli 3 çeşittir:
a.)Birinci grup: duyu epitel hücresinin almaçları ile aldıkları uyartıları sinir hücrelerine ulaştıracak uzantıları yoktur.Sinir hücrelerinin kısa uzantıları epitel hücresine uzanarak uyarıyı doğrudan alır.Yalnızca omurgalı hayvanlarda bulunan bu çeşit duyu epiteline tat epiteli örnek verilebilir.
b.)İkinci grup:duyu epiteli hücreleri almış oldukları uyartıyı kendi uzantıları ile sinir hücrelerinin kısa uzantılarına kadar iletirler.Örneğin koku alma hücreleri( sarı benek denilen bölgede bulunur) ile beyin omurilik sıvısında basıncı algılayan hücreler.
c.)Üçüncü grup:Uyarlar almaç olmaksızın doğrudan sinir hücreleriyle de alınabilir.Bazı sinir hücrelerinin kısa uzantıları serbest olarak epitel doku içine uzanır.Deride bulunan serbest sinir uçları buna örnektir.Omurgalıların beyin ve omurilik ve sinir düğümlerinde de serbest sinir uçları bulunur.Duyu epitel hücrelerinde yenilenme yoktur.
 
...Epitel dokuda kan damarı ve sinirler bulunmaz.
...Melanin pigmenti deriyi ışığın zararlı etkilerinden korur.
...Gözün iç kısmında duyu epiteli bulunur.

 
B.)BAĞ VE DESTEK DOKU:
…Bağ doku çeşitlerinin en belirgin ortak özelliği hücreler arasında fazla ara madde içeren boşluklar bulunmasıdır.
…Bağ doku;yumuşak organların etrafını sararak onlara desteklik sağlar,vücudun savunulmasında etkilidir,yapısal bozuklukların onarılmasını sağlar ve diğer doku ve organların arasındaki boşlukları doldurur.
Bağ ve destek dokusu vücudun korunmasında,desteklenmesinde,savunmasında ve diğer dokuların beslenmesinde görevlidir.


1.)Temel Bağ Doku:
…Bu doku; bağ doku hücreleri ,hücreler arası madde ve bağ dokusu liflerinden meydana gelir.
…Bağ dokuda genellikle üç çeşit hücre ve lifler bulunur.
…Bağ dokunun asıl hücreleri fibroblastlardır.
…Bu hücreler bağ dokunun yapısındaki liflerin sentezlenmesini sağlarlar.
…Daha sonra da fibroblast denilen hücrelere dönüşür.
…Temel bağ dokudaki bir başka hücre çeşidi olan mast hücreleri kan damarlarının yanında bulunur ve heparin ile histamin maddesi salgılarlar.Mast hücreleri savunmda görev yapmaz.
Heparin kanın damar içinde pıhtılaşmasını engeller.Histamin ise kılcal damarların geçirgenliğini artırır.
…Bağ dokudaki bir diğer hücre çeşidi olan makrofajlar ise vücuda giren yabancı maddeleri ve mikropları fagositozla yok ederler ve savunmada görev alırlar.
Bağ dokudaki lifler; elastik lifler,kollajen lifler ve ağsı lifler olmak üzere üç çeşittir.Bu lifler proteinden yapılmış ve hücrelerin bir arada tutulmasını sağlar.
Kollajen lifler; beyaz renklidir, mekanik etkilere karşı çok dirençlidir.İnsanın ayak topuğundaki aşil kirişi kollajen lifler bakımından zengindir.
Elastik lifler; sarı renkli görünen bu lifler az gerilir ve bırakılınca eski haline gelir.Yüz ve boyun bölgesindeki derinin dermis(altderi) tabakasında bulunur.
Ağsı lifler;doku ve organların etraflarını sararak onlara desteklik sağlayan liflerdir.
...Bağ doku,organ ve dokulara mekanik desteklik sağlar,kan ile hücreler arasında madde alışverişi için ortam oluşturur,vücut savunmasında etkilidir,doku tamirini sağlar,damar ve sinirlerin vücuda yayılmasını sağlar,farklılaşarak diğer bir çok dokuyu oluşturur.
...Bağ doku ,doku ve organların aralarını doldurma özelliğiyle bitkilerde bulunan parankima dokuya karşılık gelir.
 
2.)Kıkırdak Doku:
…Omurgalı canlılar olan balık ,kurbağa ,sürüngen ,kuş ve memelilerin iskeleti,kemik ve kıkırdak dokudan oluşur.Canlı dokudur.
…Kıkırdak doku;kıkırdak hücreleri(kondrosit) ve hücreler arası madde(kondrin) den meydana gelir.
…Kondrositler kapsülle çevrilidir.Her kapsülün içinde bir veya bir kaç tane kondrosit bulunur.
…Bütün omurgalı embriyolarında iskelet sistemini kıkırdak doku oluşturur.
…Bu dokunun bir kısmı ise ileride kemik dokuya dönüşür.
…Köpek balığı gibi bazı omurgalılarda ise hayat boyu kıkırdak olarak kalır.
…Kıkırdak dokuda kan damarı bulunmadığı için besinlerin alınması ve artıkların atılması difüzyonla yapılır.Kıkırdak doku iltihaplarının tedavisi güçtür.
...Kıkırdak doku özellikle uzun kemiklerin uç kısmında bulunarak kemiklerin aşınmasını önler.
...Kıkırdak doku bulundukları yere sertlik,esneklik ve basınca karşı dayanıklılık sağlar.
...Kondrin kıkırdak dokuya ait bir maddedir.Kıkırdak doku ara maddesidir.

a.)Hiyalin Kıkırdak:
…Hücreler arası madde şeffaf, homojen ve mavimtrak renklidir.
…Ara maddede bulunan kollajen liflerden dolayı basınca dayanıklıdır.
…Bu kıkırdak omurgalı hayvanların embriyoları ve kıkırdaklı balıklarda iskelet görevi yapar.
…Ergin memelilerde soluk borusunda,eklem başlarında ,kaburga uçlarında uzun kemiklerin başında ve burunda bulunur.
 
b.)Elastik Kıkırdak:
…Ara maddesinde elastik lifler bulunur.İçinde az miktarda kollajen lif de bulunur.
…Sarımsı renktedir ve bükülme özelliğine sahiptir.
…Karada yaşayan ergin memelilerin dış kulak yolu ,kulak kepçesi ve östaki borusunda bulunur.
 
c.)Fibröz(Lifli) Kıkırdak :
…Ara maddesinde çok miktarda kollajen lif bulunur.
…Ara madde miktarı ve hücre sayısı azdır.
…Omurlar arası disklerde bulunan bu kıkırdak çeşitli basınç ve çekmeye karşı çok dirençlidir.
 
3.)Kemik Doku:
…Anne karnında embriyo gelişiminin 8. haftasından sonra iskeleti oluşturan kıkırdak dokuda mineral madde birikmesiyle kemik doku gelişir.Canlı hücrelerden oluşur.
…Kemik dokusu, kemik hücreleri (osteositler) ve hücreler arası maddeden (osein) meydana gelir.
…Ara madde organik ve inorganik maddelerden oluşur.Kemik dokuda ara madde katıdır.
…Organik kısım kemik hücreleri tarafından salgılanan protein ve kollajen liflerden meydana gelir.
…İnorganik kısım ise kalsiyumfosfat, kalsiyumkarbonat,kalsiyumflorür ile magnezyum ve potasyum gibi minerallerden oluşur.
Yaşlanmaya bağlı olarak kemik dokudaki inorganik madde miktarı arttığı için esnekliği azalır ve kırılganlığı artar.
...Kemik hücreleri birbirine kanalikuli denilen stoplazmik uzantılarla birbirine bağlanır.
...Kemik dokuda hücrelerarası boşluk oldukça fazladır.
...Kemik gelişiminde büyüme hormonu,kalsitonin,parathormon ve büyüme hormonu ile vitaminler(D vitamini kalsiyum ve fosforun geri emilimini sağlar),mineraller(kalsiyum,magnezyum,fosfor gibi) ve genetik faktörler etkilidir.
 
a.)Sıkı kemik Dokusu:
…Kısa ve yassı kemiklerin dış yüzeyinde ,uzun kemiklerin ise gövdesinde bulunur.
…Mikroskopla bakıldığında ara maddenin iç içe sıralanmış dairelerden oluştuğu görülür.
…Bu dairelerin ortasında kan damarları ve sinirlerin bulunduğu havers kanalları bulunur.
…Kemik hücreleri dairelerin kenarlarında bulunur ve hücre zarları yoktur.
…Stoplazma uzantıları ile birbirlerine ve havers kanallarına bağlanırlar.
…Hücreler gerekli olan besin ve oksijeni bu kanallardaki kan damarlarından difüzyonla alırken,artıkları da aynı yolla uzaklaştırırlar.
…Havers kanallarını birbirine bağlayan yan kanallara ise volkman kanalıdenir.
...Kemik dokunun havers kanalının enine kesitinde atardamar,toplardamar ve kılcal damarlar görülür.
 
b.)Süngerimsi Kemik Dokusu:
…Uzun kemiklerin baş kısmı ilediğer kemiklerin iç kısmında bulunan düzensiz boşluklardan oluşan bir dokudur.
…Dokudaki gözeneklerin içinde kırmızı kemik iliği bulunur.
...Kırmızı kemik iliği lökosit(akyuvar) ve eritrosit(alyuvar) oluşumunda etkilidir.
…Bütün kemiklerin dış kısmında periost denilen kemik zarı bulunur.
…Bu zar kemiklerin beslenmesinde, onarımında ve kalınlaşmasında görev yapar.
...Kemik dokularda enine büyüme kemik zarı ile boyuna büyüme uç bölgelerdeki kıkırdak doku ile sağlanır.
Kemik doku kas ve eklemlerle birlikte hareketin sağlanmasında ,kalp, akciğer ve beyin gibi organların korunmasında kalsiyum,fosfor gibi minerallerin depolanmasında,kan hücrelerinin üretiminde ve kaslara tutunma yeri olarak görev yapar.
 

4.)Yağ Doku:
…Bağ dokunun özelleşmiş bir şeklidir.
…Dokuyu oluşturan hücreler stoplazmalarında yağ damlaları biriktirir(lipoblast hücreler)
…Yağ biriktiren bu hücreleryuvarlak ve büyük olur.
…Yağ hücrelerinin arasında ağsı ve kollajen lifler vardır.Yağ dokuda mitokondri ve kılcal damarların az olmasının nedeni metabolizmanın yavaş olmasından kaynaklanır.
...Bir dokuda kılcal damar ağı ne kadar az ise metabolizma hızı düşüktür ve diğer dokulara oranla daha az karbondioksit üretir
...Metabolizma hızı düşük olan ve daha az CO2 üreten dokularda kılcal damarlar daha az bulunur.
...İnsanda metabolizma hızı yüksek olan dokulardaki kılcaldamarlar,metabolizma hızı düşük olan dokulardakine göre daha sıktır.Yağ dokusunda metabolima hızı diğerlerine oranla daha düşüktür.Bu yüzden daha az kılcal damar içerir.
 
Yağ Dokunun Görevleri:
1.Yağ doku hücreleri arasında bulunan ağsı ve kollajen lifler dokulara ve organlara belli bir esneklik ve basınca karşı dayanıklılık sağlar.
2.Yağ doku vücutta harcanamayan yağların ve diğer besinlerin fazlasının yağ olarak depolanmasını sağlar.
3.Deri altında biriken yağ doku vücudun ısı kaybını engeller vurma ve çarpmalara karşı koruyucu etki yapar.
4.Vücuda gerekli enerjinin üretilmesi sırasında ikinci dereceden enerji kaynağı olarak kullanılır.
5.Göçmen kuşlar hafif olduğu için göç sırasında gerekli enerjiyisağlamak amacıyla vücutlarında yağ depo ederler.
6.Yağın solunumda kullanılmasıyla bol miktarda su açığa çıktığı için kış uykusuna yatan hayvanlar vücutlarında bol miktarda yağ depo ederler.
5.)Kan Doku:
…Kan dokusu ; kan hücreleri(alyuvarlar, akyuvarlar,kan pulcukları) ile sıvı kısımdan (plazma) meydana gelir.
…Kan dokuda hücreler arası madde sıvıdır.Kan dokuda ara madde sıvıdır.
…Sağlıklı bir insanda vücut ağırlığının %7’sini kan oluşturur.
…Vücuttaki kan miktarı vücut büyüklüğü ile orantılı olarak değişkenlik gösterebilir.
...Kan ; besin hormon ..vb taşır,vücut ısısını dağıtır,pH’ın belli bir düzeyde tutulmasını sağlar,bağışıklığın sağlanmasında yardımcıdır.
 
a.)Kan Plazması:
…Kan dokunun sıvı olan ara maddesinde plazma denir.
…Kanın yaklaşık P kısmı plazmadan meydana gelir.
Alyuvar, kırmızı kan hücresi veya eritrosit, kanda en çok sayıda bulunan hücre türüdür ve omurgalı hayvanlarda akciğer veya solungaçlardan vücut dokularına oksijen taşınmasında başlıca araçtır. Alyuvarın tıbbi ismi olan eritrosit sözcüğü Yunanca erythros (kırmızı) ve kytos (oyuk) sözcüklerinden türemiştir. Alyuvarları olan çoğu canlıda oksijen taşımakta kullanılan molekül hemoglobin iken yumuşakçalar gibi bazı canlılarda bakır içeren hemosiyanin bulunur.
Alyuvarlar ilk kez 1658 yılında Jan Swammerdam tarafından oldukça ilkel bir mikroskop kullanılarak tanımlanmıştır.
Çağdaş bilim insanları laboratuvarda alyuvar geliştirebilmeyi başarmışlardır.

Omurgalı hayvanlarda alyuvarlar [
değiştir]
Alyuvarlar büyük oranda hemoglobin içerirler. Hemoglobin moleküllerine akciğerler veya solungaçlardaoksijen bağlanır. Böylece içinde oksijen bağlı hemoglobin taşıyan alyuvarlar vücuttaki dokulara oksijeni ulaştırabilirler. Hemoglobin ayrıca karbon dioksitin de az bir bölümünü taşır; örneğin insanlarda oksijenin %2'si ve karbondioksitin çoğu kan plazmasında çözünmüş olarak taşınır. Benzer bir protein olan miyoglobin ise kaslarda oksijen depolamaya yarar.
Alyuvarların rengi hemoglobindeki hem grubundan gelir. Tek bir alyuvar saman rengindedir, fakat bir aradayken eğer hemoglobine oksijen bağlıysa parlak kırmızı renkte, eğer hemoglobine oksijen bağlı değilse mavimsi-mor renkte gözükürler. Omurgalı hayvanların nerdeyse tümünün alyuvarları çekirdeksizdir.


Memelilerde alyuvarlar [
değiştir]
Laboratuvar'da incelenen kırmızı kan hücreleri
Memeli alyuvarları bikonkav disk (iki yanından da basık yuvarlak) şeklindedir. Alyuvarların yapım yeri yassı kemiklerin iliğidir. Kemik iliğinde üretilme aşamasında olan olgunlaşmamış alyuvarların çekirdeği (ve böylece de bölünme yetenekleri) vardır, hemoglobin içermezler. Fakat gelişme süresinde alyuvar çekirdeğini dışarı atar ve hemoglobin içerir duruma gelir. Gelişme sona erdiğinde alyuvar çekirdeğin yanı sıra tüm organellerini yitirmiştir. Çekirdekleri olmadığı için DNA da içermeyen alyuvarlar bölünemezler. Mitokondrileri de olmayan memeli alyuvarları, fermantasyon (mayalanma) yaparak, glikozunglikolize edilmesiyle (glikozu glikolitik fermentlerle parçalama) enerji üretirler. Bu tepkime sonucunda laktik asit oluşur. İki yandan basık yassı şekilleri (bikonkav disk) ve hiçbir organel içermemeleri onları en etkili şekilde oksijen taşımaya elverişli kılar, ve aynı nedenlerden dolayı uzun bir süre yaşayabilirler. Ortalama yaşam süreleri 120 gündür.

İnsan alyuvarları [değiştir]
Ortalama bir insan alyuvarının çapı 6-8 µm'dir. Tek bir insan alyuvarı yaklaşık 270 milyon hemoglobinmolekülü, ve her bir hemoglobin molekülü ise dört hem grubu içerir. Oksijeni bağlayan hem grubudur: her hem grubu bir oksijen molekülü bağlar, yani her hemoglobin molekülü dört adet oksijen molekülü bağlayabilir. Dört tane oksijen molekülü bağlayan hemoglobin bütünüyle doymuştur ve oksihemoglobin olarak adlandırılır. Oksihemoglobin parlak kırmızı renktedir. Oksihemoglobin bağladığı 4 oksijen molekülünden bir veya daha fazlasını yitirirse, deoksihemoglobin olarak adlandırılır. Deoksihemoglobin koyu kırmızı renktedir. Toplardamalardaki kanda (venöz kan) daha çok deoksihemoglobin bulunur; bu nedenle toplardamalardaki kan, atardamarlardaki kandan (arteryel kan) daha koyu renktedir.
Alyuvarların hücre zarı her bireyde değişen özel proteinler içerir. Bu proteinlerden dolayı insan kanları, ABO diye adlandırılan kan gruplarına ayrılır.
Alyuvarlarla ilgili hastalıklar [değiştir]
Alyuvar ile ilgisi bulunan kan hastalıklarından bazıları şunlardır:
  • Anemi (veya kansızlık) vücutta yeterli alyuvar veya hemoglobin bulunmamasıdır. Alyuvarların ya da hemoglobinlerin gerek kalıtsal gerekse edinilmiş nedenlerden dolayı olağandışı olduğu durumlarda da kansızlık gelişebilir. Aneminin bazı türleri veya görüldüğü durumlar şunlardır:

    AKYUVARLAR
    Lökosit veya akyuvarlar olarak da adlandırılan beyaz kan hücresi, kemik iliğinde üretilir. Vücudu bulaşıcı hastalıklara ve yabancı maddelere karşı koruyan akyuvarlar, bağışıklık dizgesinin önemli bir bölümünü oluştururlar. Sağlıklı bir yetişkin insanın bir litre kanında 4x109-11x109 adet, bir başka tanımla, bir damla kanda yaklaşık 7.000 ila 25.000 arası akyuvar bulunur. Bu nicelik lösemi hastalarında 50.000'e kadar çıkar. Lökositler kanın dışında lenf sistemi, dalak ve diğer vücut dokularında da bulunur.
    Akyuvar tanımı tüm beyaz hücre türlerini kapsayan kaba bir tanımdır. Bu şekilde kan hücrelerini kümelemek sıklıkla bu tanımın yanlış kullanımına yol açmaktadir. Bu yüzden değişik kaynaklar hücreleri kökenlerine göre ayırmaya yoluna gitmektedir.

    3 tip granülosit vardır:
    Bağışıklık yanıtının sıvısal bölümünü oluşturan lenfositler, kandan çok lenf sisteminde bulunurlar. Kanda 3 lenfosit türü bulunur: B hücreleri, T hücreleri ve doğal öldürücü (katil) hücreler. B hücreleri her antijene özel antikor üretirken, CD4+ (yardımcı) T hücreleri ise bağışıklık yanıtını düzenlerler. CD8+ (sitotoksik) T hücreleri (öldürücü T hücreleri olarak da adlandırılırlar) ve doğal öldürücü hücreler ise bakterileri ve virüslerle enfekte olmuş vücut hücrelerini yok edebilirler.
    Monositler göze yutarlığı yapma özelliğine sahiptirler. Ayrıca T hücrelerini uyararak onların çoğalmasını sağlarlar. Kan dolaşımından ayrılıp dokulara giren monositler; burada hacimce büyüyerek ve enzim miktarlarını arttırarak makrofaj halini alırlar.
    Lökositlerle ilgili hastalıklar [değiştir]
    Lökositlerle ilgili başlıca hastalıklar:


KAS DOKUSU
Kas, vücutta bulunan, gelişmekte olan asıl hücreciklerin mezodermal tabakalarından oluşan, büzülebilen bir dokudur. Vücuttaki görevi güç oluşumu ve dış veya iç arası) hareket sağlamaktır. Kas hareketlerinin büyük çoğunluğu bilinç dışında gerçekleşir ve yaşam için gerekli fonksiyonların gerçekleşmesi için büyük önem taşımaktadır (kalbin kasılarak kan pompalaması gibi). Gönüllü kas hareketleri vücüdun hareket etmesi için kullanılır.
Kaslar, çizgili, düz ve kalp kası olmak üzere üçe ayrılır. Çizgili kaslar, isteğimiz doğrultusunda çalışan kaslardır. Düz kaslar isteğimiz dışında çalışır. Kalp kası da bir çizgili kas olmasına rağmen, isteğimiz dışında çalıştığı için, kalp kası adı verilmiştir. Kasların faydaları şunlardır.
  • 1 iskeletle birlikte vücudumuza şekil verir.
  • 2 kemiklere destek görevi yapar.
  • 3 iskeleti oluşturan kemik ve eklemleri hareket ettirir.
Kasların Ortak Özellikleri Kasların 5 çeşit özelliği vardır:
1. Uyarılabilme: Kaslar, her canlı kitle gibi, kendilerine yapılan bir uyarıya cevap verme özelliğine sahiptir. Kasların bu uyarıya cevabı: "Kasılma" şeklindedir.
2. İletebilme: Kaslar, doğal koşullarda, kas-sinir-kas arasındaki uyarıyı "Snaps" yolu ile yani sinir sistemi yolu ile iletebilme özelliğine sahiptir.
3. Kasılabilme: Kasların, kendilerine yapılan uyarılara cevabı kasılma şeklinde olur. Beş çeşit kasılma tipi vardır.
İzometrik Kasılma: Uzunluğu sabit kalan, fakat gerimi artan, statik bir kasılma şeklindedir. Bütün tabii kasılmaların başlangıcını izometrik kasılmalar oluşturur.
Konsantrik Kasılma: Kasın gerimi aynı kalırken, boyu kısalır. Yani, kısalarak meydana gelen dinamik bir kasılma türüdür. Vücut geliştirme çalışmasında bu tip kasılmalar çok iyi bir örnektir. Bu kasılmaya aynı zamanda "İzotonik kasılma" da denir. Genellikle insanın kassal aktiviteleri, izometrik ve izotonik kasılmaların birbiri ardına yapılmasından veya her ikisinin beraberce uygulanmasından oluşur. İzometrik ve İzotonik kasılmaların beraberce olması, yani kasın her geriminin hem de uzunluğunun değişmesine de "Oksotonik Kasılma" denir
Eksantrik Kasılma: Dinamik bir kasılma türüdür. Kasın gerimi artarken, boyu uzar, yani konsantrik kasılmanın aksine, uzayarak meydana gelen, bir kasılmadır.
İzokinetik Kasılma: Sportif aktivitelerde uygulanan yeni bir kasılma şeklidir. Bir egzersizin tümünde, sabit hızda, maksimal ölçüde yapılan bir kasılma şeklidir.
Tetanik Kasılma: Bu kasılma, tek kasılmaya oranla 4 misli daha kuvvetli, uzun süreli ve daha ekonomik kasılma şekli olup, daha fazla iş görür. İstemli hareketlerimiz genellikle devamlı, yani tetanik kasılmalar şeklindedir. Kasa gelen ve tek bir uyaranın oluşturduğu kasılma bitmeden arka arkaya sık sık uyaranlar verilirse, kas gevşemeye vakit bulamaz ve devamlı bir kasılma gösterir. Tetanik kasılmanın meydana geldiği en düşük uyaran frekansına "Kritik Frekans" adı verilir.
4. Elastik Olma: Kası istirahat uzunluğundan daha öteye gerip, uzatırsak bir direnç ile karşılaşırız. Bunu yapan, yani kası geren ve uzatan kuvvet kesildiği zaman, kas yine istirahat uzunluğuna döner. Bu aksın "Elastik olma" özelliğidir. 5. Viskoz Kitle Olma: Kaslar, şeklini değiştirmek isteyen kuvvetlere karşı iç sürtünmeler nedeni ile bir direnç gösterirler. Kendilerine tatbik edilen kuvvet ile kasın direnmesi arasındaki denge hemen değil, ancak bir zaman sonra meydana gelir. Bu durum kasların "Viskozite" özelliğidir. Kas, yaptığımız bir hareket veya egzersiz neticesinde uzatılacak olursa, bu hareketin oluşturacağı uzunluğa hemen erişmeyip, uzamanın son kısmı yavaş yavaş meydana gelir. Diğer taraftan, hareket bitince normal uzunluğuna hemen dönmez. Kasın viskozite özelliği onun bir çeşit korunma mekanizmasıdır. Bunu, kapıların çarpmasını önleyen ve yavaş kapanmasını sağlayan yay mekanizmasına benzetebiliriz. Kaslarda bu özellik olmasa idi, ani ve şiddetli kasılmalarda, kas ve kemit bütünlüğü tehlikeye girer ve kopmalar olurdu. Viskoz özellik bir çeşit frenleme görevi yapmaktadır.

Düz kas isteğimiz dışında çalışan kaslardır. Mide, damar, bağırsaklarda bulunan kaslar bu kaslara birer örnek olabilir. Vücutta düz kasların dışında, çizgili kaslar ve kalp kasları bulunmaktadır.Çabuk yorulmazlar. Mekik şeklindedirler.

 
Çizgili kas hücresi, bir kırmızı kas hücresi tipidir. Miyozin ve aktin proteinleri içerir. Kasılma, bu moleküllerin bir biri üzerinde kaymasıyla gerçekleşir. İsteğe bağlı olarak hareket etmemizi sağlar. Sinir hücreleriyle bağlantılıdır. Çizgili kaslar, uçlarındaki krişlerle kemiklere tutunur. Kemiklerin hareketi böylece sağlanır. Bu kaslar:
  1. Kol ve bacak hareketini,
  2. Bel,sırt ve boyun omurlarının eğilip dönmesini,
  3. Koşma,spor yapmayı sağlarlar.
Çizgili kasların özellikleri ise şunlardır:
  1. Çizgili kas hücreleri, uzun ve silindir şeklinde hücrelerdir.
  2. Bir kas teli boyunca birden çok çekirdek bulunur.
  3. Kas hücrelerinin sınırları belirli değildir ve sitokinez (sitoplazma bölünmesi) görülmez.
  4. Beynin kontrolünde değildir, isteğimizle çalışırlar.
  5. Düz kasa oranla daha hızlı kasılırlar.
  6. Eklem bacaklılardaki kaslar bu tiptendir.
Kalp kası, Kalbin 3 katmanından biri olan myocardium'dur.Yapı bakımından çizgili kasa benzese de çalışması çizgili kas gibi isteğimizle değil, istemsizdir (otonom).Bu mekanizma kalbin kendi iç uyarımı sayesinde olmakta ve bu uyarımın esas iki öğesi bulunmaktadır.Bunlar Atrio-ventrikuler düğüm ve Sinoatriyal düğümlerdir.Her ne kadar kalp kendi iç uyarım sistemi ile çalışsa da neticede kalp kasılma gücü ve kalp atım hızı otonom sistem tarafınca kontrol edilmektedir.Bu sistem ise nöro-humoral bir mekanizmadır.Hormonların da kalp atımı üzerine olan etkisi otonom sinir sistemi tarafından regüle edildiği gibi Epinefrin gibi hormonlar direkt olarak kalbin frekansını artırabilir. Kasın çalışması kontrolü sinir sistemiyle olmaktadır.Bu sinirler kalp kası içerisine yerleşmiş Purkinje Telleri'dir. Sinirlerdeki bozulma, kasta(myocardium) felce yol açar. Kas dokusu, vücudun hareketini sağladığı için diğer dokularadan oranla daha fazla oksijene ve enerjiye ihtiyaç duyar. Kalp kasında çekirdekler ortadadır ve her kalp kası hücresi arasında interkale diskler bulunur. Kas lifleri iskelet kasındaki gibi düz lifler şeklindedir. Fakat, bazen çatallanma yapar.Kalp kası Fizyolojik tetanos'a (kramp) uğramaz.


SİNİR DOKU
Sinir sistemi (veya sinir ağı), canlıların içsel ve dışsal çevresini algılamasına yol açan, bilgi elde eden ve elde edilen bilgiyi işleyen, vücut içerisinde hücreler ağı sayesinde sinyallerin farklı bölgelere iletimini sağlayan, organların, kasların aktivitelerini düzenleyen bir organ sistemidir.
Beyine sahip sistemi düşünce ve duygu üretmez veya iletmez. Süngerler dışında tüm çok hücreleri hayvanlarda bulunur. Beyin insan vücudunun en önemli organlarındandır. Sinir sisteminde bulunan hastalıklar; menenjit, şizofreni, Alzheimer hastalığı, kortikal görme bozukuluğu, parkinson, epilepsi( Sara),Multiple Skleroz(MS) bunlar sinir sisteminde bulunan bazı hastalık çeşitleridir. Sinir sistemi iki bölümden oluşur merkezi sinir sistemi ve çevresel sinir sistemi.
1. Merkezi Sinir Sistemi
Sinir sisteminin yönetici ve denetleyici kısmıdır. Kafatası ve omurga içindeki sinirsel organlardan oluşur.
a. Beyin : Kafatası içerisindeki en büyük sinirsel organdır. Yüzeyi girintili çıkıntılı olup iki yarım küreden oluşur. Beyinle kafatası arasında bulunan 3 katlı zar beyni sarsıntılardan ve darbelerden korur. Yapısında milyarlarca sinir hücresi ağ şeklinde bulunur. Beyin yardımıyla insan vücudunda;
– Duyu organlarından gelen uyarılar değerlendirilir.
– Problem ve olaylar düşünülür, çözülür.
– Öğrenme faaliyeti ve hafıza olgusu sağlanır.
– Acıkma, susama, uyku, uyanıklık düzenlenir.
– Kan basıncı ve vücut sıcaklığı düzenlenir.
– Hormonların salgılanma zamanı belirlenir.

b. Beyincik : Yapısı beyne benzer ve küçüktür. İki yarım küreden oluşur. Kafatasının arka alt tarafında bulunur. Beyin, iç kulak ve iskelet kaslarıyla bağlantılıdır. Beyincik yardımıyla insan vücudunda;
– Kol ve bacaklardaki kasların birbiriyle uyumlu çalışması sağlanır.
– Kol ve bacaklardaki kasların çalışma derecesi düzenlenir.
– Aktif hareketin dengeli olması sağlanır.
c. Omurilik soğanı : Yüzeyi düz olup soğana benzer bir şekle sahiptir. Boynun üst kısmında bulunur. İstem dışı çalışan iç organları yönetir.
Omurilik soğanı yardımıyla insan vücudunda;
– Solunum sisteminin çalışması düzenlenir.
– Dolaşım sisteminin çalışması düzenlenir.
– Boşaltım sisteminin çalışması düzenlenir.
– Sindirim sisteminin çalışması düzenlenir. Omirilik soğanının bu bakımdan yutaklada alakası vardır.
d. Omurilik : Sırtdaki omurga içerisinde bulunur. Yüzeyi düz olup sinir kordonunundan oluşur. Kafatası organları ile vücut organları arasındaki bağlantıyı sağlar.
Omurilik yardımıyla insan vücudunda;
– Beyinle organlar arasında bilgi iletimi sağlanır.
– Refkles davranışlarının oluşması düzenlenir.
Refleks : Vücuda yapılan ani ve güçlü etkilere karşı vücudun aynı şekilde tepki göstermesidir. İstemsiz olarak yapılır. Vücudu koruyucu özelliğe sahiptir. Kazanılma şekline göre 2 çeşidi bulunur.
Doğuştan kazanılan (kalıtsal) refleks : Genlerle ilgili olup nesilden nesile aktarılır. Her insanda aynı şekilde bulunur.
– Doğan çocuğun emme hareketi
– İğne batan parmağın çekilmesi
– Gürültülü sesten ürkme
– Göz bebeğinin büyüyüp küçülmesi
Sonradan kazanılan (şartlı) refleks : Doğumdan sonra deneyimlerle ve öğrenme sonucu kazanılır. Nesilden nesile aktarılmaz.
– Limon görünce ağzının sulanması
– Örgü örme, dans etme, yüzme davranışları
– Bisiklet ve araba sürme davranışları

2. Çevresel Sinir Sistemi
Vücudu ağaç kökü şeklinde saran sinir liflerinden oluşur. Merkezi sinir sistemi ve vücut organları arasındaki sinirsel iletimi sağlar.

Sinirlerin Yapı ve Özellikleri
Sinir dokusunu oluşturun hücrelere nöron denir. Milyarlarca nöron insan vücudunu ağ gibi sararak yönetimi sağlarlar. Nöronlar görevleri için aşırı farklılaşmış olup bölünme yetenekleri yoktur. Çalışmaları sırasında bol miktarda enerji harcarlar. Nöronların şekilleri benzer olup 3 kısımdan oluşurlar.
Dendrit : Kısa ve çok sayıda olan uzantılardır. Çevreden aldıkları uyarıları aksona taşırlar.
Akson : Uzun ve bir tanedir. Dendritten aldığı uyarıları hedefi olan organa doğru taşır.
Gövde : Nöronun çekirdek ve organellerinin bulunduğu sitoplazma kısmıdır. Hücredeki hayatsal olayları gerçekleştirir.
Miyelin kılıf : Bazı nöronlarda, aksonların çevresiyle yalıtımını sağlayarak uyartıların daha hızlı taşınmasını sağlar.
Uyarı : Nöronları etkileyen çevresel değişmelerdir.
Uyartı (İmpuls) : Uyarılar etkisiyle nöronlarda oluşan elektiriksel ve kimyasal değişmelerdir. İnsan vücudunda görev ve taşınan bilginin farklılığına göre 3 çeşit sinir hücresi kullanılır.
Duyu nöronu : Uyarıları duyu organlarından merkezi sinir sistemine taşır.
Motor nöron : Merkezi sinir sisteminden organlara doğru emir taşır.
Ara nöron : Merkezi sinir sistemini oluşturur.
Uyarı ve emirler sinirler üzerinde uyartılar şeklinde taşınırlar. Taşınma hızları sabit olup oluşma miktarları değişebilir. Uyartılar nöronlar üzerinde iyonlar yardımıyla elektriksel; Nöronlar arasında hormonlar yardımıyla kimyasal olarak taşınır. Nöronlar birbirine bağlandığı bölgelere sinaps denir. Sinapslar bir nöronun aksonuyla diğerinin dendriti arasında kurulur. Uyartılar sinapslar üzerinde salgılanan özel hormonlarla taşınır. Böylece uyartının hangi yolu takip ederek hangi organa ulaşacağı belirlenir.  

 

Hayvansal Dokular from Ali DAĞDELEN on Vimeo.

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=