FELSEFE KULÜBÜ

Neydi ve ne olacak diye her şey için ne kadar çok düşünürsek, şimdi mevcut olan şey, o kadar çok soluklaşır. Eğer ölülerle yaşarsak ve ölümlerinde birlikte ölürsek, nedir o zaman bizim için “yakın”? Daha yalnız oluruz çünkü insanlığın bütün dalgaları etrafımızda kırılır. Bütün insanlığa özgü olan içimizdeki ateş hep artar ve bundan dolayı bizi çevreleyen şeye sanki önemsiz ve gölge gibiymiş gibi bakarız. Ama donuk bakışımız incitir!

(Nietzsche...Tan Kızıllığı, Madde 441)
İmage: Getty Images/Universal Images Group




''Bildiğini bilmek; bilmediğini de bilmek. İşte gerçek bilgi budur.'' (KONFÜÇYÜS)



Eğer gerçekten varoluş, özü önceliyorsa, insan, olduğu şeyden sorumludur. Bu şekilde, varoluşçuluğun ilk girişimi, her insanı olduğu şeyin sahibi olma haline getirmektir ve varoluşunun tüm sorumluluğunu kendine dayandırtmaktır. Ve,insan kendinden sorumludur dediğimiz zaman, insanın yalnızca kendinden değil, tüm insanlardan sorumlu olduğunu söylemek istiyoruz....

Aslında, olmak istediğimiz insanı yaratırken aynı zamanda insanın olması gerektiğini umduğumuz şekildeki bir imgesini de yaratmayan hiçbir eylemimiz yoktur. Şunu veya bunu olmayı seçmek, aynı zamanda seçtiğimizin değerini de doğrulamak demektir, çünkü hiçbir zaman kötülüğü seçemeyiz; seçtiğimiz her zaman iyiliktir ve hiçbir şey herkes için iyi olmadan bizim için iyi olamaz. Diğer taraftan eğer varoluş özü önceliyorsa ve imgemizi biçimlendirdiğimiz anda varolmak istiyorsak, bu imge hem herkes için, hem de tüm dönemimiz için geçerlidir. Böylece sorumluluğumuz, onu var-sayabileceğimizden çok daha büyüktür, çünkü tüm insanlığı kapsamaktadır.

Kaynak: Dusundurensozler.blogspot.com


''Başkalarını bilmek zeka, kendinizi bilmeniz gerçek bilgeliktir.''(LAO TUZU)



Herakleitos'un dediği gibi : ''Toprağın ölümü suyun doğmasıdır, suyun ölümü havanın doğmasıdır, havanın ölümü ateşin doğmasıdır ya da bunların tam tersi''. Nereye gittiğini bilmeyen bir insan için şu söylenir; ''İnsanlar kalıcı bir birliktelik yaşadıkları şeylerle uyuşamazlar.'' Yani bizi yöneten akılla uyum içinde değildirler, olan biten şeyleri sanki bayancı bir şeymiş gibi karşılarlar. Uykudaymış gibi hareket etmemeliyiz. Çünkü uykuda sadece değiştiğimizi sanırız. Bir çocuğun ailesine davrandığı gibi davranmamalıyız, yani sadece bize öğretilen şeyleri yapmamalıyız.

Kaynak: Alfa yayınları



İnsanlığın yaşamında daha ilk hâlinden itibaren hiçbir gerçek mutluluğa yeteneği yoktur. Her bir yaşam hikâyesi acıdan ibarettir, küçük veya büyük kazaların neticesiyle diğerinin takipçisi olarak devam eden !

Dünya, acılarla dolu bir feryat, sefalet vadisidir.
“Şey ki içindedir, kendiliğindendir ve ahiretinde bütün tecrübesini taşır, o yüzden asla öğrenilemeyecektir!”
Kendimizi izlersek akabinde sonumuzu da bir anlamda anlaşılır kılabiliriz: Biz içimizde olan istençleri öğreniyoruz, istenç de kendi içinde bir “şey”dir ve bu kendiliğindendir.
Bu insanların ve hayvanların davranışlarında sadece bir dürtü değildir, bilakis doğa kanunun arkasındaki nedensiz sebebiyettir, fiziksel bazı kanunlar gibi. Dünya, anlaşılmaz istenciyle kördür.

Dünya, acılarla dolu bir feryat, sefalet vadisidir. Her şeyin bir şans olduğuysa illüzyondur. Bütün hazlarımız yalnızca negatif kalacak, durup dinlenmeden çaba harcayan istençlerimiz son olarak bir “hiçlikle” memnun edilecek. “Çünkü her şey, çabalarımız, bir yetersizlik kaynağından gelir ve memnuniyetsizliğimizle birlikte yetersiz bir gerekle çabasına kaldığı yerden devam edecektir ki, öyleyse acı olarak kalacaktır giderilmediği sürece.

” Hiçbir memnuniyet de sürekli değildir, ondan çok daima yeni bir çabanın yeni başlangıç noktasıdır. Çabayı her yerde görüyoruz, defalarca yavaşlatılmış, engellenmiş ve savaşır vaziyette; yani sürdüğünce acı olarak ama çabanın son hedefi olarak değil. Öyleyse çaba acının son hedefi ve ölçütü değildir. İstencin, her şeyden önce her şeyi istemenin esası ihtiyaçtır, eksikliktir, yetersizliktir. Sonuç itibarıyla “acı”dır. Öyleyse yaşam, can sıkıntısı ile acının arasında sallanarak gidip gelendir. (Arthur Schopenhauer)


“Hiçbir makam, mevki, soy, sop farkı yoktur ki kafalarını sadece bellerinin hizmetinde kullanan, bir başka ifadeyle, onu iradelerinin emellerinin bir hizmetkârı olarak gören milyonlarca insan ile Hayır! Kafa bunun için kullanılmayacak kadar değerlidir, o sadece kendi kendisinin hizmetinde kullanılmalıdır, bu dünyanın harikulade ve çok çeşitli manzaralarını temaşa ve tefekkür etmeye ve sonra da onu bir fert olarak kişiliğime cevap teşkil edebilecek şekilde, ister sanat ister edebiyat olarak bir form içerisinde yeniden üretmeye çalışmalıdır, diyecek cesarete sahip, çok az ender bulunur kimseleri birbirinden ayıran derin uçurum kadar büyük olsun.”

(Schopenhauer, Seçkinlik Ve Sıradanlık Üzerine, syf.17)


Geçmişe baktığım vakit, boşa harcadığım tüm anları, yaşam hakkındaki bilgisizliğim yüzünden yanılmalarla, yanılgılarla, önemsiz işlerle yitirdiğim tüm anları düşündükçe bir kan damlası yüreğimi kaplıyor. En iyiye ulaşmak için değiştireceğim kendimi. Tüm umudum bundadır.(Fyodor Mihayloviç Dostoyevski)

Düşünmek birleştirmek, görünüşü büyük bir ilke çehresi altında bildik kılmak değildir. Düşünmek görmeyi yeniden öğrenmektir; bilinci yönetmek, her görüntüyü ayrıcalıklı bir yer durumuna getirmektir. Başka bir deyişle, görüngübilim dünyayı açıklamaya yanaşmaz, yaşanmışın bir betimi olmak ister yalnız. İlk kesinlemesinde, yalnız gerçek değil, yalnızca gerekler bulunduğu konusunda uyumsuz düşünceyle birleşir.

Bilinç ve başkaldırı, bu yadsımalar vazgeçişin karşıtıdır. Tersine, insan yüreğinde indirgenemez ve tutkulu olan ne varsa hepsi bunları yaşamıyla canlandırır. Uzlaşmamış olarak ölmek söz konusudur. Gönüllü olarak değil, uzlaşmamış olarak ölmek söz konusudur. İntihar bir yanılmadır. Uyumsuz insanın tüm yapacağı herşeyi tüketmektir. Uyumsuz onun son noktasına varmış gerilimi, bir yalnız çabayla sürekli olarak sürdürdüğü gerilimidir, çünkü bu bilinçte ve bu günü gününe başkaldırıda biricik gerçeğini ortaya koyduğunu bilir. Bu gerçek de meydan okumadır, ilk sonuçlarından biri bu.Albert Camus - Sisifos Söyleni

 

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=