SORULAR-CEVAPLAR

hareketli kar manzarası ve çamlar
BİYOLOJİ ÇALIŞMA SORULARI

  1. Nitel ve Nicel gözlem nedir? Birer örnekle açıklayınız
  2. Bilimsel çalışma yöntemi basamaklarını yazınız.
  3. Biyoteknolojik yöntemle insülin nasıl elde edilir? Kısaca açıklayınız.
  4. Klonlama olayının nasıl olduğunu kısaca açıklayınız.
  5. Canlıların ortak özelliklerini yazınız
  6. Canlılardaki inorganik bileşiklerin adlarını yazınız.
  7. Suyun canlılar için önemini kısaca anlatınız.
  8. pH değerinin organizma için önemini açıklayınız.
  9. Canlılardaki organik maddeleri yazınız.
  10. Canlılardaki organik maddeleri enerji maddesi ve yapı maddesi olarak kullanım sırasını yazınız
  11. Aşağıda verilen dehidrasyon sentezi tepkimelerinde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
    1.  Glikoz + ………………Sakkaroz + su
    2.  Glikoz + …………Laktoz    + ….       
    3.  Glikoz + ……………..  Maltoz    + su
  12. Monosakkaritlere örnek veriniz.
  13. Polisakaritleri gruplandırınız.
  14. Dehidrasyon sentezi olayını açıklayınız. Bir örnek veriniz.
  15. Doymuş ve doymamış yağların farkını yazınız.
  16. Yağ, protein ve karbonhidratların, monomerlerini ve aralarındaki bağları yazınız
  17. 300 yağ molekülü, 100 glikoz içeren polisakkarit ve 500 aminoasit içeren polipeptitten oluşan kompleks bir organik molekülü hidroliz etmek için kaç molekül su kullanılır? Hesaplayınız.
  18. Bir amino asidin yapısını açıklayınız.
  19. 20 çeşit aminoasit olmasına rağmen çok çeşitli sayıda protein olmasının sebebi nedir? Açıklayınız.
  20. Proteinlerin görevlerini kısaca açıklayınız.
  21. Enzimlerin görevi nedir? Açıklayınız.
  22. Bir holoenzimin (aktif enzim) yapısını açıklayınız.
  23. Enzimlerin özellikleri kısaca açıklayınız.
  24. Enzimlerin çalışmasına sıcaklığın ve pH ın etkisini açıklayınız.
  25. Aktivatör ve inhibitör madde ne demektir?
  26. Bir nukleotitin yapısını anlatınız.
  27. DNA daki nukleotitleri yazınız.
  28. 20.000 nükleotiti olan DNA molekülündeki A sayısı 4.000 ise, diğer nukleotitlerin sayısını bulunuz.
  29. 20.000 nükleotiti olan DNA molekülündeki A sayısı 4.000 ise, Zayıf hidrojen bağı sayısını bulunuz.
     
  30. SORU
    Mitozda homologlar eş oluşturmazlar ve sinaps oluşumu gözlenmez peki nasıl oluyor da mitotik rekombinasyonda homolog kromozomlar eş oluşturur?

    CEVAP
    Krossingover olarak bilinen rekombinasyon,  normalde yalnızca mayoz sırasında ve homolog kromozomlar arasında oluşuyor. Bazı eşeysiz üreyen (dolayısıyla da mayoz görülmeyen) canlılardaysa, homolog kromozomlar arasındaki parça değişimi, mitotik rekombinasyon (mitotik krossover) yoluyla gerçekleşiyor. Bu, son derece ender görülen bir olay ve yalnızca diploid hücrelerde görülüyor.

    Bu canlılarda, doğal olarak homolog kromozomların tanımı da değişiyor. Normalde, homolog kromozomların biri anneden biri de babadan geliyor. Ancak, eşeysiz üreyen canlılarda bu tanımı kullanamıyoruz. Bu canlılarda homolog kromozomlar, “aynı karakterin oluşumundan sorumlu olan” kromozomlar. Bu kromozomlar, birbirlerinin tamamen benzeri olmak zorunda değil. Homolog kromozomlar olabilmeleri için tek şart, belirli bir karakterin ortaya çıkmasından sorumlu olan alelleri, aynı pozisyonda (aynı lokus’ta) bulunduruyor olmaları.

    Bu koşula uyan homolog kromozomlar, söz konusu diploid hücrelerde yanyana gelerek, mayozda görülen sinapsa gerek duyulmadan, ilginç bir rekombinasyona uğruyorlar. Bu rekombinasyon sonucunda, tüm aleller homozigot hale geliyor. Böylece, bu olay öncesinde çekinik olan genler de ifade edilebiliyor ve sonuçta yeni bir fenotip ortaya çıkıyor.

    Eşeysiz üreyen canlılar (örneğin bazı funguslar), bunu yeni fenotiplere sahip olabilmek, dolayısıyla da genetik çeşitliliği artırabilmek için yapıyorlar. Mitotik rekombinasyon bazen insan hücrelerinde de görülüyor. Bunun sonucunda da, normalde çekinik oldukları için ifade edilmeyen, kansere neden olabilecek genler ifade ediliyor ve tahmin edebileceğiniz gibi, bu durum da kanser oluşumuna neden oluyor.

    SORU
    İnsanda ve bezelyede baskınlık çekiniklik nedir?

    CEVAP
    "Belirli özellikler, 2’li gen çiftleri veya daha çok sayıda gen içeren gen takımlarıyla kendini gösteriyor. Baskın bir gen, yanındaki diğer genlerde bu özelliğe ait kalıtım bulunmasa bile (baskılayıcı bir faktör olmadığı takdirde), mutlaka kendi özelliğini diğer genlere baskın hale geçiriyor ve fenotipe (dış görünüşe) yansıtıyor. Çekinik genlerse, bunun tam tersi şekilde, yalnızca gen ikilisi veya seti içerisindeki genlerin tamamında aynı özellik var ise fenotipe yansıyabiliyor. Aksi takdirde, daima baskın genler tarafından perdeleniyorlar. Genlerin sahip olduğu allellerde de aynı durum geçerli. Örneğin, koyu renk özelliğinden "K" geninin sorumlu olduğunu varsayalım. Genellikle büyük harf yazılımları baskın (dominant), küçük harf yazılımları ile çekinik (resesif) allelleri belirtir. Yani bu gen "k" olduğunda çekinik bir özellik taşıyacaktır. Çekinik olan "k" geninin de açık renk oluşumu ile sonuçlandığını varsayalım. Eğer bu özellik "Kk" olarak kalıtlanırsa (ki burada k’lerden her biri, bir allele karşılık gelmektedir), yukarıda yazdıklarımıza göre, büyük harf ile yazılı olan baskın allel diğerine üstün gelecek ve özelliğin fenotipte görülmesine neden olacaktır. Yani, gelişen canlı koyu renkli olacaktır. Canlının açık renkli olması, açık renkten sorumlu olan allelin çekinik bir özellik taşıması nedeniyle, sadece "kk" durumunda kendini gösterebilecektir. Yani, çekinik gen, sadece kendisini baskılayacak bir gen olmadığı durumda fenotipe yansıyabilir. Genlerin veya allellerin baskınlık veya çekiniklik özellikleri ise, bu genlerin ürünleri olan bazı proteinlerin biyokimyasal özellikleri ile ilişkili. Çok kısa bir şekilde, baskın genin ürettiği proteinler, çekinik genlerin ürettiği proteinlerden daha güçlü ve bu nedenle de daha etkili."
    Sizin yönelttiğiniz sorunun yanıtı da bu yanıtta var. Ayrıca yine Merak Ettikleriniz bölümünü incelerseniz sorunuzla ilgili pek çok yanıt ulaşabileceksiniz. Örneklemeler yapalım: Yine Deniz Candaş konuyla ilgili şu yanıtı hazırlamış: "Canlılardaki biçimsel ve renksel özelliklerin, belirli gen bölgeleriyle şifrelendiğini ve bu özelliklerden sorumlu olan kromozomların ‘allel’ adı verilen bölgelerden oluştuğunu biliyoruz. Alleller, kromozomlarda birbirini tamamlayan ve baskınlık-çekiniklik özelliklerine göre de fenotipe yansımayı belirleyen, birden fazla seçenekli bölgeler. Çoğu karakter, ikili allel çiftleriyle belirleniyor. Kitaplarda sıklıkla gördüğümüz XX ve XY gibi belirteçler de, bu gibi ikili allel çiftlerini gösteriyor. Ancak bazı karakterler, çoklu allellerin, birbirlerine göre baskınlık-çekiniklik özelliklerinin dengelenmesiyle belirleniyor. İnsanda göz rengi de, böyle çoklu allelli olarak belirlenen bir özellik. Gözlerimizin rengi, 15. kromozom üzerinde bulunan iki farklı bölge (bey-1 ve bey-2 bölgeleri) ve 19. kromozom üzerinde bulunan tek bir bölgeyle (gey) kontrol ediliyor. Bey-1 geni temel kahverengi, bey-2 geni, mavi ve kahverengi, gey geni de mavi ve yeşil renklerinden sorumlu olan allelleri taşıyor. Kural olarak, kahverengi göz mavi göze, yeşil göz de mavi göze baskın. Buna ek olarak bir de, göz renginden sorulu alleller arasında ko-dominantlık (eş baskınlık) durumu söz konusu. Örneğin, belirli durumlarda, yeşil ve kahverengi göz renginden sorumlu olan alleller, eş baskılık nedeniyle ‘ela’ göz rengini oluşturuyorlar.”

    Yrd. Doç.Dr. Gökhan Osmanoğlu, hemofili hastalığı ve baskın çekinik genler konusunda şunlar yazmıştı yine Merak Ettikleriniz’de: "Hemofili kalıtsal geçen, sadece erkeklerde görülen bir kan hastalığı. Kanın pıhtılaşması için çeşitli pıhtılaşma faktörlerine ihtiyaç var. Bu faktörlerden biri eksik olduğu zaman kanın pıhtılaşma mekanizması bozulur ve durdurulamayan kanamalar meydana gelir. Bu pıhtılaşma faktörlerinden faktör VIII veya IX'un eksikliğine bağlı olarak gelişen kan hastalığına hemofili A(faktör VIII eksik)veya hemofili B(faktör IX eksik) denir.
    Hemofili, X eşey kromozomu üzerinde çekinik (resesif) bir bozuk genin varlığına bağlıdır ve bununla sonraki kuşaklara aktarılır. Bozuk genin her iki X kromozomunda da bulunması, hastalığın dişilerde de ortaya çıkmasına yol açar. Ama bu durumda hasta ya ölü doğar ya da doğumdan kısa bir süre sonra ölür. Dişiler hiçbir hemofili belirtisi göstermeden yalnızca taşıyıcı olarak yaşamlarım sürdürürler. Erkekte hastalık hemofiliden sorumlu bozuk geni taşıyan X kromozomunun bulunmasıyla ortaya çıkar. Taşıyıcı anne ve sağlıklı babadan doğacak erkek çocukların hasta, kız çocukların taşıyıcı olma olasılığı yüzde 50'dir (A ve B). Hemofilili baba ve sağlıklı anneden doğacak erkek çocukların hepsi sağlıklı, kızların hepsi taşıyıcıdır. (C ve D)

    Fenotipik özelliklere dönecek olursak Deniz Candaş devam ediyor yanıtlarına: "Genlerin veya allel adı verilen gen parçalarının baskın (dominant) veya çekinik (resesif) olmaları, genlerin kodladıkları proteinlerle belirleniyor. Bir özelliğin fenotipte yansıyabilmesi, o özelliğe ait proteinlerin tam olarak sentezlenebilmesiyle mümkün. Eğer bir gen veya allel, belirli bir karakterin ortaya çıkması için gereken miktarda veya kalitede proteini sentezleyemiyorsa, bu özellik de fenotipe yansıyamıyor. Bir gen ürününün iş görebilecek yeterlilikte olamaması şeklinde de adlandırabileceğimiz bu duruma, ‘Haploinsufficiency (Tek başına yetersizlik)’ adı veriliyor. Bu alleller, sadece ve sadece söz konusu karakteri oluşturacak proteinlerin yeterli bir miktara ulaşabilmesi durumunda kendilerini fenotipe yansıtabiliyor. Bu nedenle de ‘çekinik’ olarak tanımlanıyorlar. Böyle bir durumda da eğer diğer allel, söz konusu karakter yerine alternatif olarak başka bir karakteri ortaya çıkaracak yeterlilikte ürün (protein) verebiliyorsa, bu genin sorumlu olduğu özellik fenotipe yansıyor. Bu genler de ‘baskın’ olarak tanımlanıyor. Baskınlık veya çekiniklik özelliklerini belirleyen bu proteinlerin şekillenmesiyse, evrimsel süreç içerisinde yüzyıllar boyunca hangi karakterlerin başarılı veya avantajlı olarak süregeldiğine dayanıyor. Siyah ve mavi göz örneğine bakacak olursak, pigment açısından daha zengin olan ve koyu rengi nedeniyle de güneşin zararlı ışınlarına karşı daha koruyucu bir nitelik taşıyan siyah gözü, mavi göze karşı daha başarılı bir fenotip olarak kabul edebiliriz. Bu tip seçilimler, yüzyıllar boyu süregelen şartlarla şekilleniyor. Ancak ortam koşullarında herhangi bir değişiklik meydana geldiğinde veya gen bölgelerinde kalıtsal özellik taşıyabilecek nitelikte mutasyonlar görüldüğünde (kontrollü veya kontrolsüz faktörlerin etkisiyle), genlerin yapıları ve sentezledikleri proteinlerin özellikleri de değişikliğe uğrayabiliyor. Bunun sonucunda da çekinik bir allel baskın hale geçebiliyor ve gen havuzunda, gen frekanslarında farklılıklar meydana gelebiliyor." Dolayısıyla siz de fenotipik özelliklerinize yani fiziksel özelliklerinize bakarak baskın özelliklerinizi tanımlayabilirsiniz. Örneğin kahverengi gözlü, koyu renk saçları, kemikli bir burun yapısı olan vs birisiniz. İşte bütün bu özellikler baskın çıkmış ki sizin fiziksel görünümünüze yansımış. Ama daha ayrıntılı bir inceleme istiyorsanız, DNA dizi analizi yaptırmanız gerekiyor.

    Bir kez daha anımsatalım sorunuzla ilgili Merak Ettikleriniz bölümünde onlarca yanıt var. Lütfen inceleyin ve aklınızdaki pek çok sorunun yanıtını alın. Bezelyeler konusuna gelince, bezelyenin tohumun biçimi (düzgün-buruşuk), tohumun rengi (sarı-yeşil), meyve kabuğu biçimi (şişkin-dar), meyve kabuğu rengi (sarı-yeşil), gövde boyu (uzun-kısa) gibi birkaç fenotipik özelliği var. Bu özelliklerden bazıları baskın bazıları da çekinik genlerin ürünü. Bu konuda da "bezelye, hibritleme, melezleme, Mendel, kalıtım" gibi anahtar sözcüklerle istediğiniz bilgilere genetik kitaplarından, Bilim ve Teknik dergisinin web sayfasında yer alan bilgi paketlerinden ve Merak Ettikleriniz’den, internet’ten ulaşabileceksiniz.

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=