TASAVVUF


Tatmayan bilmez.
Hem o Hem o'dur.
Ne o Ne o'dur.
Girme!-Girme!(Yola girmeden önce); Çıkma!-Çıkma!(Girdikten sonra) ilkesince yaklaşmak gerekir.
ZEN'dir.
Gönüle girmektir.
Kalbin tasfiyesidir.
Kalbe aslî sâfiyetini temin etmektir.
Kimsenin gönlünü kırmamak/yıkmamaktır.
Aşka âşık olmak, temel konusudur.
Hakikat ilmine yapışmaktır.
Hakîkate ermektir.
İlm'i ledünnî bilmektir.
Mârifete ermektir.
Nur ile nur olmaktır.
Davaları terk, mânâları setr etmektir.
Fenâ ile anı hak eylemektir.
Hak rızasını aramaktır.
Hak rızâsını bulmaktır.
Hak yolunda ölmektir.
Hak Cemâl'ini görmektir.
Hak'tan ayrılmamaktır.
Hak'tan râzı olmaktır.
Hak ile dirilmektir.
Allahü Teâlâ'nın seni senden öldürmesi ve seni kendisiyle diriltmesidir.
O'nun eseridir. Yeryüzünde kâh gizli olur, kâh âşikâr.
Kulun nefsini yok edip, Hak ile hak olarak Hakk'ın iradesiyle hareket etmesidir.
Nefsi pâk eylemektir.
Kendi nefsini bilmektir.
Nefsânî, yersiz iddialardan berî durmaktır.
Beşerî sıfatları söküp atmaktır.
Kötü ve düşük huylardan berî olmaktır.
Ahde vefadır.
Mahlûkata hizmettir.
Haram ve nehiy olana bakmamaktır.
Yapılan amelin özüdür.
İlm-i şeriatın bir kaynağıdır.
Tüm ümmete nasihattir.
Abd-i hâss olmaktır.
Şeriatte durmaktır.
Yâr olup, bâr olmamaktır.
Tarikate girmektir.
Hatayı setr eylemektir.
Zikre devam etmektir.
Esrârı gizlemektir.
Vecd halini bulmaktır.
Kutbiyete varmaktır.
Gavs-ı a'zam olmaktır.
Kurbiyet ubudiyettir.
İbadeti sevmektir.
Birliktir.(ikilik değildir.)
Gerçek tevhid yoluyla kişinin bireysel kurtuluşa ulaşma çabasıdır.
Tasavvuf'ta hükme varma çabası olmaz!
Teori anlatmaz, pratik ipuçları verir.
Aşkın bilgelik halidir.
Herhangi bir dünya görüşü yoktur.
Varoluş için bir açıklaması.
Hiçbir şeyi açıklamaz, gizleri gösterir.
Öyküler, mecazlar, deyişler ve şiirler kullanır.
Öyküleri felsefî değildir, ipuçları ve fısıltı niteliğindedir.
Öyküler kullanılır fakat öyküleri şok etkisi yaratır, ikna edici ve baştan çıkarıcıdır, şiirselliği ve ritmi vardır. Bu öyküler üzerine düşünülmez, özümsenir. İpuçları verir fakat çok yoğun ve etkilidir. Rahat bir şekilde, samimi ve açık kalple dinlenmelidir.
Doğal olarak ve içtenlikle dinleyenler ne olduğunu anlayabilirler.
Uçları reddeder, ortadakini seçer.
Zihne karşı değildir, zihne tamamen kayıtsızdır.
Aydınlanma ve gönül uyanıklığıdır.
Yolu, aşığın, gönül vermişin yoludur.
Dinin nasıl olması gerektiği hakkında bir ipucudur.
Teknikler ve yöntemler hakkında; ne'ler hakkında değil, nasıl'lar hakkında konuşulur.
Özgürlüktür. Çevrenizde bir sistem oluşturmaz. Belli bir sisteme inanmanızı söylemez. İnançtan değil, güvenden bahseder.
 
 
 
 
 
SÖZLER
 
 
MADDEYİ MANA'DA YAŞAMAK,
MÂNÂ'YI MADDEYE UYGULAMAK...
 
ÂŞIK İSEN GİR İÇERİ,
MÜŞRİK İSEN BAK KAPIDAN DÖN GERİ
 
ÖNCE: GİRME! GİRME! GİRME!
SONRA: ÇIKMA! ÇIKMA! ÇIKMA!
 
VARKEN SEVİNME,
YOKKEN DÜŞÜNME!
 
İLME GİDENLERE,
MELEKLER KANATLARINI SERERLER
 
EN BÜYÜK RÜTBE İLİMDİR
 
İLMİN ÖZETİ TEVHİD,
AMELİN ÖZETİ İSTİKAMETTİR
 
İLİM ÖĞRETİM-EĞİTİM İLE OLUR
HİLİM TEHALLÜM İLE OLUR
 
BULUNCA BİLİNİR, BİLİNCE BULUNUR
 
EŞYADA EŞYAYI MI,
EŞYADA EŞYANIN KUDRETİNİ Mİ GÖRÜYORSUN?
 
İMANINI KAVİ KILMADAN,
İSLÂMINI SELİM YAPMADAN
TASAVVUF'A SÜLÛK EDEMEZSİN
 
TARİKATSIZ/TASAVVUFSUZ ŞERİAT ÂTIL,
ŞERİATSIZ TASAVVUF BÂTIL
 
HERKESİ HIZIR,
HER GECEYİ KADİR BİLECEKSİN!
 
CENNET'E TALİP İSEN KIY CANA,
CEMÂL'E TALİP İSEN ÜRKÜTME CANI
 
KİTAP OLUP OKUNMAK,
KİŞİYE SEVGİ DOKUMAK...
 
DEĞİŞTİR FİİLİN,
DUYSUN KULAĞIN
 
EL DUASI OLMADAN DİL DUASI OLMAZ
 
ZAHMETSİZ RAHMET OLMAZ
 
BİR DUY, BİR UY
 
CAN'I, BAŞ'I HAK YOLUNA KOYAN
GELSİN BERU
 
İNSAN TABİATIN ZÂTIDIR
 
KÂİNATA BAK, İNSANI GÖR!
İNSANA BAK, KENDİNİ GÖR!
KENDİNE BAK, KALBİNİ GÖR!
KALBİNE BAK! HAKK'I GÖR!
 
HER ZERRE REKSÂN
HER ZERRE YEKSÂN
UÇUP GİDERLER KEMÂLE DOĞRU
 
HEM COŞKU, HEM MAHVİYET
 
ÂDEM OLMAK İSTERSEN, ÂDEM ARA;
ÂDEM İLE ÂDEM OL!
 
ÂDEM'İ BİLİRLER, BİR ÂDEM İLE
 
BU İNSAN DEDİKLERİ EL, AYAKLA, BAŞ DEĞİL,
ÂDEM MÂNÂ'YA DERLER, SURAT İLE KAŞ DEĞİL
 
İNSANI ANCAK İNSAN TERBİYE EDER
 
İNSANLAR ARASINDA İNSANDAN FARKIN OLMASIN
 
ÂDEM HAKK'DA
HAKK ÂDEM'DE
 
HAKK'I ARIYORSAN VARLIĞA BAK
 
SEN ÇIKARSAN ARADAN
KALIR SENİ YARADAN
 
ULUHİYET AKILLA ANLAŞILABİLİR
ABDİYET AKILLA BİLİNMEZ
 
KULA DÜŞEN VAZİFE TESLİMİYETTİR
 
BU İŞ, BEŞERİN İŞİ DEĞİL!

AĞAÇ OLDU BU ÂLEM
MAKSUD OLDU BU ÂDEM
 
İKİDE BİR BİLİNDİ,
BİRDE İKİ SİLİNDİ.
BUNU BİLEN SEVİNDİ
 
VUSLAT HALİNDE SÖZ YOKTUR
 
BU YOL, İMHA YOLU DEĞİL, İHYA YOLUDUR!
 
HER İLİM İÇİN BEYAN,
HER BEYAN İÇİN LİSAN,
HER LİSAN İÇİN TAAT,
HER TAAT İÇİN BIR EHİL GEREKLİDİR!
 
İLMİNE İRFAN İSTEYEN GELSİN
 
RIZA'YA TÂLİP OLMAK İÇİN,
EMRE TÂBİ OLMAK GEREKİR
 
BİRİNE KUL OLACAKSIN Kİ BİNİNE KUL OLABİL,
BİNİNE KUL OLACAKSIN Kİ BİRİNE KUL OLABİL
 
MECZUB OLMAMAK, CAZİP OLMAK GEREK!
 
TAKVA EHLİ,
KENDİSİNİ SADECE KENDİSİYLE KIYASLAYANDIR
 
DEVE HACI OLMAZ, GİTMEKLE MEKKE'YE,
EŞEK DERVİŞ OLMAZ, TAŞ TAŞIMAKLA TEKKE'YE
 
BİR DÜNYAYA İKİ FİRAVUN SIĞMAZMIŞ,
BİR KİLİMDE KIRK DERVİŞ YATARMIŞ
 
DERVİŞ MÜLHİME'YE ERMEDEN MÜRŞİT'LE;
KUL MUTMAİNNE'YE ERMEDEN ALLAH'LA MUHATTAB OLAMAZ
 
DERVİŞ HİÇ OLMAZSA(EN AZ),
MÜLHİME'DE OLUR
 
DERVİŞ AMACI NİYETTE GÖRÜR
 
DERVİŞ'İN BİRİNCİ GÖREVİ,
SIR SAKLAMAKTIR
 
DAHA ÖNCE GİTTİĞİ YERİ BİLMEYENE HAYVAN
BİLDİĞİ YERE GİDENE DERVİŞ DENİR
 
HÜRSÜN, HESABINI VERİRSİN
 
ERBÂBINA KONUŞULUR
 
SOHBETİN HAKKI DİNLEMEKTİR
 
CEMİYETİNİZDE MUHABBETİ YAYINIZ
 
DERTLİLERE DEVÂ
HASTALARA ŞİFÂ
BORÇLULARA EDÂ
 
MUHABBET OLMADAN SADAKAT OLMAZ.
 
MUHABBET BİR ANAHTARDIR AÇAR BAB-I DİLİ ELBET
MUHABBET MANEVİ GÜLDÜR, KOKAR, MECLİS OLUR CENNET
 
ÖYLE BİR MUHABBET ORTAYA KOYARLAR Kİ,
SENİ SANA UNUTTURURLAR
 
MUHABBET'TEN MUHAMMED OLDU HASIL,
MUHAMMED'SİZ MUHABBET'TEN NE HASIL?
 
HZ. MUHAMMED'İN DUY ADI MUHAMMED
HUY ADI MUSTAFA
SOY ADI ALLAH
 
SIDDIKİYET MAKAMININ/YOLUNUN BAŞLANGICI KİŞİDE,
MAKAMI ALLAH'A AİTTİR
 
GÖNÜLDEN KABUL EDECEKSİN Kİ,
BEREKETİNİ ELBET GÖRÜRSÜN
 
AMELLERİN EN HAYIRLISI,
AZ DA OLSA SÜREKLİ OLANDIR
 
GÜL ALIR, GÜL SATARLAR
GÜLDEN TERAZİ YAPARLAR
GÜLÜ GÜLLE TARTARLAR
ÇARŞI PAZARI GÜLDÜR GÜL
 
HAYAT-I CÂVİDÂNI ŞEYHİMDEN SUAL ETTİM,
"OĞUL, ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK GEREK" DEDİ, İNTİKAL ETTİM
 
ANA RAHMİ'NDEN DOĞDUK, GELDİK PAZARA
BİR KEFENİ ALDIK, DÖNDÜK MEZARA
 
AŞK'A İTİBARINIZ VAR MI?
 
YANMAKTIR KÂRIM
ÂTEŞİ AŞKA
 
ŞERLERİN EN BÜYÜĞÜ HİÇBİR ŞEY YAPMAMAKTIR
 
MÜNÂFIK'IN AMELİ, NİYETİNDEN,
MÜMİN'İN NİYETİ, AMELİNDEN HAYIRLIDIR
 
AMELİ ÂDETTEN AYIRAN ŞEY NİYETTİR
 
NİYET HAYIR, AKIBET HAYIR
 
BULAMAMIŞ OLMAK, YOK ANLAMINA GELMEZ
 
KALBİN AKSİ KÂİNAT
KALP İÇİNDE SIRR-I ZÂT
 
 
 
 
GEL İBRAHİM'DEN İSMAİL'E
GEL DEHLİZ'DEN HANE'YE
GEL DIŞ'TAN İÇ'E
GEL NEFİS'TEN RUH'A
GEL HALK'TAN HALVET'E
GEL SEVGİSİZLİK'TEN SEVGİ'YE
GEL ŞEKİL'DEN MANA'YA
GEL YOKLUK'TAN VARLIĞA
GEL GÖZ'DEN KALP GÖZÜ'NE
GEL AĞAÇLAR'DAN TOHUM'A
GEL KABUK'TAN ÇEKİRDEĞE
GEL FİKİRLER'DEN CEBBAR'A
GEL SOPA'DAN VURAN'A
GEL DAİRE'DEN NOKTA'YA
GEL GAFLET'TEN HUZUR'A
GEL UNUTKANLIK'TAN İRFAN'A
GEL TELAFFUZ'DAN ZİHNE
GEL ECNEBİLER'DEN DOST'A
GEL DAL'DAN KÖK'E
GEL BAŞKASI'NDAN KENDİN'E
GEL KALB'DEN KALIB'A
GEL DEĞİRMEN'DEN SU'YA
GEL HALK'TAN EMRE
GEL İTİRAZ'DAN TESLİM'E
GEL VÜCUT'TAN FENA'YA
GEL İÇMEK'TEN SUSUZLUĞA
GEL YATAK'TAN HASIR'A
GEL BAKIŞLAR'DAN AN'A
GEL CEHİL'DEN İRFAN'A
GEL NEFSİN'DEN RABBİN'E GEL AŞIK'TAN GÜZEL'E
GEL EŞİK'TEN MECLİS'E
GEL TEDBİR'DEN TAKDİR'E
GEL HAPİS'TEN FÜTUH'A
GEL ÇOKLUK'TAN TEKLİĞE
GEL KORKU'DAN SEVGİ'YE
GEL İNSANLAR'DAN MEVLÂ'YA
GEL YALNIZLIK'TAN KAVUŞMAYA
GEL ŞEKİL'DEN SİYRET'E
GEL SIFATLAR'DAN ZAT'A
GEL YAPMACIKLIK'TAN SEVGİ'YE
GEL SEÇİCİLİK'TEN SEÇİLMİŞLİĞE
GEL KALEM'DEN KÂTİB'E
GEL SÜT'TEN TEREYAĞI'NA
GEL KARANLIK'TAN NUR'A
GEL CEHENNEM'DEN CENNET'E
GEL SÖZ'DEN HAL'E
GEL DÜŞMANLAR'DAN ŞEVKATLİ'YE
GEL HİCRAN'DAN VASLA
GEL KUSUR'DAN ZİYNET'E
GEL NAKIŞLAR'DAN NAKKAŞ'A
GEL ZİRVE'DEN HAVA'YA
GEL ÂRAZ'DAN CEVHER'E
GEL HAREKET'TEN SÜKÛN'A
GEL FENA'DAN BEKÂ'YA
GEL GÜÇ'TEN EYLEM'E
GEL YEMEK'TEN TAZE SÜT'E
GEL HAYAL'DEN GERÇEĞE
GEL I BULUŞA
GEL RABBİN'DEN NEFSİN'E
GEL KAPI'DAN HALVET'E
GEL ECNEBİLER'DEN AİLE'YE
GEL KALIP'TAN KALBE
GEL HALK'TAN YARATICI'YA
GEL ŞEHVET'TEN LEZZET'E
GEL AKIL'DAN AŞK'A
GEL FÂNİ'DEN BÂKİ'YE
GEL RAKİP'TEN DOST'A
GEL DALGALAR'DAN DENİZ'E
GEL ÂLEM'DEN KALBİN'E
GEL ŞEKİLLER'DEN ŞU AN'A
GEL PERDELER'DEN PERDEDAR'A
GEL HARFLER'DEN NOKTA'YA
GEL SAYILAR'DAN TEK'E
GEL CAHİLLİK'TEN İLME
GEL YANSIMA'DAN AYNA'YA
GEL ALAKALAR'DAN FERD'E
GEL AHMAK'TAN AKILLI'YA
GEL UYKU'DAN UYKUSUZLUĞA
GEL GÖLGE'DEN ŞAHSA
GEL TOZ'DAN RÜZGÂR'A
GEL İSİMLER'DEN ZAT'A
GEL ENDİŞE'DEN TEVEKKÜL'E
GEL NAHOŞLUK'TAN RIZA'YA
GEL TOKLUK'TAN AÇLIĞA
GEL KONUŞMAK'TAN SÜKÛT'A
GEL SEFER'DEN HAZAR'A
GEL BORÇ'TAN NAKİT'E
GEL DÜŞÜNCE'DEN ZAHİR'E
GEL BÂTIN'DAN ZAHİR'E
GEL ARKADAŞLAR'DAN SOHBET'E
GEL DAĞLAR'DAN DÜZLÜĞE
GEL SEBEBLER'DEN RABB'E
GEL RIZIK'DAN RAZIK'A
GEL ZİLLET'TEN İZZET'E
GEL FİKİR'DEN ŞEVK'E
GEL ŞARAP'TAN SAKİ'YE
GEL HASTALIKLAR'DAN HEKİM'E
GEL ÖMÜR'DEN ZAMAN'A
GEL KALBİN'DEN RABBİN'E
GEL EVHAM'DAN AŞİKÂRLIĞA
GEL AT'TAN BİNİCİ'YE
GEL SÖZ'DEN NÜKTE'YE
GEL İSİMLER'DEN MAKSUD'A
GEL GAZAB'DAN HOŞGÖRÜ'YE
GEL HAYAT'TAN ÖLÜM'E
GEL DİKEN'DEN GÜL'E
GEL ZALİM'DEN MERHAMETLİ'YE
GEL KÖPÜK'TEN NEHİR'E
GEL AKİS'TEN ÇEHRE'YE
GEL ŞÜPHELİ'DEN AŞİKÂR'A
GEL TOZ DUMANDAN
GEL TEDBİR'DEN TEFVİZ'E
GEL ÖNLEM'DEN ALLAH'IN KAZASI'NA
GEL TEMBELLİK'TEN ÇALIŞKANLIĞA
GEL HALK'TAN EVLER'E
GEL HABER'DEN NAZAR'A
GEL TEFRİKA'DAN VECD'E
GEL GAYİP'TEN HAZIR'A
GEL İLK'TEN AHİR'E
 
ŞEYH İSMAİL FAKİRULLAH HAZRETLERİNİN TALEBESİ İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİNE VERDİĞİ 120 YANIT.
 
 
 
 
SELÂM SANA EY RUH'UM
SELÂM SANA EY ASL'IM
SELÂM SANA EY NUR'UM
SELÂM SANA EY GÜNEŞ'İM
SELÂM SANA EY ARKADAŞ'IM
SELÂM SANA EY DELİL'İM
SELÂM SANA EY TAC'IM
SELÂM SANA EY GÖZETİCİ'M
SELÂM SANA EY ARSLAN'IM
SELÂM SANA EY SIR'RIM
SELÂM SANA EY İSTEĞİM
SELÂM SANA EY İRFAN'IM
SELÂM SANA EY ŞEVK'İM
SELÂM SANA EY KIBLE'M
SELÂM SANA EY DELİL'İM
SELÂM SANA EY KALB'İM
SELÂM SANA EY GÖĞSÜM
SELÂM SANA EY AKL'IM
SELÂM SANA EY MAKSUD'UM
SELÂM SANA EY CÖMERTLİĞİM
SELÂM SANA EY RAHMET'İM
SELÂM SANA EY ÇEŞME'M
SELÂM SANA EY İSM'İM
SELÂM SANA EY MEDH'İM
SELÂM SANA EY MEDET'İM
SELÂM SANA EY KULAĞ'IM
SELÂM SANA EY RUH'UM
SELÂM SANA EY ŞEVK'İM
SELÂM SANA EY BABA'M
SELÂM SANA EY ZAHİR'İM
SELÂM SANA EY GEMİCİ'M
SELÂM SANA EY VASL'IM
SELÂM SANA EY SÜRUR'UM
SELÂM SANA EY FÜTUH'UM
SELÂM SANA EY YOL'UM
SELÂM SANA EY HİDAYET'İM
SELÂM SANA EY MİRAC'IM
SELÂM SANA EY YAKIN'IM
SELÂM SANA EY CİĞER'İM
SELÂM SANA EY SETR'İM
SELÂM SANA EY SEVDİĞİM
SELÂM SANA EY REHBER'İM
SELÂM SANA EY ZEVK'İM
SELÂM SANA EY KÂBE'M
SELÂM SANA EY SULTAN'IM
SELÂM SANA EY CENNET'İM
SELÂM SANA EY DOLUNAY'IM
SELÂM SANA EY KALB'İM
SELÂM SANA EY SEVGİLİ'M
SELÂM SANA EY VARLIĞIM
SELÂM SANA EY İZZET'İM
SELÂM SANA EY OKYANUS'UM
SELÂM SANA EY SURET'İM
SELÂM SANA EY VARLIĞIM
SELÂM SANA EY İMDAD'IM
SELÂM SANA EY BÜTÜN'ÜM
SELÂM SANA EY LİSAN'IM
SELÂM SANA EY KUVVET'İM
SELÂM SANA EY ANNE'M
SELÂM SANA EY BATIN'IM
SELÂM SANA EY GEMİ'M
SELÂM SANA EY GÖNLÜM
SELÂM SANA EY HUZUR'UM
SELÂM SANA EY DOST'UM
SELÂM SANA EY EFENDİ'M
SELÂM SANA EY GÖZ'ÜM
SELÂM SANA EY SIĞINAĞIM
SELÂM SANA EY HOCA'M
SELÂM SANA EY İLM'İM
SELÂM SANA EY ENİYSİM
SELÂM SANA EY SEVGİLİ'M
SELÂM SANA EY DERMAN'IM
SELÂM SANA EY EMEL'İM
SELÂM SANA EY SU VEREN'İM
SELÂM SANA EY SIRT'IM
SELÂM SANA EY BOSTAN'IM
SELÂM SANA EY CAN'IM
SELÂM SANA EY DOST'UM
SELÂM SANA EY AYNA'M
SELÂM SANA EY RUHSAT'IM
SELÂM SANA EY DIŞ ÂLEM'İM
SELÂM SANA EY İSTEYEN'İM
SELÂM SANA EY TEVHİD'İM
SELÂM SANA EY YOKLUĞUM
SELÂM SANA EY EFENDİ'M
SELÂM SANA EY AZİZ'İM
SELÂM SANA EY VAKTİ'M
SELÂM SANA EY ÂDEM'İM
SELÂM SANA EY EVVEL'İM
SELÂM SANA EY YÜCELİĞİM
SELÂM SANA EY HAZİNE'M
SELÂM SANA EY MURAD'IM
SELÂM SANA EY GÜZELLİĞİM
SELÂM SANA EY ŞEFKATLİ'M
SELÂM SANA EY DAYANAĞIM
SELÂM SANA EY ZİYNET'İM
SELÂM SANA EY İNAYET'İM
SELÂM SANA EY AVCI'M
SELÂM SANA EY HİLM'İM
SELÂM SANA EY CELİS'İM
SELÂM SANA EY TABİB'İM
SELÂM SANA EY ŞİFA'M
SELÂM SANA EY ZENGİNLİĞİM
SELÂM SANA EY DERMAN'IM
SELÂM SANA EY YARDIMCI'M
SELÂM SANA EY REYHAN'IM
SELÂM SANA EY GÜNEŞ'İM
SELÂM SANA EY GÜZEL'İM
SELÂM SANA EY ZAT'IM
SELÂM SANA EY FIRSAT'IM
SELÂM SANA EY İÇ ÂLEM'İM
SELÂM SANA EY CEZBEDEN'İM
SELÂM SANA EY TA'ZİM'İM
SELÂM SANA EY İFTİHAR'IM
SELÂM SANA EY SULTAN'IM
SELÂM SANA EY LEZZET'İM
SELÂM SANA EY ŞEREF'İM
SELÂM SANA EY ÂLEM'İM
SELÂM SANA EY ÂHİR'İM
SELÂM SANA EY TILLO'LUM
 
İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİNİN, ÜSTADI İSMAİL FAKİRULLAH HAZRETLERİNİ İLK GÖRDÜĞÜNDE VERDİĞİ 120 SELÂM.
 
 
 
 
EVVEL TEVHİD'İ ZİKR ET
SONRA CÜRM'ÜNÜ FİKR ET
VAR YOLUNA, DOĞRU GİT
DERVİŞ OLAYIM DERSEN
BİR ŞEYH'İ KÂMİL ARA
NİÇİN OLDUN AVÂRE
HEMEN SÖZ TUT BİÇÂRE
DERVİŞ OLAYIM DERSEN
RÜYAYA YALAN KATMA
ELDEN SÖZ ALIP SATMA
VAKTİ SEHERDE YATMA
DERVİŞ OLAYIM DERSEN
HER YERDE AYAK BASMA
İHSANDAN ELİN KESME
ÇOK SÖZE KULAK ASMA
DERVİŞ OLAYIM DERSEN
GAFLET İLE ÇALIŞMA
ÇOK GEZMEYE ALIŞMA
HİÇBİR ŞEYE İLİŞME
DERVİŞ OLAYIM DERSEN
HAK SÖZE İNAT ETME
REFİKSİZ YOLA GİTME
EYVALLAH'I TERK ETME
DERVİŞ OLAYIM DERSEN
ŞEYHLİKTE KUSUR GÖRME
MECLİSİNDE ÇOK DURMA
NAFİLE YERE YORMA
DERVİŞ OLAYIM DERSEN
HARAM LOKMAYI YUTMA
HİÇKİMSEYE KİN TUTMA
ŞEYH VEFA'YI UNUTMA
DERVİŞ OLAYIM DERSEN
 
 
 
ÂŞIK OLDUR KİM KILÂR CANIN FEDA CÂNÂNINA

MEYL-İ CÂNÂN ETMESİN HER KİM Kİ KIYMAZ CÂNINÂ
 
CÂNI KİM CÂNÂNI İÇİN SEVE CÂNÂNIN SEVER

CÂNI İÇİN KİM Kİ CÂNÂNIN SEVER CÂNIN SEVER
 
 
 
GÖSTER CEMÂLİN ŞEMİNİ
YANSIN ODA PERVÂNELER
DEVLET DEĞİL Mİ ÂŞIKA
ŞEMİNE KARŞI YÂNELER
CEVR Ü CEFA ETMEK İLE
ŞEMSİ SENİ TERK EYLEMEZ
SEN SANMA Kİ SENİ SEVEN
HÂŞÂ SENDEN USÂNELER
 
 
 
KENDİ HÜSNÜN HÛBLAR ŞEKLİNDE PEYDA EYLEDİN
ÇEŞM-İ ÂŞIKDAN DÖNÜP SONRA TEMÂŞÂ EYLEDİN
 
 
 
DİNLEYEN DİNLENİR
( DİNLEYENİ DİNLERLER )
DİNLEYEN DİNLENİR
( DİNLEYEN RAHAT EDER )
DİNLEYEN DİNLENİR
( DİNLEYEN DİN SAHİBİ OLUR )
 
 
 
ÂRİF SEYREDER
ÂLİM KELÂM EDER
KÂMİL SÜKÛT EDER
CÂHİL İNAT EDER
AHMAK LAKLAK EDER
 
 
 
EDEB YA HÛ
( Edeb'i bilen içindir. Edebsizliğe uyarı için değildir. Edebsize gösterilmez! (Hatta, yeri geldiğinde uyarmak/göstermek edebsizliktir. ) )
 
 
 
SUİZAN'DAN(KÖTÜ DÜŞÜNCEDEN) ÖNCE 70 NEDEN ARA,
BİR NEDEN BULAMADIĞINDA, "BİLMEDİĞİM 71. NEDEN VARDIR" DE!
 
 
 
DAMLAMIZ DERYAYA SALDIK BİZ BUGÜN
DAMLA NİCE ANLAR
DERYA OLAN ANLAR

HAYVAN NİCE ANLAR
HAYRAN OLAN ANLAR
 
 
 
TEKKELER
AZİZ MAHMUD HÜDAİ TEKKESİ
Üsküdar'da Doğancılar semti, Ahmet Çelebi Mahallesi'nde bulunmaktadır. Celveti tarikatı kurucusu Şeyh Aziz Mahmud Hüdai tarafından 1594-95 yıllan arasında yaptınlmıştır.Tekke külliye şeklinde olup mutfak, mezarlık, türbe, cami, tevhidhane, kütüphane, kadınlar bölümü ve evler bulunmaktadır.
Celveti tarikatı kişinin kendi benliğinden sıyrılarak topluma geri dönmesi gerektiğini, hem halk hem de Hak'la bir olduklarını kabul ederler. Celveti ayinlerine fatiha ve kelime-i tevhid ile başlanır. İlahiler, diğer tarikat ayinlerinden farklı olarak solo okunur, zikr esnasında zikredenler bedenlerini sağa eğerek, başlarını da sağa sola çevirerek hareket ettirirler. Ayin şeyhin duasıyla sona erer.
 
HÜSAMEDDİN UŞŞAKİ TEKKESİ
Kasımpaşa'da, Hacı Ahmet Efendi Mahallesi, Pir Hüsamettin Sokağı'ndadır. Şeyh Hasan Hüsameddin Uşşaki tarafından 16. yüzyılın son çeyreğinde kurulmuştur. Bazı kaynaklar ise tekkenin şeyhe III. Murad tarafından ihsan edildiğini belirtmektedir. Tekke'de tevhidhane, türbe, hazire, erkekler bölümü, kadınlar bölümü, mutfak ve şadırvan vardır. Ancak Cumhuriyet'le birlikte kapatılan tekke harap olmuş, 1982 yılında onarılmış ancak özgün yapısını kaybetmiştir.
Uşşaki Tarikatı Halvetiliğe bağlıdır ve 1592 veya 1594 yılları arasında Şeyh Hasan Hüsameddin Uşşaki tarafından kuıulmuştur. Uşşaki ayinlerinde cumhur ilahi, usul ilahisi, devran ilahisi gibi beste biçimleri icra edilir, zikir yapılır, ilahiler ve özel olarak düzenlenmiş dua demek olan gülbank okunur.
 
KADİRHANE
Tophane'de Firuz Ağa Mahallesi'nde Kâdiriler Yokuşu'nda yer almaktadır. 1166 yılında Abdülkadir Geylani tarafından Bağdat'ta kurulan Kadiri tarikatının İstanbul'daki merkezi olan tekke, 1630 yılında Hacı Piri tarafından inşa ettirilmiştir. Kadınlar Bölümü, Şeyh İsmail Rûmi Türbesi, mezarlık, erkekler bölümü, tevhidhane, cami, mutfak, kiler, bahçeler ve misafirhane bölümleri vardır.
Bu tekke İstanbul'daki tasavvuf kültürünün en parlak temsilcilerinden biridir. Tarikat ayinleri mensupları tarafından halen icra edilmektedir. Bu ayinlerde ayakta halka oluşturulup, bel hizasına kadar eğilip doğrularak veya beden ve baş sağa sola döndürülerek müzik eşliğinde dualar okunmakta, Allah'a ve Peygamber'e duyulan hürmet dile getirilmektedir.
 
KAŞGARİ TEKKESİ
Eyüp'te Karyağdı Sokağı üzerindedir. Şeyh Yekçeşm el-Hac Mürteza Efendi tarafından 1745- 46 yıllarında yaptırılmıştır. Tekke'de cami, tevhidhane, kadınlar bölümü, erkekler bölümü, mutfak ve hamam bulunmaktadır. Kaşgâri Tekkesi Nakşibendi tarikatına bağlıdır. Tekke'nin son şeyhlerinden olan Seyyid Abdülhakim Arvasi etkileyici fikirleri ve şahsiyeti ile ünlü yazar Necip Fazıl Kısakürek'in eserlerine sık sık konu ve kaynak teşkil etmiştir. Nakşibendi ayini zikr-i hafi denilen sessiz zikir ve müzik eşliğinde yapılan zikr-i cehri denilen sesli zikr olmak üzere iki farklı biçimde yapılmaktadır.
 
CERRAHİ TEKKESİ
Karagümıük'de Canfeda Camii Sokağı'ndadır. Sultan III. Ahmed tarafından 1703 yılında Nureddin Cerrahi için yaptırılmıştır.Tekkede, tevhidhane, türbe, erkekler bölümü, kadınlar bölümü bulunmaktadır. Özgün unsurlarını yitirmeden varlığını devam ettirebilen nadir tekkelerdendir.
Halvetilik'ten kol alan Cerrahi ayinleri bütün Halvetilerde olduğu gibi halka oluşturarak ve dönerek icra edilir. Ayinlerde Kur'an-ı Kerim, ilahiler ve tarikatın özel bir duası olan gülbank okunur, Cerrahi müziklerinin Türk Tasavvuf Musikisi'ne de önemli katkıları olmuştur.
 
ÖZBEKLER TEKKESİ
Üsküdar'da Hacı Hesna Hatun Mahallesi, Servili Köşk Sokağı üzerinde bulunmaktadır. 1752-53 yıllarında Abdullah Paşa tarafından kurulmuştur. Tekkenin ilk şeyhi Seyyid Hacı Hace Abdullah Efendi'dir. İlk kuruluşunda küçük ve sade bir yapı olan tekke, daha sonra yapılan eklemelerle tam teşekküllü bir tarikat tesisi haline gelmiştir. Tekke, derviş hücreleri, kadınlar kısmı, erkekler kısmı, mutfak, mescid-tevhidhane, bahçe ve mezarlıktan oluşmaktadır.
Özbekler Tekkesi Nakşibendi tarikatine bağlı ve sesli zikri benimseyen bir tekke olmuş, son döneminde aynı. tarikatın Halidi kolunu temsil etmiştir. Yüzlerce yıl Orta Asya'dan İstanbul'a gelen seyyah dervişlere barınak görevi gören tekke Kurtuluş Savaşı'nda da önemli bir rol oynamıştır. Tekkenin son şeyhi hukukçu Ata Efendi Kuva- yı Milliye hareketine destek vermiş, Karakol Cemiyeti'ne üye olarak İstanbul'dan Anadolu'ya silah kaçırılmasında, gönüllülerin Anadoluya kaçmasında tekke bir merkez rolü üstlenmiştir. 1994 yılında restore edilen tekke faal değildir.
MEVLEVİHANELER
Konya'da Mevlana Celaleddin Rumi adına oğlu Sultan Veled tarafından 13. yüzyıl sonlarında kurulan Mevlevi Tarikatı mensuplarının bulunduğu tekkelere Mevlevihane denmektedir. Mevlevihaneler genellikle külliye biçiminde planlanmıştır. Merkezinde semahane, çevresinde türbe, mezarlık, Meydan-ı Şerif ve mescid yeralır.
Sema ayini adıyla tanınan Mevlevi ayininde önce namaz kılınır, Mesnevi beyitleri açıklanır, Naat'ı Mevlana okunur ve ney, rebab, kemençe, kudüm ve zil çalgılarıyla icra edilen müzik eşliğinde sema yapılır Detaylı bir yapıya sahip olan sema esnasında, semazenler sağ elleri yukarıya, sol elleri aşağıya bakar bir biçimde dönerler. Mevlevihaneler günümüzde de varlıklarını sürdürmektedir. En büyük tekkeler Galata, Yenikapı, Kasımpaşa, Beşiktaş ve Üsküdar Mevlevihaneleridir.
 
SÜMBÜL EFENDİ TEKKESİ
Kocamustafapaşa semtinde, Ali Fakih Mahallesi'nde Kocamustafapaşa Külliyesi içindedir. 1490 yılında Sadrazam Koca Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır.Tekke, bünyesinde yer aldığı külliyenin merkezini oluşturmaktadır. Bizans döneminde manastır olarak inşa edilip, sonradan camiye dönüştürülmüş olması nedeniyle iki ayrı mimari tarzın sentezi halindedir. Derviş hücreleri, cami-tevhidhane, kadınlar bölümü ve türbe gibi kısımlan vardır.Halvetiliğin Cemalilik kolundan ayrılan Sünbüli'lik, merkez tekkesi. İstanbul'da bulunan ilk tarikattır.Sünbüli ayinlerinde müzik eşliğinde ilahiler okunur, zikr yapılır. Sünbüli tekkelerinden ünlü musiki sanatçıları da yetişmiştir.
 
ŞAHKULU SULTAN TEKKESİ
Kadıköy'de, Merdivenköy Mahallesi'nde yer alır. İstanbul çevresindeki en eski Türk yapılanndandır. Bazı kaynaklara göre 1329 yılında Bizans- Osmanlı Pelekanon Savaşını Osmanlıların kazanmasından sonra Orhan Gazi tarafından bir Ahi zaviyesi olarak kurulmuştur. Burası uzun yıllar savaşcı kolonizatör dervişlerin Bizans'ı gözetleme faaliyetini üstlendiklerini ileri karakol niteliğini taşımıştır. Tekkenin ilk şeyhi olarak kabul edilen Şah Kulu'nun yaşamı kesin olarak bilinmemekle birlikte Bizanslılarca katledildiğine inanılmaktadır. Ayrıca farklı rivayetler de anlatılmaktadır. 15. yüzyıl sonlarında tekke Ahilerden Bektaşilere intikal etmiştir. Tarikat bundan sonra da Osmanlı topraklarındaki en önemli tekkelerinden biri olmuştur. Tekkenin dervişlere ikametgah, ahırlar, kadınlar bölümü, aşevi, ayinlerin icra edildiği meydan evi, hamam, Şahkulu Sultan'ın türbesi çamaşırhane kısımlan vardır. Tekke'de Bektaşiliğe özgü semboller ile Osmanlı ampir üslubu bir arada yer almaktadır.
Hacı Bektaş Veli tarafından kurulan Bektaşilik tarikatında cem ayinleri kadın-erkek karışık yapılır. Ayin özel dua ve zikirlerin okunmasıyla başlar ve gülbank olarak isimlendirilen bir duanın okunmasıyla sona erer. Ayrıca saz eşliğinde semah ayini denen bir dini raks icra edilir.
 
YAHYA EFENDİ TEKKESİ
Beşiktaş'ta, Yıldız mahallesi, Yahya Efendi Çıkmazı'nda yeralmaktadır. Şeyh Yahya Efendi tarafından 1538'de kurulmuştur. Tekke mescid, tevhidhane, medrese, hamam, mezarlık ve çeşitli evlerden oluşan bir külliye niteliğindedir. Tekkeye zaman içinde farklı mekanlar eklenmiştir. Bu durum yapıyı girift ve aynı zamanda organik bir hale getirmiştir. Tekkenin bir diğer özelliği ise mimari yapıların doğal çevre ile kurduğu yakın ilişkidir. Yahya Efendi Tekkesi, postnişin olan Yahya Efendi zamanında Üveysilik olarak adlandırılan tasavvuf ekolüne bağlanmıştır. Daha sorıra tekke Kadiriliğe ve Nakşibendiliğe intisap etmiş ancak Üveysiliğin etkisi de devam etmiştir.
 
Kaynak: İstanbul Büyükşehir Belediyesi

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=